Lala'lar şehzade dersi anlamadığında dayak atamadıkları için, onun yerine gariban bir çocuğu tokatlarlarmış. İşte o çocuklara "şamar oğlanı" denirmiş...
"Gelmemenin bir vakti yoktur.
İnsan coşkuyla beklerken ne kadar zaman geçerse, o büyük günün yaklaştığına o kadar inanır.
Bir yıl mı geçmiş?
Ne yapalım dersiniz, hazırlanması en az bir yıl sürerdi zaten.
İki yıl mı geçmiş?
Gelmesinin eli kulağındadır."
Sürekli 'veririm ama hakedene' deyip duruyorsunuz.
Bahçenizdeki ağaçlar, çayırdaki sürüler böyle söylemiyorlar ama..
Vermek onların yaşam amacıdır, yoksa ölüp giderler.
Hayat okyanusundan içmeye layık olan, sizin küçük derenizden bir kap su almaya layık değil mi?
Önce siz vermeye layık mısınız ona bakın.
Çünkü hayattır yanlızca her şeyi veren; kendinizi veren el olarak görseniz de aslında sadece tüm bunların şahidinden öte değilsinizdir...