`quentin tarantino` amerikan sinemasının en özgün ve etkili yönetmenlerinden biridir. kendine has tarzı, genellikle şiddetli, keskin diyaloglar ve pop kültürüne göndermelerle tanınır. film anlatılarını sıklıkla doğrusal olmayan bir şekilde kurar ve türler arasında geçiş yaparak, klasik sinemaya modern bir bakış açısı getirir. tarantino'nun filmleri, şiddetin estetik bir araç olarak kullanılması ve diyalogların ön planda olduğu, anlatıma dayalı bir sinema tarzı ile tanınır. sinemaya olan sevgisi ve tarihi sinemaya olan derin bağlılığı, onu çağdaş sinemanın en önemli figürlerinden biri haline getirmiştir. `quentin tarantino`'nun sinemadaki etkisi, özellikle sinematografik anlatım biçimleri, şiddetli ve stilize edilmiş aksiyon sahneleri, karmaşık diyalogları ve pop kültürüne yönelik bolca göndermesiyle kendini gösterir. tarantino, klasik sinema türlerine özgün bir bakış açısı getiren ve onları harmanlayan bir yönetmendir. işte tarantino'nun film kariyerinin bazı önemli yönleri: `tarantino'nun sinemaya katkıları: 1-sinemanın türler arası sınırları kaldırması`: tarantino'nun filmleri, birden fazla türü aynı yapıda harmanlamasıyla tanınır. pulp fiction'daki suç, dram ve komedi karışımı, kill bill'deki dövüş sahneleri ve batı, samuray, intikam temaları gibi örnekler, sinemada türler arası geçişin ne kadar etkili bir şekilde yapılabileceğini gösterir. 2- diyaloglar ve karakter gelişimi: tarantino'nun filmlerindeki diyaloglar, çoğu zaman filmdeki karakterlerin kişiliklerini, hikayeyi ve dünyayı anlatmak için bir araç olarak kullanılır. pulp fiction ve reservoir dogsgibi filmlerde, diyaloglar sık sık bir tür görsel sinema dışı anlatıma dönüşür, izleyicinin karakterlerle bağ kurmasına ve filmle etkileşime girmesine olanak tanır. 3- zamanın yeniden şekillendirilmesi:
mekke medine aşkıyla yanıp tutuşan bir arkadaşım "ben gidemiyorum bari sen git" diye hacca gitmem için çok ısrar etti, cesaret verdi. ben de şartları zorladım, bir yolunu buldum ve gittim elhamdülillah.. medine'deyken arkadaşımı aradığımda çok ağladı, hasretini dile getirdi, benim de içim yandı. o haldeyken mescid-i nebevi'ye gittim. gittiğimde, orada bulunan yaşayan sadatlardan heybet, vekâr ve âşk sahibi bir zâtın yanına oturmak için müsaâde istedim, arkadaşımın hasretini anlattım, kendisine duâ istedim. mübârek dinledi, dinledi, bir süre sessiz kaldı anlatmaya başladı. gençliğimde ben de öyleydim. mekke medine âşkı ile yanıp tutuşuyordum fakat gitmeye de bir çare bulamıyordum. resimlere, krokilere bakıyordum, mübârek beldelerin bütün cadde sokaklarını ezberlemiştim. bütün mahalleler, bütün oteller aklımdaydı, hayalimde hep oraları dolaşıyordum. gizli gizli ağlıyordum, gece olduğunda evde duramıyordum, dağlara çıkıp kurda kuşa sesleniyordum. kışın bile soğuk su içiyordum, o da kandırmıyordu.. ahhh bir görseydim. hazret-i resulullah aleyhissalâtu vesselâm'ın , ashâbının gezdiği yerleri gezseydim o'nun değdiği tozlar üzerime değseydi. o topraklarda güneş o'nu yaktığı gibi beni de yaksaydı, o'nun ravzasında o'na selâm verseydim. gözyaşlarımı o'nun cennet bahçesindeki halılara akıtsaydım. cennet-ül bâki'deki ashâba selam verip "Allâh sizden râzı olsun, bize ne güzel bir miras bıraktınız" diyebilseydim. sonra Allâhû teâlâ bana buranın kapılarını açtı elhamdülillah. ilk geldiğim seneler hiç araç kullanmadım, karış karış her tarafını gezdim ve defalarca da gelmek nâsip oldu, elhamdülillah yine buradayım vuslât çok hoş, buyurdular. sonra bir miktar tefekkür edip, acaba o hâlim mi iyiydi, bu hâlim mi iyidir karar veremiyorum, buyurdular. Allâhû teâlâ ayeti kerime'de "her şey
