9/10
·776 syf.··
Beğendi
·
2025 34. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2025 23:13
Ermeni Tehciri ya da Soykırımı üzerine yaptığım okumalara devam ediyorum. Alman yazar Franz Werfel'in en meşhur kitabı olan ve gerçek bir hikayeden esinlenerek yazdığı romanından bahsedeceğim. Romanın hikayesini 1929 yılında Şam'dayken kurguluyor. Ve 1932-1933 yılları arasında yazıyor. Bu roman 1915 yılında o dönem Maraş'a bağlı olan Zeytun kazasındaki yaklaşık 5 bin Ermeni'nin zorunlu göçe karşı gelmek için gösterdiği direnişi anlatıyor. Öncelikle şunu belirtmek istiyorum. Geride kalan 110 yılda ve daha öncesiyle de yaşanan olayları da göz önüne alırsak; Ermenilerle aramızda yaşananlara hiçbir zaman objektif olarak bakamadık. 2010 yılında Habertürk'te iki program yapıldı. Sevan Nişanyan ve Yusuf Halaçoğlu yaşanan olayları enine boyuna değerlendirmeye çalıştılar. Belki bir daha böylesine bir tartışma ortamı oluşmadı ülkemizde. Ben son 10 yıldır alternatif tarih yazımına önem vermeye başladım. "Alternatif Tarih Yazımı" derken neyi kastediyorum? Ülkelerin kurucu ve hakim güçleri tarafından tek taraflı yazılan ve anlatılan tarihin dışında objektif bir şekilde yazılan tarihi kastediyorum. Çünkü tarih her zaman galiplerin diliyle yazılır. Peki gerçek hikayeyi, mazlumların, kaybedenlerin, güçsüzlerin hikayesini merak etmiyor muyuz? İşte bu yüzden ben alternatif tarih yazımını önemsiyorum. Gelelim romana. Takdir edersiniz ki bu roman tek taraflı bir bakış açısıyla, sadece 1915 yılında birkaç aylık bir dönemde yaşanan olayları anlatıyor. I. Dünya Savaşı'na girilmiş. Ruslar, Fransızlar ve İngilizler ile birçok cephede savaşlar veriliyor. Aynı zamanda bu ülkeler yıllardır Osmanlı tebaası olan azınlıkları kışkırtarak iç isyanları destekliyorlar. Hükümetteki İttihat ve Terakki Paşaları bilhassa Enver Paşa, Ermenilerin cephe gerisinde sorun yaratmaması için 1915 yılında tehcir
Roman
Musa Dağ’da Kırk GünFranz Werfel · Belge Yayınları · 2022194 okunma
8/10
·486 syf.··
Beğendi
·
2024 4. kitabı
Sevan Nişanyan'ın eksik kalan son okumalarını da yaparak bitirdim. Bundan sonra artık yeni kitapları çıkarsa okumaya devam edeceğim. Din Savaşları kitabı toplu yazılarının bir araya getirildiği bir eser. Geneli 2012-2013 yıllarına ait. Konu yelpazesi yine geniş. Etimolojik konular var, İslam dini üzerine yaptığı incelemeler var, diğer dinlerle karşılaştırması, II. James'in iktidarından bile bahsediyor, gezi yazıları yine çok önemli... Bu kitabın asıl dikkat çeken yönü; İslami söylemin kamu alanını artan bir cüretle istila etmesidir. Sevan Nişanyan 2002 ve 2007 yıllarında