Bir miktar spoiler içerir.
Aforizmalar kitabını incelemeden önce bilmeyenler için aforizmanın kelime anlamına bir bakalım. Aforizma; özlü söz demektir. 1983-1931 yılları arasında yaşamış olan ressam, şair ve filozof Halil Cibran'a ait bu kitabı uzun zamandır merak ediyordum. Eminim birçoklarımız da kitaptan çıkan o güzel alıntıları görünce okumak istediler bu kitabı.
Öncelikle kitabın bir çırpıda bitirilmemesi gerektiğini, üzerine uzun uzun düşünülmesi gereken cümleler olduğunu düşünmekteyim. Bazı sözler beni alıp başka diyarlara götürdü ve uzun uzun kafa yordum. Kitabı okurken birçok not tuttum. Genel anlamda kitabı çok beğendim. Ancak bazı konularda Halil Cibran ile ayrıştığım oldu. Özellikle fakirlik ve zenginlik üzerine bir söylemine değinmek istiyorum yazarın.
Kitapta ''En zengin ile fakir arasındaki fark; açlık çekilen bir gün, susuz geçirilen bir saatten ibarettir ancak.'' demektedir. Bu söz üzerine düşündüğüm zaman kendimce ''Zengin ile fakir arasındaki fark bu değildir. Zenginlik sana hayatın kapılarını açar, hayatın o leziz şarabından doya doya içmeni sağlar, zenginin yaşadığı hayattır (sağlık olduğu sürece). Fakirinki ise avunmak, kendini kendisine verildiği yada elde edebildiği kadarıyla avutmak. Hayalleri bile başkadır zengin ile fakirin. Biri aşk düşünür, biri aş! Biri yapacağı tatili düşünür, biri üşümemeyi ve barınma ihtiyacını düşünür. Neden zengin bir adamın ağzından çıkıyor bu cümle? Madem fakirlik güzeldir, siz neden varlık içindesiniz. Fakir bir birey gününün çoğunu çalışarak ve hesap yaparak geçirirken bir zengin hayal dünyasının, maddi ve manevi zevklerinin peşinden koşabilir. Nedir sizin bu fakirliği övüşünüz? Fakir olmazsa da zengin olmazdı değil mi ? Madem bu kadar güzel fakirlik insin zenginler o fakirlerin