Rumeysa

Rumeysa
@sesinsenin
Kalbim, sersemliğim benim.
Mesafeler birleştirdi bizi, bir de sözler...
Kahkaha kesin bir sınırdır senin sesin için; geçmezsin kahkahaya. Bu da gülümsemeyi senin tapulu malın yapar. Gülmek sende gülümsemenin bir noktada taşkınlığı oluyor daha çok. Bu bakımdan gülümsemenin bütün öğelerini de birlikte getiriyor. İş bu kadar da değil, yeni birtakım öğeler de getiriyor. Ilıktır senin sesin. Güvenli olmaktan çok güven uyandırıcıdır. Konuşurken kimseyi dinlememene ne diyeceğiz peki? Buna karşılık sözcükleri sakıngan sakıngan kullanman var, ona ne diyeceğiz? Alırken suçsuz, verirken duyarlı bir ses. En büyük modaevini yönetecek olsa sinirli tonlar kazanacağına muhakkak nazarıyla bakılabilecek, ama, sözgelimi, hiçbir yerde belediye başkanı olamayacak bir sese. Sanırım bakışlarla sesler arasında bir bağıntı kurulabilir. Belki de yanlıştır bu varsayım. Ama doğru olsa, senin sesinle bakışın arasında bir paralellik, hatta bir özdeşlik olduğu görülebilir. Daha doğrusu sendeki bu özdeşlik böyle bir varsayıma itiyor kişiyi. Kim bilir, başka belirtiler gibi, bakış ve ses de aynı ruhun değişik planlardaki görünümleridir belki de. Ruhun, özdeş yönlerini denediği organlar olabileceği gibi, çelişkin yönleriyle belirdiği organlar da vardır. Olabilir. Söz bitince senin sesin de biter; oysa sözü tüketen sesler vardır; söz tükenince de
Sesin Senin
Şiir
Rumeysa
Razı olma hiçbir sessizliğe..
Reklam
-ellerine bakma artık çünkü kar yağıyor çılgın hüzünlü- #Turgut Uyar
Şiir
Rumeysa
kar dindi gerçekten dindi ellerine bakabilirsin artık
Canımın şiiri.. Hayat kirli yağmurunu üstümüze bırakırken ve söylerken şarkısını, gözü yaşlı kuzgunlar.. içimden kederle geçiyor dağ gibi sevgin.. Sokak sokak yıkanırken ihtirası zulmün ve görürken gözümle olmazını hayatın.. inciniyor aklımda yokluğu bir şeylerin... Canımın şiiri, içimin çiçeğinde tomurcuklu yeşilim.. Her mısramda kurşunlansa da aşk bugünlerde, Tesellisi büyük bu zamanda seni sevmenin.. Şilan Avcı
Şiir
Rumeysa
Çok güzel! kalbime işledi her bir kelimesi..
Abbâsî halifelerinden Hârûn Reşîd zamanında yaşamış velî bir zât olan Behlûl Dânâ’nın (v. 805 -H. 190) herkese ders olacak hikmetli sözleri çok meşhurdur.  Seriyyü’s-Sekatî (k.s.) şöyle anlatıyor: “Bir gün kabristana gitmiştim. Orada Behlûl Dânâ’yı (k.s.) gördüm. Oturmuş toprakla uğraşıyordu. ‘Sen burada ne yapıyorsun?’ dedim ‘Ben burada öyle bir topluluğun yanındayım ki bana hiç eziyet vermezler, yanlarından ayrılsam benim gıybetimi yapmazlar.’ diye cevap verdi. ‘Ey Behlül! Ekmek çok pahalılaştı, sen böyle nasıl oturabiliyorsun?’ diye sorduğumda bana, ‘Vallahi, bir parça ekmeğin değeri, bir altın olsa bile aldırış etmem. Bize düşen, emrolunduğumuz gibi Allâh’a kulluk etmektir. Rabbimiz vaad buyurduğu üzere bize rızkımızı verir.’ Böyle deyip kalktı, giderken de şunları söyledi:  Ey dünyayı ve dünya lezzetlerini temenni eden, Bu lezzetlerden dolayı gözüne uyku girmeyen kişi! Ömrünü elde edemeyeceğin bir şey uğrunda tüketmişsin. Huzûruna çıktığın vakit, Rabbine ne diyeceksin?” 
Din
Hazeyn isimli okura yanıt verildi
Rumeysa
Bu açıklama ile tekrar okuyunca daha iyi anladım. Vaktinizi çaldığım için kusura bakmayın :)
Abbâsî halifelerinden Hârûn Reşîd zamanında yaşamış velî bir zât olan Behlûl Dânâ’nın (v. 805 -H. 190) herkese ders olacak hikmetli sözleri çok meşhurdur.  Seriyyü’s-Sekatî (k.s.) şöyle anlatıyor: “Bir gün kabristana gitmiştim. Orada Behlûl Dânâ’yı (k.s.) gördüm. Oturmuş toprakla uğraşıyordu. ‘Sen burada ne yapıyorsun?’ dedim ‘Ben burada öyle bir topluluğun yanındayım ki bana hiç eziyet vermezler, yanlarından ayrılsam benim gıybetimi yapmazlar.’ diye cevap verdi. ‘Ey Behlül! Ekmek çok pahalılaştı, sen böyle nasıl oturabiliyorsun?’ diye sorduğumda bana, ‘Vallahi, bir parça ekmeğin değeri, bir altın olsa bile aldırış etmem. Bize düşen, emrolunduğumuz gibi Allâh’a kulluk etmektir. Rabbimiz vaad buyurduğu üzere bize rızkımızı verir.’ Böyle deyip kalktı, giderken de şunları söyledi:  Ey dünyayı ve dünya lezzetlerini temenni eden, Bu lezzetlerden dolayı gözüne uyku girmeyen kişi! Ömrünü elde edemeyeceğin bir şey uğrunda tüketmişsin. Huzûruna çıktığın vakit, Rabbine ne diyeceksin?” 
Din
Rumeysa
Vermek istenilen mesaj çok anlamlı ama aklıma takılan bir nokta var bize Kur'an da emek vermeyi ondan sonra tevekkül etmek emredilmiştir. Ama burda Allah'a kulluk etmemizin yeterli olacağı şeklinde anladım. Bilen biri açıklarsa sevinirim :)