-her şey itidâl hâlinde olmalı buyuruyorsunuz. yâni her şey haddini muhafaza etmeli... aşkta, muhabbette de mi efendim?..
-ne zannettin ya; o da haddi içinde kalmalı... yoksa yanar, kül oluruz.
zevke vardığımız, varır gibi olduğumuz ândadır ki, allah’ın (esfelü’s safilin - sefillerin en sefili) diye andığı şu yeryüzünde, bu, gurbetlerin, ayrılıkların, uzaklıkların, eksikliklerin, kesikliklerin, kırıklıkların vatanında, ruhumuzu çatlatasıya geren bir kasvet seziyoruz ki, başka bir âlemin, yerin, iklimin ihtarcısıdır.
ebedî safânın...
allah’ta ebedî safânın...
bu safânın yolu da, ölmek, ölmeden ölmek...
beraberlik canlı ise ayrılmanın bir gerilimi, gerilimin de bir tarihi vardır. sizin kastettiğiniz ân, o halatın koptuğu ândır.
ama beraberlik ölü ise, ayrılmak, çürüyen iki parçanın birbirinden zahmetsizce kopması demektir. çürümek acı vermez, ölü olan çürür.
çürüdüğünü anlatmak kolay değil, ölü olduğunu ikrar etmek ise çok zor.