Tuhaf bir paradoks: İnsanlar en dar ve kişisel çıkarlarından hareketle davranıyorlar, oysa davranışları hiçbir zaman olmadığı kadar kitle içgüdülerinin hükmü altında.
[Walter Benjamin]
İnsanoğlu bir misafir evidir,
Her sabah yeni birisi gelir.
Bir sevinç, bir bunalım, bir adilik,
Anlık farkındalıklar gelir.
Beklenmedik ziyaretçiler olarak,
Hepsini karşılayıp gönüllerini hoş et!
Keder kalabalığı halinde
Evini vahşice silip süpürüp
Eşyalarını talan etseler dahi
Yine de her konuğuna onurluca davran.
Belki de terkederler evini
Yeni bir zevk getirme uğruna
Karanlık düşünce, utanç ve garez
Hepsini kapıda gülerek karşıla
Ardından içeri buyur et.
Her kim gelirse gelsin
Şükretmek vazgeçmeyeceğin tek şey olsun
Nitekim her gönderilen
Bir amaca rehberlik etme uğruna gelir.
# İranlı Şair Rumi, 13. yüzyıl
Demek ki ben yalnızca duygulu ve edilgin bir varlık değil, etkin ve zeki bir varlığım. Bu konuda da felsefe ne derse desin, düşünmek onuruna erişmeye hakkım olduğunu ileri sürmek cesaretini göstereceğim. Gerçeğin, şeyler üzerinde düşünce yürüten zihnimde değil, bu şeylerin kendisinde olduğunu ve bunlar hakkındaki yargılarıma kendi zihnimi ne kadar az katarsam, gerçeğe yaklaştığıma o ölçüde daha çok emin olduğumu biliyorum.
Böylece kendimi akıldan çok duyguya bırakma kuralım aklın kendisi tarafından doğrulanmış oluyor.