Puan vermedi·184 syf.··
2026 22. kitabı
Lübnanlı yazar Amin Maalouf'un 1996 yılında yayımlanan kitabı "Doğunun Limanları", klasik teknikle yazılmış tarihi bir romandır. Oldukça heyecanlı ve merak uyandırıcı olan bu eser okurunu Doğu-Batı sentezinde yoğuruyor. Hikaye Adana'da başlıyor. Oradan Lübnan-Beyrut'a, daha sonra ise Fransa'nın kültür kokulu sokaklarına uzanıyor. Amin Maalouf din, dil, ırk, millet gözetmeksizin karakterlerini "insanlık" çatısı altında birleştiriyor. Ermenisi, Türkü, Yahudisi; Müslümanı, Hristiyanı, Musevisi bir arada... Hikayenin çıkış noktası "İsyan" adında, soyu Osmanlı hanedanına dayanan bir adam. Hikayenin tamamını onun ağzından dinliyoruz. Hikayeyi anlattığı ve onu yönlendiren kişi ise - "muhtemelen Amin Maalouf olduğunu düşündüğümüz"- bir yazar. İkili arasında 4 gün süren beraberlik sonucu taşlar yerine oturuyor. İsyan'ı Paris'in sokaklarına getiren hadise yıllardır vazgeçmediği bir sevda! O, çektiği onca sıkıntının ardından yıllardır görmediği aşkını bekliyor... Kitabın açılışında, cinayet mi yoksa intihar mı olduğu belli olmayan bir ölüm ve bu ölümden sebep deliren İffet adında bir kadınla tanışıyoruz. İffet, Kitabdar adında bir hekimle Adana'ya yerleşiyor ve bir erkek çocuk dünyaya getiriyor. İsmini bilmediğimiz ama prenslere yaraşır bir asillikle büyüyen bu delikanlı saray eşrafına mensup biri. Ermeni bir kızı kendisine eş yapıyor ve ondan 3 çocuğu oluyor. O çocuklardan birisi de ana karakter İsyan! Ve bu andan itibaren de İsyan'ın hayat yolculuğunda yaşadıklarına şahit oluyoruz... "Doğunun Limanları" tarihi dokusuyla mest eden, sıcacık bir roman. Dili, üslubu tertemiz. Doğu'dan alıp Batı'ya, Batı'dan alıp Doğu'ya götürüyor okurunu ve adı geçen şehirlerin karakteristik dokularına da yer vermeyi ihmal etmiyor.
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,2bin okunma
Puan vermedi·332 syf.··
2026 189. kitabı
Cemal Süreya, o bildiğimiz tanıdık kelimeleri öyle bir yan yana getiriyor ki, aşkın en erotik, en hüzünlü ve en muzip hali göğsümüze bir sızı gibi oturuyor. Üvercinka'dan Göçebe'ye uzanan bu koca külliyatı her karıştırdığımda, insanın canını acıtan bir ayrılığın da, göğe bakılan bir anın da ancak bu kadar "canlı" mısralara dökülebileceğine bir kez daha hayran kalıyorum.
Sevda SözleriCemal Süreya · Yapı Kredi Yayınları · 201732,3bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2026 81. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 10:31
꧁༺ 𝕸𝖊𝖍𝖘𝖆 *𝕱𝖎𝖗𝖚𝖟𝖊 *𝕶𝖊𝖍𝖗𝖎𝖇𝖆𝖗 𝕬𝖙𝖊ş𝖎 ༻꧂ "𝑺𝒆𝒏𝒊𝒏 𝒃𝒆𝒏𝒊𝒎 ü𝒛𝒆𝒓𝒊𝒎𝒅𝒆 𝒉𝒆𝒓 𝒕ü𝒓𝒍ü 𝒉ü𝒌𝒎ü𝒏 𝒗𝒂𝒓 𝒊𝒌𝒊 𝒈ö𝒛ü𝒎." "Ö𝒍ü𝒎ü𝒏 𝒅𝒆, 𝒛𝒖𝒍𝒎ü𝒏 𝒅𝒆." "𝑺𝒆𝒗𝒂𝒃ı𝒏 𝒅𝒂 ,𝒈ü𝒏𝒂𝒉ı𝒏 𝒅𝒂." "𝑺𝒆𝒏𝒊𝒏 𝒉𝒆𝒓 𝒛𝒆𝒓𝒓𝒆𝒎𝒅𝒆 𝒉ü𝒌𝒎ü𝒏 𝒗𝒂𝒓." Selamm, bugün sizlere kalemini çok sevdiğim, ne yazarsa okurum dediğim ve uzun zamandır kitap olmasını beklediğim, sevgili yazarım @_mehsaa_ dan #firuzekehribarateşi paylaşımı ile geldim. Yazarımızın kalemi zaten çok güzel, ama bu kurguda bambaşka bir güzeldi.. Mardin şehrinde bir masalın içinde gibi hissederken,Şamanların sırları, tılsımların ve taşların gücü etrafınızı saracak. Dünya çapında gizli, lanet bir örgütün uzantıları hepsinin üzerine çökmüşken, birbirine kaderin ipi ile bağlanmış iki ailenin, hem aşkları hem de lanetleri iliklerinize kadar işleyecek! Büyük bir aşk ve lanetin, Kehribar ve Firüze taşıyla bağladığı, Ezra Saruhan ve Firuze Arjin Koçak ile tanışmaya hazır mısınız? Ezra Saruhan, sessiz ve çok derin seven bir adam, Firuze gibi ateş parçası bir sevda! Üstelik doğduğu an Ezra'nın kaderine işlenmiş bir kadın! Onun mucizesi! Onun iki gözü! Firuze Arjin Koçak, iki ailenin laneti arasında aşkına sahip çıkamamış, kaçan, kardeşinin intikamı ile yanan, bu uğurda aşkı dahil Mardin'i yakmaya hazılanan,kimse şu an bilmese de cinayeti işlemiş,şeytanı gömmüş bir kadın. Her şey yıllar önce büyükanne Arjin Koçak'ın Saruhan lardan birine sevdalanması ile başlıyor. Bu sevda öyle bir şeyle sınanıyor ki Arjin çok sevdiği eşinin ihanetini kaldıramıyor. Şehrin tepesindeki ağacı ateşe vererek çok büyük bir ah ediyor! "Bir daha hiçbir Koçak bir Saruhan'ın ne yari olsun ne de çocuğunu doğursun! Bana bunu reva görenlerin canı yansın, benim gibi ateşlerde yansınlar!" İster ah deyin, ister lanet! Bu saatten sonra hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. Arjin Saruhan yıllar içinde hem mistik gücü hem de
