Ruh benzeşmesi
Puan vermedi·128 syf.··
2025 36. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2025 11:03
Sırtına kendi dünyasını yükleyip ülke ülke gezen ve yazan bir kadın Tezer Özlü. Benim hayallerimin gerçekleştiricisi. Kafka’nın mezarını ziyaret ettiğinde ona olan vefa borcunu ödemek istediğini anlıyorum. Kendimi Tezer Özlü ile benzeştiriyorum. Kırılgan ve yorgun. Acı çekmeye sevdalı. Yaşamın tadını kimisi böyle alıyor belli ki. Kaybeden değil , yenilen değil ama acı çekmeye gönüllü olan. Çekirdeğini hissetmek dünyanın . Böylesi daha iyi… Kendisine soruluyor bir yerde : Sizce siz çekici bir kadın mısınız diye ; yanıt veriyor : Evet, acı çekici. Dünyanın çilesine , eziyetine, adaletsizliğine ,pisliğine ve kirine duyarlı bakan insan acı çekici olmasın da ne yapsın değil mi ama? Başka bir yazar da acı çekmemiş biriyle yapılan sohbetin gevezelik olduğunu söylüyor . Acı çekmek büyük erdem bence de ! Bunu Dostoyevski de vurgular. Başıma buyrukluğuma hayranım ! diye haykırıyor kitapta. Evet diyorum . Esen rüzgarla birlikte hareket etmenin büyüsünü biliyor. Büyücü bir kadın deyim yerindeyse . Bu kitapla beni büyüleyebildi örneğin. Ben de başıma buyrukluğumla övünürüm, ayıp olmasın. Kafka’nın mezarını , Svevo’nun mezarını ziyarete gidiyor ve ölüler dünyasını sevdiğini söylüyor. Bu ölmüş büyüklerimizin (şair yazar tayfasının) anısını yaşatmak ve onları bir daha öldürmemek için mi yapıyor bunları? Ruhsal teması anlayabilirim bana oluyor , Lisbon’da Pessoa ‘nın ruhunu gördüm bulvar ve meydanlarda… Onlar her daim yaşayanlardır benim gözümde de. Ve hiçlikten bahsediyor çoğu bu yazarların . Dünyanın çivisinin çıkmışlığına bir buket çiçek uzatıyor yaşlı gözlerle ve bir şair duyarlılığla.Onlarla hala sohbet ediyor Tezer Özlü ve onları anlayabilmenin tadını çıkarıyor. Yağmur seviyor Tezer ve uçaktan korkuyor. Tren raylarının bağımsızlığı çağrıştırdığını söylüyor. Sürekli yolculuk
Yaşamın Ucuna YolculukTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 202114,7bin okunma
23.06.2019
10/10
·506 syf.··
2019 2. kitabı
·
66 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2019 00:00
"Füsun'un fotoğrafını aşkla öptü ve ceketinin göğüs cebine dikkatle yerleştirdi. Sonra bana zaferle gülümsedi. "Herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım." Beni etkileyen Kemal de kendimi bulmamdı sanırım. Kemal'in takıntılı bir aşkla sevdiği Füsun'un yarım bıraktığı 4 bin 213 adet sigara izmaritini, Merhamet apartmanındakileri ve daha nicesini utanarak biriktirdiği gibi benimde biriktirdiklerim, hatta utancımdan kendimden sakladıklarım vardı. Ve onun yaptığı gibi ceketimin göğüs cebinde, kalbime en yakın yerde senin bir parçan. Kırmızıya boyalı yerlere ve sokaklara girmeyi kendine yasakladığı gibi, ben de seninle kısa zamanda yanlarından onları farketmeden geçip gittiğimiz cadde aralarını yasaklamıştım kendime. Kızıl gözyaşının tadı gibi; acı ve tebessüm. İkisini bir arada yaşıyordum. Olanları virane yapan ise çölde yanlız başıma o tek martı gibi uçmaya çalışmamdı. Bu sevdâ bir anda bitebilir mi? Gerçeklerin yalana dönüştüğü zaman çerçevesinde, sevgim en derin kanıttı. Ben hala tutkunum, hala yaralı... #Zifiri Tuğba Yurt Ben Sevdalı Sen Sevdalı Okuduğum en kıymetli romandır Aşkı ve tutkuyu takıntılı biçimde yansıtır. Fakat bunun yanlış olduğunu acımız dindiğinde anlarız. Kor olmuş duyguları temizlerken. Nefes almayı öğrenirken yeniden. Her şeye duyguyla yaklaşırken. Bir çiçeğe ya da bir solucana. Acı bir bibere. Çileğe belki de...
