Proust’un yedi ciltlik devasa romanının ilk kitabı olan Swann’ların Tarafı, aslında tüm serinin ruhunu tek başına taşıyan bir başyapıt. Roman üç bölümden oluşuyor: Combray’de geçen çocukluk anıları, Swann’ın Odette’e duyduğu tutkulu ve kıskançlıkla dolu aşkın hikayesi ve anlatıcının genç Gilberte’e duyduğu ilk aşk.
Kitabın en unutulmaz anı hiç şüphesiz madeleine sahnesi. Anlatıcının ıhlamur çayına batırdığı bir kurabiyenin tetiklediği o istemsiz bellek dalgası, Proust’un tüm romana sinmiş temel felsefesini özetliyor: geçmiş kaybolmaz, sadece bir duyunun dokunuşunu bekler. Bu kısmı sinema filminde izlemişim gibi okudum. O kurabiyeyi çaya batırdığı andan itibaren bir flashback yaşanmış gibiydi.
İkinci bölümde ise Swann’ın aşkı, neredeyse ayrı bir roman gibi işlenmiş. Kıskançlık, arzu ve sahip olamadığın şeye duyulan takıntılı bağlılık anlatılmış. Son bölümde ise anlatıcının Swann’ın kızına duyduğu aşka yer verilmiş. Proust’un uzun ve müzikal cümleleri gerçekten sabır istiyor ancak o ritme bir kez girince bırakmak zorlaşıyor. Yavaş okunan, üzerinde düşünülen bir kitap. Belki kafa yapısı olarak bu kitaba hazır değildim ama yine de uzun zamandır ertelediğim için bir gayret okudum. Ancak kalan altı kitabı peş peşe okumayı düşünmüyorum. Aralara farklı okumalar eklemem biraz soluklanmam gerekiyor.