Firuze 1 - Kehribar AteşiMehsa · Ephesus Yayınları · 202653 okunma
Beşeri'den Vahdete
10/10
·600 syf.··
2026 48. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 11:48
Aslen bir Arap çöl efsanesi olan bu hikâye, Fuzulî'nin tasavvufi derinliğiyle yeniden yoğrularak Balkanlar'dan Hindistan'a kadar geniş bir coğrafyada efsaneleşmiş bir mesnevidir. Eserde, Kays (Mecnun) ile Leyla’nın mektepte başlayan beşerî aşkının, sürekli engellerle karşılaşıp ilahi aşka dönüşmesini ele alıyor. Mecnun'un çöllere düşmesi, ceylanları kurtarması ve toplumsal kalıpları reddetmesi gibi olaylar akıcı bir şekilde anlatıyor. Aşk ve sevda görünene değil asıl görünmeyenedir. Mecnun, Leyla'yı severken aslında onun yokluğuna alışmıştır. Leyla kendini yollara vurup Mecnun'a kavuştuğunda ise artık çok geç olmuştur. ​Fuzuli'nin tasavvufiyle birlikte maddi dünyanın geçici hırslarından sıyrılıp ruhun saf ve melankolik hâlini keşfediyoruz.
Edebiyat
Leyla ve MecnunFuzuli · Yelkenli Kitabevi · 20092,440 okunma
7/10
·344 syf.··
2026 14. kitabı
Alice'ten okuduğum ilk kitap olsa muhtemelen daha çok severdim ama değil. Taş kağıt makas ve daisy darker'dan sonra çok iyi gelmedi. Açıkçası sonunu tatmin edici bulmadım. Katilin motivasyonu da bana saçma geldi. İlk başta yönlendirilen kişi olsa daha mantıklıydı. Yazarların illa ters köşe yapmak istiyor ve bu sevda da bazen mantıksız kararlara sebep oluyor.
Ne Yaptığını BiliyorumAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20227bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 34. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 00:00
Büyülü Bir anlatımı olan hikâye okumak ister misiniz? Peki ya gerçek hayata dayanan akıcı bir roman? Karakterimiz kendi hikâyesini arıyor. Bir yolculuk yapılıyor saatler süren. Anadolu'dan 1890'ların İstanbul'un tarihi sokaklarına uzanan melankolik bir hikâye. Yüzyıllık bir aşkın merkezinde. Markus ve Fariba aşkına tanıklık ederken onların ruhlari / aşkı kahramanlarımızın bedenlerinde kavusabilecek mi bakalım Galata Kulesi'nde? Beni etkileyen çok cümle olduğu için buraya sığmayanları yoruma yazdım. Sizi en çok etkileyenleri de merak ediyorum. Çıkış yolunun güzel olacağını ve asla geri dönmeyeceğimi umarım. (Frida Kablo) Yolculuk bizi kendimize getirir. ( Albert Camus) İnsan kendisini saçlarından tutup da, bir tur bu kökü ile birlikte topraktan söker gibi kaldırıp silkelemeli bazen. Beni tanıyan herkesin gözünde kuşkusuz onlarca farklı ben vardır. Ben hiç bağırmadım avaz avaz çeyrek asırdır. Doğduğum gün hariç. Çoğu zaman bu dünyaya ait olmadığım hissine katılıyorum. Burası bitecek ve asıl yere ayak basacakmışım gibi hep. Her gün acele ediyorum. Savaş halinde teyakkuzdayım. Gürültüde. Savunmadan. Sessiz gürültüsüz bir şekilde yaşanmıyor mu bu yerde? Dünün acısı yarının kaygısıyla ters dönmüş Bir kaplumbağa gibi debelenip dururken çok yara aldım. İçimdeki sinsi hayvanla yüzleşmekten utandım kaç kez. Kaçtım. Olmazlara ayak diredim. Payına düşenden fazlasını istiyordu açgözlü insanoğlu. Sonrasında gelen bütün kadınlar Havva'nın günahının bedelini ödercesine acı çeke çeke yaşadılar yeryüzünde ve yaşıyorlar. Kendini çok güçlüymüş gibi gösterebilir insan fakat bu saklanmaktan başka bir şey değildir. Aah o güzel kadınlar! Yanlış adamların balkonlarında -- mış gibi yaşayıp gidiyorlardı işte farkına bile varmadan. Başka bir dünyanın varlığından bile
Son AldanışSevda Poyraz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202417 okunma