7/10
·392 syf.··
2026 32. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 15:09
Ölümcül Konular Vancouver Adası’nda bulunan ve Alzheimer araştırmalarıyla ün salmış Madrona Vakfı’nda çalışma fırsatı yakalayan Sydney için bu burs, hayatının ikinci şansı gibidir. Geçmişini geride bırakıp yeni bir başlangıç yapmak amacıyla adaya gider. Ancak çok geçmeden burada hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını fark eder… Başlangıçta; medeniyetten uzak olmak, telefon ve sosyal medyadan kopmak, sürekli değişen hava koşulları ve izolasyon hissi Sydney’in dengesini bozuyor gibi görünür. Fakat Wes ile tanışmasıyla başlayan çekim ️, adada saklanan sırlar , aynı uçakta geldiği öğrencinin gizemli şekilde kaybolması , gölgeler , yaz ortasında yağan kar ve ölü hayvanların yeniden canlanması ‍ gibi olaylar işin boyutunu tamamen değiştirir… Peki Sydney aklını mı kaçırıyordu? Yoksa vakfın içinde saklanan korkunç bir gerçek mi vardı? Ve eğer değişmesi gereken vakıf değil de Sydney’in kendisiyse, her şey gerçekten yoluna girebilir miydi? Kitap boyunca merak duygusuy hiç düşmüyor. Sayfalar adeta bir gerilim filmi izler gibi akıp gidiyor. Her bölümde yeni bir gizem, yeni bir soru işareti ortaya çıkıyor. Sydney’in yaşadığı olaylar gerçekten ürperticiydi. Hayaletler , gölgeler , sesler , mezarlar , ölüp dirilen hayvanlar ve sürekli değişen hava koşulları… Açıkçası sağlam psikolojiye sahip birini bile delirtmeye yeterdi. Yazarın en beğendiğim yanı ise karakter tepkilerini oldukça gerçekçi yazması oldu. Sydney’in korkuları, şüpheleri ve yaşadığı zihinsel karmaşa abartıya kaçmadan çok doğal şekilde aktarılmıştı. Bu da hikâyeyi daha inandırıcı hale getiriyordu. Finalde ise uzun süre kafamı kurcalayan birçok soru cevap buldu. Çünkü bir noktadan sonra ben de Sydney gibi sürekli “NE OLUYOR YA?!” diye düşünmeye başlamıştım. Ancak kitabın eksik bulduğum tarafları da vardı. İlk
Ölümcül KonularKarina Halle · Nox Yayınları · 202567 okunma
8/10
·216 syf.·
2026 61. kitabı
Umarım karanlığı gördüğünüz kadar parlak ışığı da görürsünüz. Umarım yorgun omuzlarınız hafifler ve özgürce yürürsünüz. Umarım yalnız olmadığınızı ve özel olduğunuzu hep hatırlarsınız. Uzun yıllardan sonra(yaklaşık 25 yıl:)) tekrar bir çizgi roman okudum. Bir çocuk kitabı gibi görünse de aslında tam da yetişkinlere hitap eden bir kitap. İnsanların zihnindeki iç sesleri, çelişkileri ve duygusal mücadeleleri sevimli bir tavşan aracılığıyla anlatıyor. Bir yanda cesaret veren, umut aşılayan ses; diğer yanda kaygılandıran, eleştiren ve korkutan ses... Aslında ikisi de bize ait sesler. Kitaptaki çizimler ve mizahi anlatım, derin konuları ağırlaştırmadan aktarıyor. Özellikle mükemmel olma baskısı, sürekli mutlu görünme zorunluluğu ve kişinin kendisiyle kurduğu ilişki üzerine verdiği mesajlar oldukça etkileyici. Genel olarak, Omzumdaki İki Arkadaş kendini anlamaya, iç seslerini tanımaya ve onlarla barışmaya çalışan herkesin keyifle okuyabileceği, kısa ama uzun süre akılda kalan bir kitap. Çocuklar için eğlenceli bir hikâye, yetişkinler için ise küçük bir farkındalık yolculuğu. Şimdiden okuyacak olanlara keyifli okumalar dilerim.:))
Duygu ve Düşünce
Omzumdaki İki ArkadaşLee Suyeon · Yuzu Kitap · 2025436 okunma
Reklam
Çöküşün eşiğinde...