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ökse ve Serçe kitabının incelemesi
Ökse ve Serçe.. okurken ökselendim öylece.. imkanım olsa tek solukta bitirdim demek isterdim lakin iki solukta bitti. Ve oturdu boğazıma öylece. Hani geçip gidenlerden değilde her benzer hatıra gördüğünüzde yüzünüze bir bir bu hatıraları acı hikayeleri çarpacak bir kitaptı. Direği yıkılmış bir yuva. Babası ölmüş, annesi iftiralara kurban gitmiş, çaresiz ve kimsesiz olarak sokaklarda başlayan sonrasında sıcacık bir yuva diyerek sığındıkları yuvada hayatının en acı zamanlarını bir bir yudumlayan küçük küçücük 5-6 yaşlarında ki bir kızcağızın ve iki kardeşinin hikayesi.. Vefakâr bir abi, 14 yaşlarında babalık kaftanını giyip kardeşlerini darda bırakmamak için çırpınıp çabalayan bir abi; Serdar.. Küçük 2 yahut 3 yaşlarında olan, daha hiç bir şeyin farkına varamayacak kadar güç ablasının biricik sığınağı.. minik Mahmut Ve karakterimiz, hikâyenin ana kahramanı diyemeyeceğim maalesef ki mağduru; Şimal Acıydı.. çok acıydı.. birbirinden zor günler geçirip sonunda annesine kavuşması belkide kitabın en güzel kısmıydı. O küçük çocukla beraber sevindim kurtulmalarına.. Rabbim cümle evlatları kitaptada atıfta bulunulan Narini, Rabiayı ve nice Şimalleri korusun inşâallah.. Unutturmadığı kalemiyle ses olduğu için yazar Mihriban Ballandı Hanımefendiye şükranlarla.. Selâmetle..🍃
Hayata Dair
Bir yerden Tanıdık Geldi
Hassas insanlar, kimseyi rahatsız etmemek için hayatı parmak ucunda yaşar. Ses yapmadan hayata devam eder, çünkü bütün 'gürültü' içerdedir..
1000Kitap
Sevmek sadece sevmek değildir, her iyi oluşunda nefes almak, her burukluğunda eksilmektir. Birini çok seversin, Merak edersin, İyi olduğunu bilmek istersin, Gözlerinde yaş olmadığını, İçinde hüzün olmadığını, Korumak istersin dünyaya karşı, Elinden ne gelir oda bilinmez. Ama dudakları büzülürse, Gönlün sıkışır, Gözyaşı dökerse, Sessiz ve çaresizce içine akıtırsın gözyaşlarını, Karnım ağrıyor dese karnında hissedersin acısını, Açsa yediğin lokma vicdan azabı olur insana, Üzgün uyuduysa girmez gözüne uyku, Gözlerini kısıp izliyorsa boşboş bir yerleri, Görmek istemezsin dünyanın güzelliğini, Korkarsın kötü olmasından, bir yerlerde canının acımasından. İyiyim dediğinde kötü olan dakikaları gelir aklına, Ses etmeden ben yatayım diyorsa, Korkarsın sessizce içine attıklarıyla hüzünlere sarılmasına. Mesele iyiyim dediğinde inanmamak değildir aslında, Emin olmaktır. Kıyamamak, üzgün halini istememektir. Sen üzülmede ben üzüleyimdir, İçim yaşlandı benim dediğinde, Deme öyle derken bir yaş ileriye gitmektir. Mesele iyiyim dediğinde inanmamak değildir, Mesele bildiğin kötülüklerden uzak tutma çabasıdır aslında çaresizce.
Kalbim, sevginin uğramayı unuttuğu bir ev gibi. Pencerelerinde ışık yok, odalarında ses. Bir zamanlar çiçek açan duyguların yerinde şimdi sessizlik büyüyor.