“Aşk ve Gurur” ya da orijinal adına sadık kalarak çevirirsek (ki bence daha uygun olur) “Gurur ve Önyargı” aslında benim de yıllardır önyargı ile yaklaştığım bir klasikti. Okunması kolay bir aşk romanı olduğunu, daha erken yaşlarda okumanın daha uygun olacağını düşünüp, geç kaldığım için yıllarca okumadığım bir klasik olarak kitaplığımda bekliyordu. #kitaplığımıeritiyorum deyip kavanozdan çektiğim kitaplardan biri de bu olunca, hayatımın düzensiz yoğunluğunu da göz önüne alınca hemen başladım.
Evet ön planda; hayatta zengin koca bulmaktan başka amacı olmayan genç kızların hikayeleri ve bunlara karşı gelen, ezberbozan Elizabeth’in aşkını okuyoruz. Ama arka planda 18. yüzyılın sonlarında orta sınıftan bir ailenin penceresinden; aslında toplumun aşka, evliliğe, ilişkilere bakışı, sınıf ayrımı, toplumun baskısı ile zihnimize yerleşen önyargılar işleniyor. Roman, 18. Yüzyıl İngiltere’sini gözler önüne seriyor.
Benim en sevdiğim karakter; aykırı Elizabeth oldu elbette. Akranları dikiş-nakış, yemek gibi meziyetleri öğrenirken, o kitap okumayı seçmiş. Her genç kızın hayali zengin bir koca ile evlenmek iken, bu hiç ilgisini çekmemiş. Darcy’ye aşık olana kadar evlenmeyi düşünmemiş bile. Çevresindeki tüm kadınlar “hanımefendi” görünmek adına düşüncelerini kendine saklarken (hatta çoğu düşünmezken); o, karşısındakinin kim olduğuna bakmaksızın fikirlerini özgürce ifade etmişti.
Jane Austen’ın, Elizabeth karakterinin kendisinden izler taşıdığı söyleniyor. Belki de bazı yönlerinde kendimi bulduğum için yakın hissettiğim bir karakter oldu.