kalemime, fetih ve inkişâf onunla geldi.
içimde yepyeni bir dünya görüşü, daha evvel cümle ve fikir kalıplarına dökülmeksizin, yalnız huzurlarındaki kelime üstü feyizle, kendilerini tanıdıktan sonra tütmeye başladı. “fildişi kule”yi yıkıp büyük içtimaî plâna, cemiyet meydanına çıkmak; orta yere bir tarih, nefs, şark ve garp muhasebesi çıkarmak, asrın nabzını bulmak ve her şeyi kendi vâhidine ve oradan mutlak vâhide irca etmek ihtiyacı, bende onunla doğdu.
(sokrat)ın yaptığı gibi, insanları eteklerinden çekip:
— hey, nereye?..
diye haykırmak ve:
— her şey yanlış; her şey yeni baştan ele alınmaya ve inşâ edilmeye muhtaç!.. bizim dışarıda aradığımız güneş, cebimizde kayıp!..
nârasını basmak borcu, bende onunla gerçekleşti.