7/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 19:43
Stefan Zweig yazmış olduğu eserin gerçek bir tarihi figür üzerinden yazılmış olması hikayeye farklı bir anlam katmaktadır. Soylu ve etkin olan bir kadının ülkesine yaptıkları yüzünden sürgüne gönderilmesi ile başlayan hikaye kadının içsel psikolojisi ve sürgünün soğuk yanlızlığı ile devam eder.Baş karakter olan Madame de Prie sürgünde yavaş yavaş bir çöküş aşamasına geçerken ki duygularını okuruz.   1. gün her şey eğlenceli ve eski günler gibi geçerken 2. ve 3. günlerde ağır bir çöküşün başlangıcına gelir. Yanlızlığın vermiş olduğu korku, geceleri onun için bir tabut hissi ile geçer. Üstündeki sesler ve eğlenceler devam ederken onun sesi soğuk ve yalnızlık içinde yok olup gider. Eski hayatını her köşede arayan karakter kendini avutmak için parisin yansımaları ile yaşamaya çalışır ancak bu çabalar anlık zevkler verir, zamanla etkisini yitiren bu çabalar ile karakter tamamen çöküşün sonuna gelir. Stefan Zweig tarafından yazılan bu eser gerçek ile kurgunun bana göre yapılmış en güzel eserlerindendir. Ana hatlar gerçek hayattan olsada karakterin içsel psikolojisi ve hareketleri Stefan Zweig'ın eseridir. Çarpıcı bir son ile tamamlanan  eser tam anlamıyla Bir Çöküşün Öyküsü'dür...
Bir Çöküşün ÖyküsüStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202591,9bin okunma
7/10
·160 syf.··
2026 48. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 22:36
Empat; zihinde görselleştirmeyi sağlayan anlatımı, güçlü aile bağlarına sahip ana karakterin çevresiyle etkileşimi, ülkenin yaşadığı toplumsal travmalar karşısındaki duyguları ve gördüğü kabuslarla bağlantılı ölümlere yönelik sorgulamalarıyla, hacim olarak küçük olmasına rağmen yoğun ve vurucu bir kitap olarak karşımıza çıkıyor. Ülke olarak yaşadığımız felaketlere, ihmallere, toplumsal kırılmalara ve derin yaralar bırakan olaylara odaklanan hikâye; çaresizlik, öfke ve karamsarlık duygularının iç içe geçtiği bir zihnin dışavurumunu yansıtıyor. Yaşanan acıların bireyler ve toplum üzerinde bıraktığı izlere dikkat çeken kitap, geçmişle ve bugünün gerçeklerine yönelik bir portre çiziyor. Sene 1988. 8 yaşındaki Güney, arkadaşlarıyla oynarken içinde bir bebeğin, ölümün, fısıltıların ve katillerin olduğu bir kabus görür. Bu kabusu önemsemeden hayatına devam etmeye çalışsa da, sonrasında yaşanan olaylar onun için bir bağlantı kurma ve korkuyla yüzleşme sürecini başlatır. Yıllar geçtikçe benzer kabuslar ve onları takip eden garip sesler yeniden ortaya çıkmaya başlar. Bu kabusların ardından gelen travmatik olaylar ise Güney’in hem kendi geçmişiyle hem de kendisiyle ilgili sorgulamalara yönelmesine neden olur. Yazarın son 45 yılda ülkenin yaşadığı pek çok toplumsal travmaya ve kırılma noktasına aynı hikâye içerisinde yer verme çabası dikkat çekici olsa da, zaman zaman bu geniş kapsamın karakterlerin derinleşmesinin, ilişkilerinin ve hikâyenin özünde yer alan fikrin biraz geri planda kalmasına neden olduğunu hissettim. Empati yeteneğine sahip, hisseden kişileri merkezine alan hikâye; başkalarının acısını kendi acısı gibi yaşayan ve çaresizlik anlarında çözüm olmaya çalışan insanları öne çıkarıyor. Birden fazla temayı aynı potada birleştirmesi de dikkat çeken yönlerinden biri.
