İnsanın nasıl davranması gerektiği konusunda doğruyu bilmesi, o doğruya uygun davranabilmesi anlamına ne yazık ki gelmiyor.(13sf)
Bir yılan sizi sokmak üzereyse, onu öldürme hakkınızın sınırını ancak gücünüz belirler. Gücünüz yetmişse, yerde yatan cansız gövdeye bir haksızlık yapmış sayılmazsınız; tıpkı gücünüz yetmeseydi, yılanın da zalim sayılamayacağı gibi...(127sf)
Meyhaneler sakini ol; iç mihrapları yak, Kabeyi ateşe ver. Fakat ey insan, beni-i Nev’ini( kendi cinsini) incitme!
Hayal de insan gibi diyar diyar gezer.
Hayatın en büyük imkanlarının ve armağanlarının başkalarıyla kurduğum bağ sayesinde karşıma çıktığını düşünmüşümdür her zaman.
Hayatta herkes zorluk yaşar Meryem.
Özelliklede kadınlar (16sf)
Ne kadar çok insan, sırf mutlu olmaları gerektiğine inandıkları için mutsuz oluyordur acaba?
Peki ya mutsuz olan ve sadece bununla değil bir de tüm toplumun mutluluktan mest olmuş görünmesiyle baş etmek zorunda olan onca insana ne demeli?
Görünüşte mutlu olanlar mutluluklarında ısrar ettikçe, mutsuzlar kendileri dışlanmış hissetmezler mi?
Tanrı doğayla bizim içimizde buluşur ve dün yarından farklıdır. İçinde bulunduğumuz an hareket halindeki sonsuzluk, göreceliğin meşru katmanıdır. Görecelik uyum arar, uyum ise sanattır. Yaşam sanatının temeli çevremizdeki yeni şartlara uyum sağlamaktır.