Bu kitabı anlatmaya nereden başlamam gerektiğini bilmiyorum. Öyle incitti ki kalbimi, okuyalı haftalar geçmesine rağmen anca hakkında konuşabilir hale geldim.
Konusunu anlatarak başlamak gerekirse, Aliye öğretmen Yunan işgali döneminde bir Anadolu köyüne öğretmenlik yapmaya gelir ve kendini bu köyün öğrencilerine, kadınlarına kısacası tüm halkına adamaya karar verir. Köyün kalkınması ve Yunan işgaline karşı bilinçlenmesi için mücadele eder.
Fakat köy halkı şeriat yanlısı, cahil ve medeniyet düşmanıdır. Aliye öğretmene binbir eziyet çektirmelerine rağmen o, bütün bunları sineye çeker.
Aliye, güzelliği ile köye ilk geldiği günden beri erkeklerin ilgisini çeker. Onun iffetli bir Cumhuriyet kadını olması köy halkının zoruna gider ve ona çeşitli iftiralar atarlar. Yüzünü peçe ile kapatmadığı için “kahpe” olarak nitelendirirler.
Aliye, köyün kadınları için çalışıp didinse de kadınlar da onu için için kıskanmakta ve ona iftira atmaktadırlar.
Yunan birliği köye girdiğinde ise birliğin başındaki Damyanos da Aliye’nin güzelliği karşısında büyülenir ve ona aşık olur. Aliye tüm bunlarla tek başına mücadele etmek zorunda kalır.
Nişanlısı Kuvay-i Milliye görevlisi Tosun Bey’e ise tüm kalbiyle bağlıdır. Fakat köy halkı bunu görmezden gelerek Aliye’nin Yunan askeri Damyanos ile birlikte olduğunu söylerler.
Yunan ordusu sonunda geri çekilmek zorunda kalır, Türk ordusu zafer kazanmıştır. Sonuna kadar Cumhuriyet yanlısı olan şanlı Türk kadını Aliye Öğretmen ise ne yazık ki bunu görememiştir…
Yakup Kadri’nin Yaban’ını okuyalı yıllar geçse de ne zaman düşünsem tüylerim diken diken olur. Anadolu köylerindeki eğitimsiz Türk halkının cehaletinin ne denli büyük olduğunu, bunun sorumlusunun onları eğitmeyen aydın Türk kesim olduğunu öyle samimiyetle anlatmıştı ki, Halide Edib’in