Hoşgeldin Safa Getirdin, Canım Safa'm :)
Peyami Safa'nın, Server Bedi külliyatından bir inci var avuçlarımda. Gökyüzü kadar hür, bu kitap kadar doluyum bugün. ✨ Peyami Safa Son Şarkı
1000Kitap
Sorma şairim sorma ne karanlık ve esrarlı mıntıkaları var ruhumuzun. Server Bedi

Muhayyiledar

@Muhayyiledar
·
Acayip şeydir bu insan ruhu.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
#USTAKALEMLER #PEYAMİSAFA Doğum =2 Nisan 1899 Ölüm =15 Haziran 1961 Meslek =Yazar Etnik köken =Türk Tür = psikolojik Servet_i Fünun dönemi şairlerinden İsmail Safa'nın oğludur. Sivas'a sürgüne gönderilen babasının orada ölmesi üzerine 1901 yılında iki yaşında yetim kalmış, bu yüzden "Yetim-i Safa" adıyla anılmıştır. Babasız büyümenin acılarının yanı sıra, sekiz dokuz yaşlarında yakalandığı bir kemik hastalığı dolayısıyla 17 yaşına kadar, bu hastalığın fiziksel ve ruhsal bunalımlarını yaşamıştır. Doktorlar bacağının kesilmesinde karar kılmış, fakat Safa bunu kabul etmemiştir. Daha sonraları bu günlerdeki tecrübelerini Dokuzuncu Hariciye Koğuşu adlı romanında okurlarıyla paylaşır. Hastalık ve savaşın yol açtığı maddi sıkıntılar dolayısıyla öğrenimini sürdürememiş, 13 yaşında hayatını kazanmak ve annesine bakmak için Vefa İdadisi'ndeki öğrenimini yarıda bırakmıştır. Keteon Matbaası'nda bir süre nota tashihi işinde çalışan Peyami Safa, Posta-Telgraf Nezareti'ne girmiş, I.Dünya Savaşı'nın başlamasına kadar orada çalışmıştır (1914). Daha sonra Boğaziçi'ndeki Rehber-i İttihat Mektebi'nde öğretmenlik yapmaya başlamıştır. Dört yıl çalıştığı bu okulda, hem öğretmiş, hem de kendi çabasıyla Fransızca'sını ilerletmiştir. Buradaki izlenim ve deneyimlerini Biz İnsanlar adlı eserinde kullanmıştır. 1918 yılında ağabeyi İlhami Safa'nın isteğine uyarak öğretmenlikten ayrılmış ve birlikte çıkardıkları "20. Asır" adlı akşam gazetesinde "Asrın Hikâyeleri" başlığı altında yazdığı öykülerle gazetecilik yaşamına başlamıştır. İmzasız olarak yazdığı bu hikâyelerin tutulması üzerine Server Bedi takma adını kullanmaya başlayan Peyami Safa, daha sonra 1921'de Son Telgraf gazetesinde yazmış, oradan da Tasvir-i Efkâr'a geçmiştir. Daha sonra Cumhuriyet gazetesine geçmiş, 1940 yılına kadar bu gazetede
Kahraman olmadığı hâlde evinden dışarıya çıkmayı hayal edemeyen kesim, nasıl tatil planı yapabilir? Kaygılar yolda kayganlaştırdığı ayakkabılarını kaydırmaz mı? Bir de ekonomi var tabii. Nereye gitsin bizim karakter? Bazı yazarların masrafları karşılanıp seyahat etmeleri planlanırken, bizimki zamanının Server Bedi'si.
Peyami Safa
Servet-i Fünun dönemi şairlerinden İsmail Safa ile Server Bedia Hanım'ın çocuğu olarak 2 Nisan 1899'da dünyaya gelen usta yazarın ismini, Şair Tevfik Fikret koydu. Birçok kaynağa göre İstanbul Gedikpaşa'da doğan usta kalem, bazı kaynaklara göre ise Osmanlı bürokratı olarak Anadolu'da görev yapan babasının işi nedeniyle Sivas'ta dünyaya geldi. Tarihçi İsmail Hami Danişmend'e göre, baba tarafından soyu Fatih Sultan Mehmet'in hocası Akşemsettin'e uzanan Safa, henüz 1,5 yaşındayken babasını kaybetti. Okumayı ve yazmayı çok seven Safa, 9 yaşındayken geçirdiği kemik hastalığının yanı sıra yaşadıkları geçim sıkıntısı sebebiyle düzenli eğitim alamadı. Yazar, 1910'da başladığı Vefa Lisesi'ne de aynı sebeplerle devam edemedi. Fransızcayı sözlük ezberleyerek öğrendi Peyami Safa, küçük yaşlarda babasının bir arkadaşının hediye ettiği, ilk baskısı 1905'te yapılan Le Petit Larousse'u ezberleyerek kendi kendine Fransızca öğrendi. Tıp, psikoloji ve felsefe kitaplarına ilgi duyan yazar, ailesinin geçimine destek amacıyla 1915'te Posta Telgraf Nezaretinde çalışmaya başladı. Peyami Safa, 1917'de Rehber-i İttihad Mektebi'nde öğretmenlik yaptı, 1918'de ise Duyun-ı Umumiye'de memuriyete başladı. Babası gibi şair olan amcaları Ahmed Vefa ile Ali Kami'nin teşvikiyle edebiyata yönelen Safa, ağabeyi İlhami Safa ile çıkardığı "Yirminci Asır" gazetesindeki "Asrın Hikayeleri" yazılarıyla tanınmaya başladı. Usta kalem, 1924'te 10 kitaplık bir seri olarak yayımladığı Cingöz Recai eserinin gördüğü ilgi dolayısıyla 1925'te seriye 10 kitap daha ekledi. Hayatını sürdürebilmek için 1924-1928'de kalemini "saban" gibi kullandığı yönünde eleştirilen yazar, annesinden ilhamla kullandığı "Server Bedi" imzasıyla 1914'ten 1961'e kadar 61 roman yazdı. "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu" dönüm noktası
Edebiyat
A. H. Tanpınar'ın 1939'da İstanbul Üniversitesi'ne basılı bir "eseri" olmadan profesör olarak tayini tartışmalara ve esprilere konu olmuş. Peyami Safa da Server Bedi olarak tartışmalara katılanlar arasında. (Cumhuriyet, 19 Kasım 1939)
Edebiyat