İnsan ve Duygular
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,6bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
6/10
·175 syf.·
Beğendi
·
2021 28. kitabı
Kitapta Makar Devuşkin ve Varvara Alexeyevna arasında geçen mektuplaşmaları okuyoruz. Karakterlerimiz birbirleriyle uzaktan akraba. Bu nedenle birbirlerine sahip çıkmaya çalışıyorlar. Makar yaşlı ve yoksul bir adamken Varvara genç bir kadın. Birbirlerine yaşadıkları olayları, umutlarını, geçmiş yaşamlarını, hayal kırıklıklarını, çevrelerindeki insanları vs. pek çok şey anlatıyorlar. Makar Devuşkin, Varvara'ya derin bir sevgi besliyor. Her ne kadar belli etmese de Varvara'ya sevdalı. Varvara yeni evine taşındıktan sonra ona yakın bir yere taşınıyor. Amacı zor zamanlarında Varvara'ya destek olabilmek. Varvara Alexeyevna da Makar'ı çok seviyor. Ama daha çok, bir arkadaş gibi seviyor. İkilinin birbirine ve birbirlerinin düşüncelerine önem verdiğini görüyoruz. Ama bazen de karşılaştıkları olumsuzluklar karşısında tepkisiz kaldıklarını görüyoruz. Makar Devuşkin parasız kalınca ev kirasını ödeyemiyor ve evdeki herkes tarafından hakir görülüyor. Bu durumu mektuplarında Varvara'ya anlatınca Varvara ona para gönderiyor. Yine başka bir mektupta Varvara Alexeyevna, çaresiz kalıp da Bay Bikov'un evlenme teklifini kabul ettiğini anlatınca Makar Devuşkin buna şiddetle karşı çıkıyor. ''Siz giderseniz ben burada bir başıma ne yaparım!'' diyor. Ama Varvara cevap olarak Makar'a evlilik hazırlıklarını ve yeni kıyafetleri için alınacakları anlatıyor. Ve kitabın sonunda da evlenerek Makar Devuşkin'den uzağa gidiyor. (İsimler bazı yerlerde değişikliğe uğruyor.) İnsancıklar Dostoyevski'nin ilk romanıymış. Bazı yerlerde, yukarıda da belirttiğim gibi, tutarsızlıklar fark etsem de insanı derinden etkileyen bir roman. Parasızlığın, çaresizliğin insanı ne hale getirdiğini anlatıyor. Bana kalırsa kitabın ismi de toplum tarafından hor görülen yoksul insanları temsil ediyor. Üzücü sonlarla biten
1000Kitap
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202377bin okunma
9/10
·344 syf.·
2021 27. kitabı
Ah Mücella. Mücella' dan bahsetmeden önce bir şeyler söylemek istiyorum kitap hakkında . Yazarımız, kitabın ilk sayfalarında, Mücella'nın akıbetini anlatmış . İlk defa böyle bir kitap girişiyle karşılaştım. Kitapları hep sonunu merak ettiğim için okuduğumu ve bunun ne kadar büyük bir eksiklik olduğunu farkettim. Açıkçası karekterler için ne büyük bir saygısızlık yaptığımı fark etmemle, kendimi kitabın içinde bulmam bir oldu. Kitabın ilk sayfalarında, kitabın sonunu yazan bir kitabı neden okuyayım sorusuna cevabımı verdiğimi düşünüyorum. Bir kitabı sonu için değil de, karekterin içini anlamak, ruhuna inebilmenin kıymeti , çok daha iyi anladım . Kitabın özüne inersem, çok etkileyici yerleri vardı , klasik bir Anadolu tablosunu, betimlemelere çok boğmadan, duru bir şekilde yazmış ve böyle yazmış olması, kitabı anlamamı kolaylaştırdı. Kitap hakkında spoiler vermek istemesem de etkilendiğim bir kaç şeyi yazamadan geçemeyeceğim. Babasız doğan bir kız çocuğu, ve onu nasıl babasız tek başıma büyütürüm diyen bir annenin hayatına konuk oldum. Kitap sadece onların hayatıyla sınırlı değil dönemin sağ sol muhabbetini de araya katarak, dikkatimi kitapta toplamama yardımcı oldu. Yusuf Ziya' ya ve onun kalbindeki o sevgili Suna kısmını hayranlıkla okudum . Ah o mektup, o satırlar ... Kaç aşık, kaç sevdalı o sözleri yazabilirdi ki ... Yusuf Ziya' ya gidip sarılıp Canım Yusuf Ziya'm, canım küçüğüm diye sarılasım geldi, o güzel sevdana, o güzel kalbindeki hasrete selam. Kitapta bir diğer karekter olan Güzide' ye ve aşık olduğunu sandığı Erzincanlı er... Senin beklentilerini karşılamayan ve aşkını hiç eden adama yazıklar olsun. Ve Mücella. Kitabın ana karekteri Mücella'nın hayatı karayemiş ağacın ötesine geçmeyen, ölüme yol alan bir hayat. Çok şey yazmak istiyorum senin için Canım
MücellâNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202112,9bin okunma