AKP'ye oy verdiğini çekinmeden söylüyor. İlk on yıllık icraatlerini övüyor. Vesayet sistemi ile mücadele etmesi, azınlıklara karşı politikaları, ekonomiyi düzeltmesi vs derken. Bir yerde eşiği atlayamıyorlar. Gezi parkıyla başlayan sürecin AKP'yi otoriterleştirmesi, hükümetin meşruiyetini kaybetmesi, gün geçtikçe muhafazakar milliyetçi yanını topluma dayatması, önce Kürtler sonra da azınlıklara olan dilin ve icraatin değişmesi bunun örneği. 2013 yılında Recep Tayyip Erdoğan'ın kullanım süresinin dolduğunu söylüyor. Bundan sonrası halka zulümdür. Kendi kendime şu soruyu soruyorum: Neden Nişanyan okumalıyız? Böyle bir zeka, entelektüel başka bir ülkede olsa yeri ne olurdu? Muhtemelen kendisinin de dediği gibi müesses nizam ona rahat bir yaşama alanı vermezdi. Ama yazdığı eserler, yaptığı işler, hayat tecrübesi, gördükleri ve anlattıkları ile çağımızın filozofu diyebiliriz. Enteresan bulabilirsiniz. Ki böyle özel zekaya sahip her insanın anormal yanları mutlaka vardır. Kendi deyimiyle insanları provoke etmeyi seviyor. Sokrates misali at sineği görevini görüyor. Yozlaşmış ve çağ dışı kalmış kurumları ve insanları süzgecinden geçiriyor. Arı kovanlarına çomak sokuyor. Belki de en çok bu yanı hoşuma
Deneme, İnceleme
Din SavaşlarıSevan Nişanyan · Liberus Yayınları · 202015 okunma
Reklam
SESİN BENİ SEVDİĞİNİ SÖYLÜYORDU
Puan vermedi·360 syf.·
2024 3. kitabı
“Kendi öyküsünü tamamlamak ve kendinden öte hayatlara bir el uzatmak fikriyle çıktığı bu yolda ona Ali Nesin, Sevinç Erbulak, Barbaros Şansal, Fırat Tanış, Enver Aysever, Serra Yılmaz, Ece Temelkuran, Filinta Önal, Mine Söğüt, Yekta Kopan, Bülent Ortaçgil, Nebil Özgentürk, Sevan Nişanyan, Fazıl Say, Ercan Kesal, Ezel Akay, Atilla Birkiye, Murat Ateş, Tansu Okan, Sait Ali Köknar ve babalarının kıymetli hikâyeleri eşlik ediyor. Kimiyle Gümüşlük’te, kimiyle Şirince’de, kimiyle Kuruçeşme’de kimiyle Yalıkavak’ta, kimiyle ofisinde, kimiyle rakı sofrasında sohbet ediyor. Baba Öyküler’deki her bir kahramanın eşsizliğinin hakkını verirken bizi kendi öykülerimizle benzerlikler kurmaya ve onlarla yüzleşmeye davet ediyor.” Yukarıdaki uzun alıntı aykırıakademi.com sitesinden alınmadır , kitabın yazarı ile yapılmış eseri hakkındaki içerikle ilgili. Sanat camiamız içinde dublaj sanatçıları,müzisyen, yazar, sunucu, heykeltraş, mimar olanların babaları bir şekilde ülke ya da dünya çapında tanınmış kişilerin oğlu kızı olmak nasıl bir hayat getirmiş onları anlamak, babaların çeşitli versiyonlarını görmek için belge niteliğinde 2017 yılında yayınlanmış bir kitap.. Kitabın yazarı Jehan Barbur’u tanınmış ve sevip