Öncelikle herkese iyi okumalar dilerim. En son okumuş olduğum bu kitabı ben Bilgi Yayınlarından okuduğum için onda 2 farklı hikaye (Ayışığında Çalışkur ve Şişhane'ye Yağmur Yağıyordu) aynı kitapta yer alıyordu. Bunlar sonuç itibariyle hikaye kitabı olduğu için içeriğinden söz etmeye gerek duymuyorum ama Şişhane'ye Yağmur Yağıyordu başarılı bir hikayedir. Ancak ne yazık ki aynı şeyi Ayışığında Çalışkur için söyleyemeyeceğim. Bir defa yazarın bir hikaye yazdıktan sonra o hikayeyi gelen tepkiler üzerine değiştirerek tekrar sunması ve bu ikisinin aynı hikayede yer alıyor olması çok saçmadır. İlk olarak yazar yazdığının arkasında durmalıdır; herkes tepki gösterdi diye kalemi ona göre eğip bükerse vay onun haline! Bu benim en kızdığım şeydir ve yazarlarda dalkavukluğun temeli işte burada aranmalıdır. Ayışığında Çalışkur'un ilk halinde biraz müstehcenlik vardır evet ama bu yönden bakılırsa zaten okuyucunun kitapta aradığı şey bir kazanım değil bir sapıklığa döndürülmüş olur. Yani o hikayeyi okuduğunuzda sırf cinsel içerikli bazı pasajlar yer alıyor diye ''vay efendim bu toplumumuzda yoktur, bunlar ayıp şeyler'' derseniz ve anafikre konusuna hiç değinmeden kestirip atarsanız, yazar da buna boyun eğerse işte o zaman ne yazar gerçekten yazardır, ne de okuyucu gerçekten okuyucudur. Ayışığında Çalışkur hikayesinde de işte böyle bir durum sözkonusu idi. Bu tutumları beğenmediğim için eksik puan verdim.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Böyle güzel, kitapseverlerin buluştuğu bir sitede lütfen imlâ ve noktalama kurallarına daha çok dikkat edelim. Bu kadar çok kitap okuyup da kuralları bilmediğini düşünmüyorum kimsenin, olsa olsa dikkatsizliktendir diye düşünüyorum.
Golding, 1954 yılında " Sineklerin Tanrısı" kitabını hiç bir yerde bastıramaz. 20 yayınevine gider, geriçevrilir. Sebebiyse " dönemin şartlarına ters algıyla yazılmış olması "mış. Sonunda kitab`ı basmağa yanaşan bir yayıncı çıkar, kitap basılır ve kısa dönem arasında bestseller olur.
Çocuk kitab`ı sanarak başladım okumağa. Kitab`ın içinde çocuklardan başka şey yok ama bu kitap bir çocuk kitab`ı olmak için çok büyük...
Kitap bir atom savaşı sırasında güvenlik sebebiyle ülkeden kaçırılmak istenen bir grup erkek çocuğu taşıyan uçağın ıssız bir adaya düşmesiyle başlar. Yaşları 6-12 arası bir yığın çocuğun liderlik üzerinde çekişmeleri, adaya hakim olmak istekleri onları adım adım " vahşileştirir". Golding, kahramanlarını çocuk seçmekle, merhametli, melek gibi bildiğimiz çocukların da şeytanlaşabileceği, " Sineklerin Tanrısı" nı simgeleyebileceklerini anlatmak ister. Zira yazar, boşuna kitab`ın ismini " Sineklerin Tanrısı" koymamışdır. "Sineklerin Tanrısı" Musevi dininde şeytan ismi yerine geçer...
Eğer, " Hayvan Çiftliği" ni okumuşsanız, " Sineklerin Tanrısı" nı da aynı duygularla okuyacağınıza eminim. Kaba şekilde demem gerekirse, iktidar ya da liderlik söz konusu oldu mu, "hayvan" " çocuk" hiçbir şey ifade etmiyor. Hepimiz gaddarlaşıp, " vahşileşe " biliyoruz...
Keyifli okumalar...