Edebi açıdan yüzeysel bir kitap, dili basit, yüksek bir edebî dili olduğunu söyleyemeyiz. Hatta yer yer bir wattpad kitabı havası bile var üslupta. Yazarın böyle bir iddiası olmayabilir gerçi, zira kitap aile ilişkileri ve onun ruhsal sonuçları üzerinde yükselmiş. Hikâyede çocukluk döneminde yaşananların bireyde ileri yaşta oluşturduğu neticeler ve bu neticelerin silsile hâlinde yarattığı kuşakları aşan olumsuz neticelerine ciddi örnekler var. Birbirini tetikleyen travmalar olay örgüsü içine dizilmiş. En başta Kazım'ın yetimliği ile başlayan bu silsile, onun Mürüvvet'in ailesine iç güveysi gelmesi, sosyoekonomik koşullar gereğince kasabada, eşinden uzakta yaşaması ve gayrimeşru bir çocuk sahibi olmasıyla devam etmiş. İşte bu gayrımeşru çocuğun yarattığı kriz, Mürüvvet'in küçük oğlu Ekrem ile tehdit edilmesi ile aşılmış. En azından aşıldığı zannedilmiş. Ancak Mürüvvet gayrimeşru çocuğu Ethem'e sevgi vermezken, öz çocuğu Ekrem'i de sorumlu tutup nefretle karşılamış. Bir günah ürünü olarak gördüğü Ethem'i bir günahsız Nurten ile evlendirirken, Emin'i sevgisiyle boğmuş. Aslında ona da zarar vermiş. Böylece koca bir ailede mutlu tek bir insan kalmamış. Buradaki aile ilişkilerinin yarattığı gerilim Hülya'da ve Mürüvvet'te kronik depresyon hâli, sigara kullanımında artışla, Emin'de evden uzaklaşmakla, Ethem'de hayatı anlamlandıramamakla, Ekrem'de sevgi arayışıyla, Sevgi'de vajinismusla, Kazım'da öz bakımdan kaçınma, ölme isteği ve intihar girişimi ile kendini göstermiştir. Ben üsluba değer verdiğim için 6,5/10 veriyorum bu kitaba.