Katalog Kaydı Bir Ödül Değil, Varlık Kanıtıdır
Kütüphane katalogları çoğu zaman dışarıdan bakıldığında soğuk görünür. Yazar adı, başlık, ISBN, yayın yılı, sayfa sayısı, konu başlıkları, sınıflama numarası, yer bilgisi, barkod, erişim durumu… Fakat bağımsız yazar için bu soğuk görünen satırlar son derece anlamlıdır. Çünkü katalog satırı şunu söyler: Bu eser vardır. Bu eserin yazarı vardır. Bu eserin dili, yayıncısı, yılı, fiziksel varlığı ve bibliyografik kimliği vardır. Bu eser aranabilir. Bu eser bulunabilir. Bu eser başka kayıtlarla ilişkilendirilebilir. Edebiyat çoğu zaman ses, duygu ve anlamla var olur. Katalog ise düzen, veri ve sınıflandırmayla çalışır. Bir romanın bu iki dünyada aynı anda yer alması, onun yalnızca edebî değil, kurumsal bir varlığa da dönüşmesi demektir. Şans ve Dans için önemli olan da budur. Romanın kader, tesadüf, hafıza ve insan seçimi üzerine kurulu edebî dünyası; kütüphane kataloglarında somut, izlenebilir ve doğrulanabilir bir bibliyografik kimlik kazanmıştır.
Yüksek tavanlı taş evlerin içinde ince taş işçiliğiyle yapılmış taş evlerin içinde evleri yazın serin kışları sıcak tutan kalın duvarların ardında yaşayan savurlular hâlâ geleneklere bağlı Atlas dergi sayı 135 haziran 2004 Kırmızı bir perde taş duvar ve yer minderine çökmüş elindeki Kuraanı kerimi okuyordu ilyas amcanın hanımı gözlerinden iki damla yaş damladı o yüce kitabın üzerine tövbe eder gibi bir hali vardı gelin artık Allahtan korkun ona itaat edin tüm mükafatımızı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir diyordu şuara suresi bana döndü bak kızım dedi ne kadar yüksek tavanlı evlerde otursanda Vicdan rahat değilse yüksek tavanlı taş evler üzerine çöker bu evde gavur poyraza ben iki oğlumu verdim şimdi şu asma bahçesinin altında yatıyorlar ben ise beni yakan günahlarıma ağlıyorum Onlar iki kardeşti babalarından iki üzüm bağı miras olarak kalmıştı sabiha kadın üzüm bağını gösterdi bu tarla Yakup dayınındı ancak gâvur abisi elinden aldığı zaman hiç ses çıkarmadık zulme ortak olduk ve binlerce kişiyi üzüm bağlarından kopardık oysaki bağların ikiside hurmalarla donatılmıştı ancak gavur poyraz elindeki ile yetinmedi insan açtır kızım soykası bata her zaman hep bana der ve daha fazla ister İki bağın arasından bir ırmak akıtmıştı Yaradan hükümet iktidar gelip Yakup dayının malına bahçesine el koydu ve şiddetli yağmurlar o günden sonra başladı Yakup dayı yükü yükledi çocukları ile köyü terketti insan insana zulüm ve işkencedir
Duygu ve Düşünce
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Arkadaşlar yardıma ihtiyacım var