EmpatGünay Gafur · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20267 okunma
Puan vermedi
Açık konuşacağım; çok sevdiğim, yakından tanıdığım bir kadının elinden böyle devasa bir iş çıktığını görmek beni kelimenin tam anlamıyla büyüledi, altüst etti ve çok fazla heyecanlandırdı! Resmen keyiften dört köşe oldum, okurken bir ara kalkıp biraz koşasım falan geldi! Biz Burcu’yla beraber güleriz, konuşuruz, fikir alışverişinde bulunuruz. O yüzden de ben kitabı elime alırken bizim Burcu’yu okuyacağımı sanıyordum; meğer karşımda yılların edebiyatçısı, demlenmiş bir usta yazar varmış da haberim yokmuş. Burcu’cum, bu nasıl bir emek, nasıl bir şahane delilik? Kitap boyunca beni bir oraya fırlattı bir buraya. Tam bir öyküde ince bir ironi yakalayıp gülerken, çat diye bir sonraki sayfada tokat yemiş gibi kalakaldım. (Hele o bir tatlı isimli öykü var ya... İsim vermiyorum spoiler olmasın ama o çok komik başlayıp insanı paramparça eden o son beni mahvetti... ) Okurken beni asıl vuran yerlerden biri de o muazzam gözlem yeteneği oldu. Halkın o en saf, en bizden halini öyle bir yakalamış ki... Karakterlerin konuşma metinleri, o diyaloglar gerçekten harikaydı. Hani o mahallemizin, ailemizin içindeki samimi sesler var ya; onları yapaylığa hiç kaçmadan, o kadar doğal ve usta işi aktarmış ki diyalogları okurken resmen muhabbet yanımda dönüyor gibi hissettim. :) Kendi de çoğunlukla öyle konuşur zaten; mesela beni arayıp ulaşamamışsa doğrudan *"Neredesin Allah'ın cezası!"* der. İşte o samimiyet aynen kitaba akmış. Sinematik betimlemelerinin başarısı zaten apayrı bir seviye ama argoyu öykülere öyle güzel, öyle dozunda yedirmiş ki... Hiç mi sırıtmaz bir kelime! Hayatın içindeki o gerçekçiliği ve sokağın ruhunu aynen hissettim, oralar tıpkı film gibiydi, çok hoştu. Kitapta en sevdiğim bir diğer konu da kadınların yaşadığı sorunlar, o görünmez mücadeleler ve toplumsal dertlerimiz
Ben Yokmuşum GibiBurcu Ünlü · Everest Yayınları · 2023196 okunma
5/10
·248 syf.··
2026 41. kitabı
Merhabalarrrr Sam, geçmişin izlerini gün yüzüne çıkarmaya çalışan bir arkeoentomolog olarak yaptığı çalışmaların ardından Kuzey Carolina'daki annesinin yanına döner. Fakat karşısına çıkan manzara, hafızasındaki evden çok farklıdır. Bir zamanlar hayat dolu olan annesi artık sürekli tedirgin, korkularının içinde yaşayan biri hâline gelmiştir. Evin içindeki soğuk ve yabancı atmosfer geçmişteki huzurlu aile bağlarının yerini büyük bir huzursuzluğa bırakmıştır. Üstelik yıllar önce hayatını kaybeden baskıcı anneanne Mae'nin hâlâ bu evde bir etkisi varmış gibi hissettiren davranıslar, Sam'in kafasındaki soru işaretlerini daha arttırır. Bahçede bulunan garip nesneler, evin çevresinde dolaşan akbabalar, geceleri duyulan tuhaf sesler ve annesinin açıklanamayan hareketleri Sam'i giderek daha büyük bir gizemin içine çeker. Arkeolog kimliğiyle geçmişin kalıntılarını araştırmaya alışkın olan Sam, bu kez kendi ailesinin geçmisinde saklanan karanlık sırlarla yüzleşmek zorunda kalır. Özellikle bahçedeki gül ağacının altında bulunan kavanoz dolusu insan dişi, bu evin göründüğünden çok daha farklı bir hikâyeye sahip olduğunu ortaya koyar. Kitabın kapağı ve arka kapak tanıtımı bende büyük bir merak uyandırmıştı, konusu da oldukça ilgi çekici görünüyordu; aile sırları, geçmişle yüzleşme ve hafif ürpertici olatlar güzel bir atmosfer oluşturabilecek bir potansiyele sahipti. Ancak okuma sürecinde aynı etkiyi bulamadım. Hikâyenin ilerleyişi beklediğim kadar akıcı değildi. Yazarın anlatımı zaman zaman fazla detaylara girerek ana olaydan uzaklaşmıs ve kurgunun temposunu düşürmüş gibi hissettirdi. Bazı bölümlerde atmosfer oluşturma çabası güzel olsa da olayların ilerlemesi ve karakterlerin işlenişi bana yeterince güçlü gelmedi. Çeviriden mi yoksa yazarın anlatım tarzından mı kaynaklandığını
Sağlam Kemikten Bir EvT. Kingfisher · Eksik Parça Yayınları · 202540 okunma
Reklam
Reklam