serkan eken

serkan eken
@serkaneken

serkan eken

, bir kitap okudu
Puan vermedi·383 syf.·
Beğendi
·
1095 günde okudu
·
2025 1. kitabı
Thea Alexander
8.7/10 · 1.493 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?

serkan eken

, bir kitabı yarım bıraktı
Gülten Dayıoğlu
8/10 · 3.190 okunma

serkan eken

, bir kitabı yarım bıraktı
Friedrich Nietzsche
8/10 · 47,7bin okunma
Evrenin Sırrı Üzerine - Anunnakiler (Sümer Miti)
Evrenin Sırrı Üzerine - Anunnakiler (Sümer Miti) Yüzünü çevreleyen siyah gagalı maskesinin tüylerini okşarken düşünüyordu. “Olmayacak sanırım, onlar doğaya hükmedebiliyorlar.” “Benim eserlerim yalnızca birer kopya, işlevsiz birer kopya…” Derken hamamın suyunun hazır olduğunu haber veren bir hizmetkar geldi. Dağıttı bütün düş bulutlarını. Rolüne devam edecekti. Umut tohumları ekmişti kalabalığa. Kırbaçla itaat etmemişlerdi. Umut vermişti. Tanrıların katına, cennete çıkma umudu. Binlerce kişi taş ocağına gidiyor ve geliyordu. Bittiğinde ne yapacaktı? Sonuçsuz bu yatırımı nasıl izah edecekti? Veyahut nereye kaybolmuşlardı bütün o göğün tanrıları? Basamaktan ilk adımını attığında onlar hakkında düşünmekten imtina edeceğine söz verdi kendisine. İkinci adımında bu sözünü bozdu. Merak ediyordu. Neydi amaçları? Neydi bizi vareden düşünce? Elbet öğrenecekti. Ömrü yetmese dahi… Sonsuza dek yaşamaya o anda karar erdi. Bir şekilde muhafaza ettirecekti bedenini. Tüm o doğa bilimcileri, tıp uzmanları boşuna mıydı? Tanrılar… Anunnakiler… Gökten inen elliler… Sahi ya, nasıl hükmediyorlardı doğaya? Bizler aşamıyorduk doğanın kanunlarının sınırlarını. Belki de o nedenle arşa çıkamıyordu piramitlerimiz. Büyünün mümkün olduğu bir mekandan geldiler onlar. Zamandan ve mekandan bağımsız yaşıyorlardı. Tanrı fikrine uygun… Acaba onlar tanrılar mıydı? Yoksa kendi evrenlerinde arayıp erişemedikleri tanrıyı bulmak için bambaşka kanunlarla çevrili bu dünyadaki bizi mi kullanıyorlardı? >> Az kaldı. 21. yüzyılda kendi doğa kanunlarımıza ters düşmeden evrensel iletişimi bulduk. Tıbbı geliştirdik. Uzay kolonileri kurmanın ilk adımını attık. Az kaldı yakalayacağız kendi tanrılarımızı. Bilimle, şüpheyle… Ancak sonra onlarınkini de bulabiliriz. Onlara nihayet yardım edebileceğiz. << Serkan Eken
Mitoloji
Lanthimos Kazası
Lanthimos Kazası Genç adam aylar, belki de yıllar evvelinden tanıdığı birine rastlamıştı, geçtiğimiz hafta. Görüştüler, konuştular, gülüştüler, gülüştüler... Gel bana dedi Tanıdık. Koyuldular yola. Soğuk soğuk esiyordu, İzmir'e has olmayan bir ayazdı. Klasik ve klişe olması pahasına; genç adam ceketini tanıdığın omzuna astı. Devam ettiler yürümeye. Markete girdi Tanıdık, peşinden de genç adam. Birkaç meyve almaya yeltenirken üzümler çekti dikkatlerini. Şarabı hatırlattı salkımlar. Şarap aldılar böylece. Bir de pis bir çerezlik eklediler yanına. Koyuldular yola. Eve vardıklarında hiç yabancı hissetmemişti genç adam, adeta kendi düzeniydi karşılaştığı ev. Mutfak gereçleri, buzdolabı bile... Adeta kendi düzeniydi. Bu çok önemli bir ayrıntıydı. "Bu çok ilginç işte!" diye söylendi. Kendini hiç de yabancı hissetmemesi ta o an bile dikkatini çekmişti. Konuştular, gülüştüler, gülüştüler; bu kez kahve değil, şarap eşliğinde... Film seçtiler ve izlemeye koyuldular. Yorgos Lanthimos'un 'Köpek Dişi' – ‘Kynodontas’ filmini seçmişti Tanıdık. Olur verdi genç adam ve film başladı. Akıllarında yakınlaşmak olan bu ikili; filmin sansürsüz ve çirkince sahneleri karşısında ve de filmin durağanlığı nedeniyle buz kestiler adeta. Derken film bitti. Genç adam veda etti ve ayrıldılar. Bundan belki aylar sonra el ele, diz dizeyken bunu anıp kahkahalarla gülüşeceklerdi belki de... Kim bilir...
Edebiyat