Bu yaşıma kadar bir adamla sohbet ettik sosyal medya üzerinden annesi anneme benim oğlum var senin kızın biz ikimiz iyi anlaşıyoruz falan demiş onlar da iyi anlaşırlar bi uğrasak vs. demiş, Annem kızım küçük daha okuyor demiş adamda üniversite mezunu 25 yaşında ben 19 yaşındaydım o zamanlar ama bn bu çocuğu daha önce hiç görmemiştim annem 2 ay sonra anneanneme söyledi böyle böyle dediler bnde böyle dedim diye... Normalde baya bir kişi talip olarak demişlerdi ama hiçbirini bu kadar merak edip sosyal medyasına vs kadar bakmadım. Taki onun ismini duyana kadar sanki kalbime bir his doğmuştu ama bilmiyordum ne olduğunu benim biraz fazla takipçili farklı bir hesabım vardı böyle depresip sözler postlar paylaştığım falan. Ordan buna takip isteği attım kabul etmesi dm attım hesabıma destek olur musun diye. Tabiki yazmıştı. Sonra 1000 k dan da destek olur musun demiştim. Ben kitap okuyamıyorum. Vs sonra geri çektim mesajımı niye çektin belki hesap açıp kitap okurdum dedi 😅 o beni bn onu takip etmeye başladık. ben mesaj kısmındaki baloncuğa halay müziği ekleyip 'halay perilerim geldi' diye yazdım bunu görmüş nerelisin sen vs diye sordu bnde yalan söyledim ki beni tanımasın diye. Adımı falan da sahte söyledim. Sonra konuşmaya başladık yaşımı sordu söyledim bu kadar depresif şeyler paylaşıyorsun hayatını yaşa bu yaşa bir daha gelmeyeceksin dedi okumuyordum o zmn okumam için bana motivasyon konuşması yapıyordu🥹 bana önemli biriymişim gibi hissettiriyordu. Ama ben ona ben olduğumu söylemeyerek hata yaptım. Hatta olmayan bir ablam vardı gece neden uyumadım yazdım yarın işin var senin gözlerin şişer uyu demiştim yok gözlerim şişmez benim demişti ninni söyle uyuyayım demişti jdjdjs ses at falan diyordu atamamıştım sesimi tanır diye. Bir yere Gidip geldiğimde haber ediyordum. O da
İçimde Kalan Ses ◑
Düzelmiyor… Düzelebiliyor mu, onu da bilmiyorum. Belki de hâlâ düzeltmeye çalışıp çalışmadığımı bile bilmiyorum. Bir söz gelmişti aklıma; diyordu ki: “Başkasının acısını paylaşmazsak, kendi acılarımızı dindiremeyiz.” Dinledim… Nice kırgınlıklar, nice hikâyeler dinledim. Ama acım dinmedi. O zaman anladım; bazı yaralar başkasının hikâyesiyle değil, eksik kalan bir sesle sızlar. Çünkü benim acımda da sen varsın, onu dindirecek olan da sensin. Bazı yaraların ilacı sözlerdir; benim ilacım ise senin sözlerin… Çünkü sen, acımın da sebebisin, içimdeki fırtınayı dindirecek tek liman da. Vesselam🌗
Alıntı
İçime, içinden bir ses ver..
​"Toparlanın hadi, gitmiyoruz!" demişti bir ses, Ses çığlıklara boyandı, Yeniden inşa edildi... Şimdi, "Toparlanın hadi, abdest alıyoruz! Toparlanın hadi, kamet getireceğiz! Toparlanın hadi... Duymadınız mı o kutlu Nebi’yi? — Yâ Bilâl! Erıhnâ bi’s-salât." ​Toparlanın hadi, rahatlıyoruz... Susmuyor sesler yâ Resulullah, Ayrıca bizim Bilal'imiz de yok. Sen ve Allah... Allah... ​Kalk hadi ey toparlanan, Kendini yok sanan! — Yâ Bilâl! Erıhnâ bi’s-salât. ​Huzur-u Rahman'da buluşmaktı niyetler: Lâ ilâhe illallâh, Lâ ilâhe illallâh... Yâ Hak! Garp yeli
Şiir
Gökyüzü ve sigara Ve yalnızlık ve Tanrı Nereye baksam imtihan Nereye baksam apayrı Ses gürültü kalabalık ve tenhalık Şu kedi balkondan düşmez mi? Köpek yorgun ve aç ve kimsesiz bulutlar Tanrı bulutlara emir veriyor ağlayın diye Ortalık Tanrı kokuyor Sigaradan iki nefes artarda Duman ve yağmur bir oluyor Ve sağanak yağmurda bir köpek ıslanıyor Sessizce bekliyor Ağzı açık...
1000Kitap