》Kitap, Afganistan’da birlikte büyüyen iki çocuk olan Emir ve Hasan arasındaki dostluğu anlatıyor. Ama bu sıradan bir dostluk değil…
Biri zengin bir ailenin, diğeri bu ailenin hizmetkarının çocuğu. Aralarında sınıf farkı, toplum baskısı ve gizli duygular var. Bir gün yaşanan çok kritik bir olay, bu dostluğu tamamen değiştiriyor. Emir’in yaptığı (ya da yapamadığı) bir şey, hayatı boyunca peşini bırakmayan bir vicdan azabına dönüşüyor.
Yıllar sonra ise geçmişle yüzleşmek için geri dönmek zorunda kalıyor.
》Karakterlerin her biri içimizdeki başka bir ses gibi adeta:
Emir: Sevgiye aç olduğu için doğruyu bildiği halde susabilen, ama vicdanı susmayan bir karakter.
Hasan: Koşulsuz sadakatin ve saf iyiliğin neredeyse insanı acıtan hali.
Baba: Güçlü görünen ama aslında kendi hatalarının ağırlığını içinde taşıyan bir adam.
Assef: Kötülüğün ideolojiyle birleştiğinde ne kadar soğuk ve sistematik olabileceğinin sembolü.
Rahim Han: Emir’in içindeki iyiliği gören ve ona ikinci bir şans kapısı açan vicdan sesi.
》Kitaptaki dikkatimi çeken bazı detaylardan bahsedecek olursam:
Senin için bin kere…” cümlesi sadece sadakati değil, Hasan’ın kendini tamamen silip Emir’i merkeze koyduğunu gösteriyor. Bu, sevgi değil biraz da kendinden vazgeçiştir. Bu noktada ona hem kızdım hem öyle üzüldüm ki...
Uçurtma sahnelerinde Emir’in kazanmaya odaklanması, aslında Hasan’ı değil babasının sevgisini “avlamaya” çalıştığını hissettiyor. Yani uçurtma bir oyun değil, bir onay alma aracı gibi. Aile sevgisinin, bir çocuğun büyürken en çok ihtiyaç duyduğu şey olduğunu sonuna kadar hissettiriyor bu durum.
Emir’in o kritik olay sırasında “donup kalması”, korkudan çok içsel bir hesaplaşmanın saniyelere sığmasıdır. Okur bunu sadece korkaklık sanabilir ama aslında o an Emir, nasıl biri olacağını
Gece Yarısı Treni Matt Haig sevenleri üzmeyecek bir kitap, kurgu dili artık oturmuş bir yazar olduğunu görüyoruz. Beklentiniz nedir bu yazardan bilmiyorum ama edebiyatta yeni bir şeyler denemiyor. Kendisi oluyor, akışta pozitif ve hayatın farkındalığına dair yazıyor genelde. Elinizdekilerin kıymetini bilin temalı bir çok kitabı. Ben huzurlu anlatısını ve felsefesini seviyorum ama bu tarzı sığ bulanlar var. Gece Yarısı Kütüphanesini sevdiyseniz bu kitapta hoşunuza gidecektir. Bir çırpıda bitecek içinizin kasvetten şiştiği bir dönemde okuma arasına alabileceğiniz, içinde umut ve sevgi olan bir kitap aynı zamanda. Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar diliyorum.
Püsküllü ayraçlı kitapları çok seviyorum. Yayınevinin bu ayırıcı özelliği çok mutlu ediyor insanı.
Yine çok beğenerek okudugum bir kitapla geldim ..
Birinci Dünya Savaşı zamanları .Emily soylu bir ailenin kızı.Bir çiftlikte yaşıyorlar. Abisi savaşta ölmüş. Küçük kardeşi de difteriden ölmüş. Tek çocuk kalmış. Okul arkadaşı Clarissa orduya hizmet için eğitim alıp Fransa da hemşirelik yapıyor. Emily de istiyor ama ailesi izin vermiyor .
Yakınlarda ki yaralı askerlere annesiyle kek götürüyorlar. Orda Robbie ile karşılaşıyor. O bir Avustralyalı pilot .Yaralanmış ve tedavi görüyor. Emily dogumgününe onları da çağırıyor ve aralarında bir yakınlaşma başlıyor. Annesi bunu hoş karşılamıyor ve Robbie yi baska bir hastaneye sevkettiriyor .
