'Fatih-Harbiye' isimli şaheser romanın yazarı Peyami Safa'ya, yazdığı yazılar için az para ödenir. Fakat 'Server Bedi' müstear (takma) adıyla kaleme aldığı romanlarına gazeteler yüklü miktarda para verirler.
Peyami Safa, hatırını soranlara, bu garip durumu ifade etmek için şu cevabı verir:
"Çok şükür, Server Bedi'nin evinde yiyip içiyoruz, kendisine dua ediyoruz."
"Eve döndüm. Merdivenleri çıkarken tavanın arasından şarkı sesleri geliyordu. Server Bedi 'kamayı vurdum yere' diye bir şarkı tutturmuştu. Nuşi 'yoy iştenem nagyan seb, diye Macarca taklit ediyordu. İçeri girdim. Server Bedi bir elinde votka şişesi, öteki eli, havada dolaşan muhayyel mevcudiyetleri tutup boğarak, bir ayağını yere vuruyor ve mütemadiyen şarkı söylüyordu."
“ Mesleksiz adamlara serseri diyorlar. Bu çok yanlış: serserilik bir meslektir, usulü ve kaideleri, tarihi ve ananeleri, şerefi ve menfaati vardır.”
Hey Kahpe Dünya’dan_ Server Bedi ( Peyami Safa)
"Canınız sıkılıyor. Farkındayım. Fakat sizi yalnız bırakmayacağım. Şimdi 'Server Bedi' diye bir romancı var, onunla konuşuyorum. Bana dair bir roman yazıyormuş. Beni sıkboğaz ediyor, hayatıma dair notlar alıyor. Birazdan gelirim."
Fakat bütün bu hadiselerin İstanbul'a ait safhalarının tam içyüzünü öğrenmek isterseniz, biraz daha sabrediniz. Dostum Server Bedi herhalde bunları okuyucularına anlatmak zahmetine katlanacaktır.