takip ettiğim kişiler arasına koymadım hiç aklımda ona dair imge hep şu,gümüşi pullu ve kısa bir elbise giymiş,mikrofon önünde, piyano çalan bir müzisyen arkada,yüzü herkesten ayıramayacağım belirsizlikte birisi ,bu türden kitapları seviyor olmam kendisi ile yollarımızı kesiştirdi diyebilirim. Jehan Barbur Beyrut ‘ta dünyaya gelmiş, Arap asıllı ,Fransızca ikinci anadili olan bir Türk. Bir gün Erkan Oğur ile sohbet ederken böyle bir kitap yazma fikri doğuyor.Tanınmış şahsiyetlerin de bir babası vardı ve onları şekillendirirken hayatlarının tam olarak neresindeydi
İnsan ve Hayat
Baba ÖykülerJehan Barbur · Ot Kitap · 2016260 okunma
2022 (Pars) yılında okuduğum 19.betik [Gökek ayının ilk betiği]
4/10
·172 syf.··
2022 19. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2022 13:47
Bilimkurgunun imkânlarını kullanarak evrenden ve insandan bahsetme sırası yerli yazarlara geldi. 2011-2015 yılları arasında, Türkiye Bilişim Derneği Bilimkurgu Öykü Yarışmaları'nda dereceye giren öykülere merhaba diyin. Varoluş, toplum, insanoğlunun geleceği ya da sadece bir olasılığın yaratabileceği ruh halleri olsun, bu memleketin yazarlarının da bilimkurgu aracılığıyla anlatacağı hikâyeler var! Bu öykü seçkisinde korku gerilim öykülerinden tanıdığım Funda Özlem Şeran yanı sıra Murat Kaya Beşiroğlu ile Tevfik Uyar yani bilimkurgunun başarılı isimleri görünce çok mutlu oldum. Kullanma Kılavuzu (2014 2.'si) - Funda Özlem ŞERAN (1984); Durağan başlayan öyküde son sayfalarda gülmekten dolayı tekrar okumak zorunda kaldım. O kadar güldüm ki resmen gözlerimden yaşlar aktı. Dünya'da gelişen teknolojiye rağmen hala yaşlılık ve diyabet hastalıklarına çözüm bulamaması dikkat çekiyor. Öyküyü okurken kuzenimle ilgili bir anı aklıma geldi. Kuzenim çarşıya çıktığı bir gün kilosunu merak edip ortak baskülün üzerine çıktı. Sadece kilosunu göreceğini sanarken baskülün yapay zekası onun kaç kilo olduğunu bas bas bağırarak söylemeye başlayınca kuzenim utancından yerin dibine girmiş bir şekilde etrafına bakmaya başlar. Sonra basküle dönerek "Sus! Anladım. Neden tekrar ediyorsun." diye bağırmış. Fırıldak (2013 2.'si) – Tevfik UYAR (1978): Daha onun çıkardığı Tek Kişilik Firar adlı öykü seçkisinde bu öyküyü okudum ve o seçkide beğendiğim öykülerden biridir. Kıyamet Sonra Bilimkurgu türüne ait olduğunu kabul etmiyorum. Bu öykü; Uzaylı İstilası Bilimkurgu türüne ait olacağını mantıken uygundur. Küresel çaplı bilimkurgu yazarı olsa da uzaylı konusunda ad vermede Türkçe'nin dil gücünden faydalandığı için beni çok mutlu etti. Bu öyküyü distopik olarak yazılsaydı en çok sevdiğim öykü olurdu.
