Sevgi Sertel

Sevgi Sertel
Bursa
Almanya, 27 Şubat
375 okur puanı
Aralık 2015 tarihinde katıldı

Sevgi Sertel

, bir kitap okudu
7/10
·168 syf.··
Beğendi
·
4 günde okudu
·
2018 75. kitabı
Canan Tan
7.1/10 · 3.005 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·1248 syf.··
Beğendi
·
2018 74. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2018 17:58
Kitap gerçek hayat hikayesini anlatıyor. Ümit bey, önce kendi hayatını sonra eşi Duygu ile tanışmalarını, evlenme süreçlerini anlatarak başlıyor hikayeye. Sonrasında bir çocuk sahibi olmak için nasıl uğraştıklarını ve oğullarının doğumu ile nasıl mutlu bir aile oldukları ile devam ediyor.. Tam her şey mutlu, huzurlu, sevgi dolu giderken bir anda Duygu’nun karın ağrısı şikayeti ile hastaneyi gitmesi ve doktorun hatalı kararı sonucu Duyguyu ameliyat etmesinden sonra ölüme giden acı son… Çaresizlik içinde hastanelerde geçen aylar, tek bir organ ihtiyacı için beklemeye başlıyor çift. Ancak geçen zamanda organın bulunamaması sonucu bu seferde diğer organlara zarar verdiği için çoklu organ nakli bekleme süreci başlıyor. Sonrası çok acı çok :( Hastanelerde geçen 2 yıla yakın zaman… Her gün binbir umutla beklenen organlar… Zaman geçtikçe Duygunun günden güne zayıflaması ve kötüye giden durumu… Sayamadığım kadar çok ameliyat süreci… Tedavinin verdiği acılar… Oğullarından ayrı, evlat hasreti… Eğer organ bağışlama konusunda daha bilinçli bir toplum olsaydık, şimdi Duygu yaşıyor, Oğlu ve eşi ile mutlu hayatında devam ediyor olacaktı :( O hastaneden birlikte evlerine gideceklerdi… Ümit beyi bu konuda kutluyorum, kitabı okuduğunuzda organ bağışının ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlayacaksınız. Çaresizce bekleyen o hastaları ve onların yakınlarını daha iyi anlayacaksınız :( Ümit beyi ayrıca birde eşine verdiği o sonsuz destek içinde kutluyorum. 2 yıla yakın hastanelerde o acıları yaşamak, Duygu yemek yiyemediği için, tuvalette yemek yemesi, bir an olsun yanından ayrılmamak, çocuğuna hasret kalmak ve hasta bakıcı gibi eşinin tüm pansumanlarını, değiştirilmesi gereken asit torbalarına kadar her şeyi öğrenip kendisi değiştirmesi takdire şayan. Helal olsun Kuzey Ümit Mutlu
RefakatçiÜmit Mutlu · Kerasus Yayınları · 201844 okunma
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2018 73. kitabı
·
274 günde okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2018 20:27
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Sade bir dili var. Konusu itibarı ile insanı paramparça ediyor hikaye :( Ana karakterimizin yaşadıklarını anlatması ile başlıyor… 11 yaşında bir kız çocuğu… Çocuk diyorum ancak onun yaşamadığı pislik, eziyet ve rezillik kalmamış :( Ona bunları yaşatan en başta kendi öz annesi… Sonra abisi… Sonra toplumda ki her bir bireyden gördüğü aşağılanma, şiddet, taciz, tecavüz ve ve ve ve ve :( o kadar ki yaşadıklarının sınırı yok !!! Ve tüm bunların yanında o minik kız kendince mutlu olmaya çalışıyor… Kirpiklerinin gölgesinde :( Ah paramparça oldum yeminle :( Off off offf yüreğiniz kaldırabilirse okuyun..
Kirpiklerimin GölgesiŞebnem İşigüzel · İletişim Yayınevi · 2010269 okunma
10/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2018 72. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2018 21:11
Bronz Atlının devamı olan hikaye kaldığı yerden devam ediyor. İkinci kitapta iki bölümden oluşuyor. Bir kısmında Alexander’in geçmişi ve adım adım yaşadıkları, diğer yandan da Tatyana’nın çektikleri, mücadeleleri ve yaşadıkları. O yaş da bir genç kız için kocaman bir yüreğe sahip, pes etmeyen güçlü yapısı ve iradesi ile zorlukların üstesinden geliyor. Gerçekten hayatta kalması bile mucize aslında. İçeriği hakkında bir şey yazamıyorum, zira açık vermiş olurum. Ancak bu kitabı da çarpıcı ve yaşanılanları hissedecek ve sizde onlarla birlikte kahrolacaksınız… Mutlaka okumalısınız.... 3. kitabı da varmış.. İlk fırsatta onu da okumak istiyorum….
Tatyana ve AlexanderPaullina Simons · Pegasus Yayınları · 2017779 okunma
10/10
·824 syf.··
Beğendi
·
2018 72. kitabı
·
6577 günde okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2018 21:11
Bronz Atlı aklımda yer eden kitaplardan oldu. 823 sayfa gözünüzü korkutmasın, bir çırpıda bitiveriyor. Kitap iki kısımdan oluşuyor ve çok akıcı ilerliyor. Elinizden bırakmak istemeyeceksiniz :) Olaylar 1941 yılında Rusya da geçiyor. Almanya’nın Leningrad’a açtığı savaş sonrası insanların yaşadıkları açlık, sefalet, soğuk ve her gün yağan bombalar :) Açlıktan ölenler… Soğuktan donarak ölenler, hastalığa yakalananlar ve bombalar sonucu ölenler… Cesetler sokaklarda öylece kalıyor… Komşularını, yakınlarını, ailelerini göz göre göre kaybedenlerin acısı ve çaresizliği. Ve tüm bu savaşın ortasında filizlenen aşk. Öyle bir aşk ki o zorluklara rağmen kendini değil de karşısındakini düşündürebiliyor… Önce can değil önce canan dedirtebiliyor… Ancak bu aşk imkansızlıklarla dolu… Birde sinir bozucu yan karakterlerimiz vardı tabi… Çok akıcı bir anlatım… Okurken içim parçalandı, o insanların yaşadıkları duyguları resmen hissettirdi yazar bana.. Üşüdüm…. Acıktım… Korktum… Çaresizlik yaşadım.. Sadece aşk romanı diyemeyiz bu kitaba… Tarih, Siyası entrikalar ve savaşın gerçek yüzü…. Çarpıcı bir sonla bitiyor… 2. Kitabına ara vermeden başlamak isteyeceksiniz… Okumayanlar kesinlikle okumalısınız…
Edebiyat
Bronz AtlıPaullina Simons · Pegasus Yayınları · 20161,561 okunma