Aşağıya doğru öteki misafirlerin arasında bir kurmay göze çarpıyordu. Sarıșın, sert ve bakınırken gözlerine takılmamak imkânsız! Hacı Adil ara sıra ona dönüyor. Belli ki, rütbesi ile nisbetsiz bir önemi var. Biz meşrutiyetin komitacılık âleminde bu önemlere alışmıştık. Salondan çıktıktan sonra, Hacı Adil'e bu zatın kim olduğunu sordum. - Mustafa Kemal Bey, dedi. Sonra biraz şaşıca gözlerini manalaştırarak, ilâve etti: Yamandır!
Sayfa 31·Kitabı okuyor
"Bazen kader öylesine sert çarpar ki, onu yumuşatmak için bir parçacık fantezi yeter."
Sayfa 29
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"hiç söylemedim ancak..." diyerek masanın üzerinde birleştirdiğim parmaklarımla oynamaya başladım. "adamlara karşı beni koruduğun için teşekkür ederim." şefkatle gülümseyerek, "seni korumayacağımı mı düşünüyorsun?" dedi. "başına bir iş gelse ailenden sonra en çok üzülen ben olurum, mahira. başımıza sürekli iş açan, yaramazlıkları bitmeyen bu kıza zarar gelirse kahroluruz." tereddüt etmeden, "sen de ailemsin," dedim. sancak abinin yeri her zaman özel olacaktı. beklemiyormuş gibi, "ne?" dedi. "ailemsin," dedim yeniden. "ailenim," diyerek şefkatle gülümsedi ve göz kırptı. duygulanmıştım. gözlerim dolmuştu. burnum akmaya başlayınca, elimin tersiyle burnumu silip gülümsedim. "biliyorum," dedim zorlukla konuşarak. "bu yüzden daha dikkatli olacağım." "anlamana sevindim, güzelim," dedi. ayağa kalkarak elini uzattı ve gülümsedi. gözleri ay ışığında parlıyordu ve korumacı göğsü her nefes alıp verdiğinde şefkatle yükseliyordu. "şimdi en sevdiğin jelibonlu dondurmadan yemeye gidelim mi?" uzattığı eline bakarken, kalbim göğsümden fırlayıp kanatlanacak gibiydi. daha önce elini tutmadığımdan değildi ama bedenimdeki heyecan gittikçe artıyordu. "tutmayacak mısın güzelim?" hafif kısık, derinden gelen sesi yutkunmama sebep oldu. elimi uzattığımda zaman kaybetmeden, elimi avcunun içine alarak bedenini kendine doğru çekti. göğsümün göğsüne çarpmasına saniyeler kala durup başımı yukarı doğru kaldırdım. ela gözleri kirpiklerinin altından muhteşem görünüyordu. "gerçekten mi?" bakışlarını benimkilerden ayırmadan dudağının tek kenarı havaya kalkacak şekilde gülümsedi ve başını salladı. "gerçekten güzelim," diyerek kolunu omzuma attı ve bedenimi sıcak göğsüne yasladı. "abine mesaj atalım da gelip bize katılsın. sonra kıskançlığından ayılıp bayılmasın." kaşlarımı yalandan çatarak,
Sayfa 91·Kitabı okudu
"eğer şanslı bir adamsam bunları ayık olduğunda da duymak istiyorum. sen bu haldeyken kelimelerini senden izinsiz alıyormuşum gibi hissediyorum ve mahira, sabah uyandığında dediğim hiçbir şeyi hatırlamamış olmanı umuyorum." "neden?" "çünkü ortada bana güvenen iki abin var, güzelim." acı çektiğini hissediyordum. kalbimin üstünde atan kalbinde acıyı hissediyordum. "abimler seni sever." "ama kız kardeşlerini daha çok severler." "peki, ya sen?" bu sorunun cevabını hatırlamak istiyordum. "en çok beni mi seviyorsun yoksa abimi mi?" sancak'ın kahkahası odada yankılanırken, "bu soruyu her yıl sormaktan vazgeçmeyeceksin, değil mi?" dedi. "ama sen de hep cevaplamıyorsun!" dedim. burnumu çekerek isyan ettiğimde içini ah, der gibi çekti. "cevaplıyorum ama fark etmiyorsun," dedi. sesindeki sitemde kızgınlık da vardı ama bana niye kızıyordu? "düşün, küçük yıldızım. kime bakarken içim gidiyor, bir düşün." saçımı okşadığında içimi delip geçen sesiyle, "hadi, uyu," dedi. "böyle uyumak istiyorum," diye mızmızlandım. "sana sarılıp uyumak istiyorum." "böyle uyuyamayız." yanağımı okşadı. "isteğin dışında sana asla dokunmam ama ben erkeğim," diye sitem ettiğinde inatla kaslarına daha da gömüldüm. huzuru bulmuştum ve ayrılmaya asla niyetim yoktu. "bana zarar vermezsin." "asla vermem," diyen sesi sert çıkmıştı ancak benimkinden büyük olan avcu saçımı okşadıktan sonra kulağıma fısıldadı. "şimdi uyu, mahi'm." "hayır, cevaplamıyorsun."
Sayfa 192·Kitabı okudu
Üşendiğimiz halde gittiğimiz o düğün,  omuz omuza sert tuttuğumuz o cenaze, gönüllü olarak dahil olduğumuz o küçük topluluk, çoğu zaman  fark etmeden ruh sağlığımıza yaptığımız en güçlü yatırımlardan desem abartmış olmam.
Leylası Sen
​En güzel cümleleri yazdım sana... Noktası sen, virgülü sen... En efkarlı şarkıları söyledim sana... Şarabı sen, mezesi sen... ​En güzel yıldızı seçtim sana... Işığı sen, yakamozu sen... En sert sigaraları çektim ciğerime... Tütünü sen, dumanı sen...
Sayfa 21 - Kamutay Yayınları 1. Baskı/ Group Echoverse·Kitabı okudu
Şiir