JAMES BOND
James Bond, Türk olsaydı...
Şimdi orijinal MI6’da çalışıyor ya. Bunun Türkiye versiyonu ne? MİT.
Bu, MİT’te çalışıyor diyelim. Adı ne olsun? Cengiz Bot. İngiltere’de bu nasıl anılıyor? Kod adı: 007 James Bond.
Bizde öyle kısa sicil olmaz. Memleketi, vatandaşlık sicil numarası, kütük numarası, cilt numarası vb. olmalı.
Adam sadece 007 James Bond diyor. Bizimkisi: “Cengiz Bot, Kağızman, cilt 11 sayfa 8, Hacı Türbek Mahallesi’ne kayıtlı, TC numarası 22070403292, dini İslam”.
Durum bu. Peki, James Bond nereye takılıyor? Bar, beş yıldızlı lüks oteller vb. Bizimki bu maaş ve ortamda, en fazla Ulus’taki kaşık pavyonlarına ya da Sakarya’daki SSK Hanı’nda bulunan türkü barlarına takılabilir. Şimdi, orası gürültülü, karanlık. James Bond’un en havalı sahnesi nedir? Otelin barında, yanındaki yirmi beş yaşındaki afete dönüp “My name is Bond, James Bond” dediği sahne.
Bizde nasıl olur bu sahne? Önce size kaşık pavyonunu anlatayım. Evinde oturan mutsuz ya da bekâr ne kadar abaza varsa gidiyorlar pavyona. Ellerine birer tahta kaşık veriliyor, tükenmezle isimlerini kaşığa yazıyorlar. Ortada bir sahne var, sahnede (olabilecek en teknik ve uygun kelimeyle anlatıyorum) iki karı oynuyor. Hanımlar, torbadan çekiyor iki kaşık. Kimin adı gelirse o kaşığı alıyor. Ankaralı Turgut’un “Çekirge oyniyaaamassın çekirgeeee” parçası eşliğinde beş dakika kaşıkları birbirine vurarak oynuyorlar.
50 çift erkek gözü de seni hayranlıkla izliyor. Yani ha Schönbrunn Sarayı’na ya da Orangery’de Viyana Filarmoni orkestrası konserine gitmişsin, ha buraya, aynı nezihlik.
Şimdi çekildi kaşık, adın okundu.
– Cengiz Boh.
“Boh değil, Bot” dedin ama elektrosazdan duyulmadı. Aldın kaşıkları, hanımefendilerle karşılıklı oynarken Mustafa Sarıgül’ün sarı güvercinleri gibi guruldanarak dönüyorsun, bir ara karıya