Edebiyat
DünyalılarKolektif · İletişim Yayınları · 201639 okunma
10/10
·106 syf.··
Beğendi
·
2021 35. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ekim 2021 04:27
Kitap, Sevan Nişanyan tarafından bir zorunluluk sonucu kaleme alınıyor. Peki nasıl bir zorunluluk? Sevan Nişanyan, 21 Eylül 2009 tarihinde Karar Gazetesi'nde yazdığı "Sansür" başlıklı yazı sebebiyle dindar kesimden büyük bir tepki görüyor. Çünkü Nişanyan, bu yazısında ateist kimliğiyle bir yaklaşım sergileyerek ağır bir eleştiri ve iğneleyici dille bazı dini değerleri ele almıştır. Tesadüf ve şanssızlık odur ki, Nişanyan'ın "Sansür" yazısından on gün önce kadar kaleme aldığı ve halk ağzındaki bir ifadenin esas manasını ortaya çıkarmak istediği fakat dini çevrelerce yine yanlış anlaşılmasına sebebiyet verecek olan "Feriştah" yazısı, "Sansür" yazısından bir gün sonra 22 Eylül'de yayımlanıyor. Durum böyle olunca Sevanyan'a gelen tepkiler büyüyor ve işin içinden çıkılmaz bir hâl alıyor. İşte bu kitap, Sevan Nişanyan'ın gelen bu tepkileri teker teker ele alarak toplu bir cevap verme ihtiyacı ve bu tepkileri kitaplaştırma isteğinin zuhur etmesiyle oluşuyor. Sevan Nişanyan'a dindar cepheden gelen tepkiler içerisinde ağır küfür içerikli mesajlar olduğu gibi, tamamen nezih ve davetkâr bir dille yazılmış mesajlar da var. Aynı zamanda bir yandan yergi mesajları da geldiği gibi bir yandan da övgü mesajları geliyor. Bu mesajlar da tahmin edeceğiniz gibi yine ateist cepheden oluyor. Bahsettiğim üzere Nişanyan kendisine gelen bu olumlu olumsuz mesajları inceleme ve kendisinin itham edildiği hususlara karşı savunma yapma minvalinde bu eseri meydana getiriyor ve hakkındaki yanılsamaları ortadan kaldırmayı, en azından ne demek istediğini ve ereğinin ne olduğunu bildirmeyi amaçlıyor. Esere 10/10 puan vermemin sebebi, Nişanyan'ın kendisine gelen iyi-kötü mesajları kişilerin ismiyle ve ayırt etmeden yayınlayıp bunlara samimi cevaplar getirme isteğiydi. Aynı zamanda olaya kendi
Hocam, Allaha Peygambere Laf Etmek Caiz Midir?Sevan Nişanyan · Karşıt Yayınları · 201071 okunma
8/10
·649 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2021 01:21
"Doğru"larını eleştiremeyen, sorgulayamayan, tanrılaştıran; önyargıları, kompleksleri, tabuları olan bireylerin okumamasını şiddetle tavsiye ediyorum: Sevan Nişanyan'ın Taraf gazetesindeki Kelimebaz köşesinde 29 Ekim 2008-14 Aralık 2009 tarihleri arasında yayımlanan yazılarının bir araya getirildiği bu kitap; Türkiye siyasetini, yakın tarihi, dini, milliyetçiliği ve sorgulamaya cesaret edilemeyen birçok kavramı irdeliyor. Türkçe'den Yunanca, Latince, Arapça, Farsça, Kürtçe, Ermenice, Aramice, İbranice'ye kadar uzanan geniş bir kelime dağarcığından ve muazzam bir bilgi birikiminden beslenen yazılarda, üsttenci bir üslup değil, sohbet havası hakim olduğu için okurken kendinizi entelektüel, samimi, eğlenceli bir sohbetin içinde buluyorsunuz. İnce bir zekanın ürünü olduğunu hissettiren, "izahı olmayan"ları konu alan mizah örnekleriyle dolu bu kelimeler dünyası yolculuğunun en belirgin özelliklerinden biri de güldürürken düşündürmesi. Sorgulanamayan, eleştirilemeyen "gerçek"lerle uyutulan ve büyütülen neslimiz için zor olsa da, önyargısız okunduğu takdirde düşünce ufkumuzda yeni kapılar açılmasını sağlayan bir çalışma. Kelimebaz'ı "keyifli" ve "ufuk açıcı" olarak tanımlamak, emeğin hakkını vermek için yeterli olmasa da, yerinde olacaktır. Çünkü yazarının da belirttiği gibi; "Kelimelerin öyküsü insan öyküleri gibidir, biraz hoşça vakit geçirirsin, şansın varsa biraz da ufkun açılır. O kadar."(s. 452, Basur)
KelimebazSevan Nişanyan · Liberus · 2021136 okunma
Reklam