Cahil insanla tartışmaya girmek çoğu zaman hakikati ortaya çıkarmaktan çok, insanın vaktini, enerjisini ve huzurunu tüketir. Çünkü hakikati arayan kimse delili dinler, düşünür ve anlamaya çalışır. Cahil ise çoğu zaman öğrenmek için değil, haklı çıkmak için konuşur. Böyle bir tartışmada sesler yükselir, kalpler katılaşır ve sözler fayda yerine kırgınlık bırakır. Her söze cevap vermek zorunda değilsin. Her iddiayı çürütmek de senin görevin değildir. Bazen susmak, en güçlü cevaptır. Çünkü hikmet, ne zaman konuşacağını bilmek kadar, ne zaman susacağını da bilmektir. İnsan, her tartışmaya girerek değer kazanmaz; aksine, gereksiz tartışmalardan uzak durarak vakarını ve huzurunu korur. Mümin, sözünü Allah rızası için söyler. Eğer konuştuğu söz fayda sağlamayacak, kalpleri yumuşatmayacak ve hakikate ulaştırmayacaksa, susmayı tercih eder. Unutulmamalıdır ki, her tartışmayı kazanmak başarı değildir; asıl başarı, nefsine hâkim olmak, edebini muhafaza etmek ve Allah'ın razı olacağı bir tavır sergilemektir. Bazen en büyük zafer, son sözü söylemek değil; değmeyecek bir tartışmadan vakarını koruyarak ayrılabilmektir. ✍🏻 Umm Rümeysa...
Dimşarap
. İçtim şarap diye derdimi, İçime anlattım özümü. Bir güneşli ay misali, Duman sardı gönlümü. Gözlerim umut telleri, Sende sakladım ben seni. Ruhum umut selleriyle, Dolunay oldum bu gece. Gözlerim kapandı mavi deryada, Yunus oldum ilahi sevdada. Yavuz oldum bu kavgada, Şiir yazdım Hak uğrunda. Görme beni yüce dağ gibi, Ben de bir garip kulum. Ekin ektim, ekin biçtim, Beni biçen de olur. Her can ölümü tadacaktır, Ölüm bile Hakk'a varır. Rabbini bilmeyenin Dilinde yalnız gam olur. Ben Hak'tan geçmedim ki, Hak benden geçsin olur mu? Özümdeki yaşı
Şiir
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Gri-dir hayat
"Matematiksel bir kesinlikle tanımlanan do, re, mi... arasındaki sesler yok hükmündedir. Bu nedenle mesela ara tonlara revaç veren Türk müziği ilkeldir de, Bach'ın matematikselliği gelişkindir, moderndir. Her halükârda, biraz o, biraz da bu olmak, yozluktur, şahsiyetsizliktir, en iyi ihtimalle Doğu mistisizmi sayılır(!)"
En çok da içimde susturamadığım sesler yoruyor beni.
Sanat Sokağında ki Yolculuğum
Bazen insanın hayatında ki en büyük yolculuklar bir sohbetin ışık huzmesiyle başlar . Hakir kelimeler büyülü cümlelere dönüşür farkında bile varmadan zihinde kök salmaya, yeni meraklar uyandırmaya başlar. İşte o zaman anlarsın bazı sohbetler sadece konuşulup unutulmak için değil insanın duygu ve düşünce dünyasına dokunmak , ona farklı perspektif ve yeni ufuklar kazandırmak için vardır. Böyle durumlarda insan ruhunun en yakın yol arkadaşı merak olur . Merak ,cevap buldukça asla yetinmez ,aksine her cevap ardında yeni sorular bırakır .Merakın da en yakın dostu olan sorular ,zihninde volta atmaya başladıysa yeni yolculuklar için yola revan olma zamanı gelmiştir demektir. Çünkü yeni sorular yeni yolculukların habercisidir . Ben de öğrendiklerimle yetinmeyip her yeni bilgiyle biraz daha derinlere inmeye başladım . Her araştırma beni başka bir düşünceye , her düşünce de yeni bir keşfe sürüklüyordu. İlk adımlarımı felsefenin büyüleyici ve derin dünyasında attım. Beni adeta girdap gibi içine çekiyordu ancak yolculuğum devam ettikçe ve kuyularım daha da derinleştikçe felsefe de tek başına yeterli olmuyordu artık. Duyulmayan ama içten içe hissedilen sesler beni kendine doğru çağırıyordu. İşte bunlardan bazıları Tarih benim branşım ve sadık yoldaşım, edebiyat ruhuma yeni bir ruh katan arkadaşım ,sanat içinde birlerce güzelliği barındıran sokaklarım… Sanki hepsi aynı ağacın farklı dalları gibiydi aynı kökten besleniyor ama çiçekleri farklı dallardandı … İşte tam bu noktada sanatın sokakları usulca beni kendine çekiyor ben de bu çağrıya kayıtsız kalamıyor adımlarımı o tarafa doğru yöneltmekten kendimi alamıyordum. Bu çağrı ne yüksek sesli ne ısrarcıydı ama bir o kadar da insanın ruhuna işliyordu. Attığım her adım başka bir sokağa ,her sokak bambaşka renklere ,düşüncelere
Duygu ve Düşünce
BELKİ çok varlıklı değildik...Ayakkabılarımız da hep marka değil di...Elbiselerimizi annem diker,kazağımızı annem örerdi.Mutluyduk...Korkmazdık... Okulumuz öğretmenimiz güzeldi...Andımızı okurduk. Fabrikalarımız bizimdi. Yollarımız bizimdi. Köprülerimiz de... En çok müslüman yoktu....Herkes insandı.Herkes cennetlik...Komşuluk vardı. Gaz yoktu. Tek odada kömür sobası. Ama hiç üşümezdik. Bir roman yazsan sığmaz buralara. Kopya yoktu.Herkes kendi alınteri ile gelirdi biryerlere. Din konuşulmaz, herkes ibadetini yapardı... Demokrasi vardı. TRT bizimdi. Dinlerdik Yurttan sesler. Zeki Müren ,Neşet Ertaş,Bedia Akartürk. Aşık Veysel. Radyo tiyatrosu dinlerdik. Hepsi bizimdi. Televizyon siyah beyazdı ama bizim için rengarenkti. Kaptanın Seyir Defterini o zaman not ettim. Elektrik Kurumu bizimdi. Buğday bizimdi. Saman bizimdi. İnek bizimdi. Komşu teyzelerle akşamları yazlık sinemalara giderdik. Ya da çıngır çıngır çaylar börekler eşliğinde hoş sohbetler vardı. Kimse kimseye kışt demezdi. Kimse kimseye sen şucusun ben bucuyum filan demezdi. Türk tütünü vardı.Pancar vardı.Türk şekeri vardı. Sümerbank vardı.Etibank vardı. Halkbank vardı.Sokaklarda akşama kadar oynardık. Eller tozlu. Dizler yırtık. Kimse bizi kaçırmazdı annelerimiz korkmazdı. Gençlere eski Türkiye’yi anlatın diyorlar. Nasıl anlatalım? Demezlermi ne yaptınız böyle? Neticede..... Varlıklı değildik. Belki ayakkabımız yamalıydı. Kıyafetleri annem diker. Kazağımı annem örerdi,ama Mutluyduk ! Korkmazdık ! Okulumuz öğretmenimiz güzeldi. Andımızı okurduk. Fabrikalarımız bizimdi. Yollarımız bizimdi. Köprülerimiz de.. Çoğumuzun cebi delik, ancak gönlü zengindi. Sofralarımız bereketli, yediklerimiz sağlıklıydı.