bana sarılıyor, su akmaya devam ederken beni duşun içine itiyor. yüzümü duvara çeviriyor, hiçbir şey söylemeden içime giriyor. su, vücutlarımızın sıcaklığını dindirmeye çalışırken içimde hareket ediyor.
parmakları ağzımı arıyor, dilimi buluyor ve daha önce hiç tahmin edemeyeceğim türden bir ses çıkarmama neden oluyor.
''hadi, elena!'' diye kulağıma fısıldıyor. ''bağırdığını duymak istiyorum!.''
ve bütün vücudum emre uyup, harika bir orgazmla titriyor; ruhumu dolduran ve boğazımdan yoğun bir ses çıkartan türden bir orgazmla.
Biliyor musunuz, bir dakika, hatta bir saniyede verilen veya verilmeyen bir karar; bir tereddüt anı, insanın hayatı üzerinde ne uçsuz bucaksız neticeler doğurabiliyor.
"Evet tıpkı ben," diyordu."Eğer bütün acılarım bir ses bulsaydı hiç şüphe yok ki bu kadar vahşi,bu kadar insandan kaçan,bu kadar mutsuz olur,bu kadar ümitsiz ve karanlık olurdu.
Belli ki bir sarmalız biz; dönüp dolaşıp aynı arzuların, savruluşların kapısına geliyoruz yeniden. Ve işte karşı bir ses, tüyleri kabarmış hevesimizi okşaya okşaya yoluyor: Anlıyorum seni, diyor; ama sadece sen değilsin gövdenden, gövdeni sınırladığını düşündüğün mekândan kurtulmak isteyen. Her insanda çırpıp duran kanat sende de baharın rüzgârına kapılıyor. Oysa nereye gidersen git, doğup büyüdüğün yerler de seni takip edecek ve hiç kurtulamayacaksın kendinden...