Emily de devlete hizmet icin başvuruyor ama hemşire ihtiyacı olmadığı icin geri çevriliyor .Kadın Kara ordusu adlı oluşum yiyecek temin etmek için kurulmuş .Tarla işleri ,hayvan bakımı, çiftçilik. Emily ona katılıyor.
Asıl bir ailenin kızı oldugu belli oluyor o toplulukta. Ama o her şeyi öğrenmeye çalışıyor
Robbie yle de görüşmeye devam edip birlikte oluyor. Savaş bitince evlenme kararı alıyorlar.
Leydi Charlton malikanesine bahçeyi düzeltmek için işçi isteniyor .Emily Alice ve Daisy i alıp gidiyor .Orda harabe bir kulubeye yerlesiyorlar .Leydi suratsız bir kadın .Ama Emily in bir asilzade olduğunu öğrenince onunla konuşmaya, çay içmeye davet ediyor .Gitgide aralarında guzel bir arkadaşlık gelişiyor.
Emily kulübede bir sandıkta bir defter buluyor .16 .yy da yaşamış bir cadının o evde oturdugu anlaşılıyor. Sonra da bir ogretmen olan Susan oturmuş oda yazmış deftere .Köyde o ev lanetli olarak anılıyor. Defteri okuduktan sonra Robbie savaşta ölüyor ve Emily hamile oldugunu anlıyor .
Ve bundan sonrası hayatta kalma mücadelesi ..Savaşın çirkin
Mağara, Saramago'nun okuduğum 5. romanı oldu. En sevdiğim romanı Körlük'ün yanına, listenin en üstüne yerleşti. Öncelikle şunu söylemeliyim ki Saramago hayvan (köpek) doğasını çok iyi tanımış, belli ki onları uzun süre gözlemlemiş, onlarla birlikte yaşamış ve kafasında bu ilişki düzeyini sorgulamış. Elde ettiği düşünceleri kitabın tamamına cümle cümle yerleştirmiş ve ben hepsine katılıyorum.
Kitapta Platon'un mağara alegorisi ile kapitalizm eleştirisi, bir ailenin (yaşlı adam, kızı, damadı, köpeği) üzerinden çok başarılı verilmiş. Günlük hayatlarımızda hissettiğimiz sıkışma, uyum sağlama, devre uygun deveyi gütme durumlarında bir çıkış noktası arayanlar için yanıt bulunabilecek bir kitap. Buradaki aile deveyi gütmeyip diyardan gitmeye karar veriyor ve ellerinde bir şey kalmasa da umut içindeler..Mağara, bitirdiğimde güzel bir tat bıraktı bende..
MağaraJosé Saramago · Kırmızı Kedi · 2022142 okunma
Toplumun onaylamadığı bir aşkın sonu ne olur? İnsan sevdiği için nelerden vazgeçebilir? Kamelyalı Kadın'ı bitirdiğinizde bu soruların yanıtlarını da bulmuş olacaksınız. Roman saçına taktığı kamelya çiçeklerinden dolayı çevresinde kamelyalı kadın olarak bilinen Marguerite Gauiter isimli bir kurtizanın hayatına giren Armand Duval ile yaşadığı değişimi anlatıyor. Armand,Marguerite'e diğer erkeklerin aksine derin ve samimi bir aşk besliyor. Marguerite ise hem yaşadığı hayattan hem de hastalığından dolayı gencin aşkına karşılık vermek istemese de zamanla aralarında oluşan sevgi onu da etkiliyor. Kendilerine herkesten uzak sakin bir hayat kuruyorlar. Ama geçmişi peşini bırakmayan Marguerite,sevdiği adamın mutsuzluğuna sebep olmamak için kendini eski mutsuz hayatına mahkum ediyor.
Kitap, sade diliyle bir yandan insanın sevgiyle ne kadar değişebileceğini gösterirken bir yandan da ne kadar büyük bir sevgi olursa olsun hiçbir aşkın toplumsal baskıyla mücadele edemeyeceğini anlatıyor. Okurken zaman zaman Marguerite'e bazen de Armand'a kızacak ama en sonunda ikisi için de üzüleceksiniz.
Keyifli okumalar:)
Kamelyalı KadınAlexandre Dumas (fils) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201924,1bin okunma
Yaşadıkları tüm olumsuzluklara rağmen hâlâ dost kalabilen birbirinin destekçisi olan iki dostun -Tully ve Kate - romanı. Sonunda ağlayabilirsiniz. Keyifli okumalarr :)