Göçmen sorununu ve göçmen politikasında uygulanması gereken ile aslında uygulananı açık ve detaylı bir şekilde aktarmış Bauman. Avrupa ve Batı toplumlarında göçmenlere bakış açısına medyanın buna yer verişine, ülkenin başındaki yöneticilerin veya gelecekte gelecek olan yöneticilerin tutumuna kadar herşeyi gözler önüne seriyor.Bauman bize ahlakla olan savaşımızı hatırlatıyor. "Ahlaklı olmak demek özünde iyi ve kötü arasındaki farkı ve onlar arasında nerede bir çizgi çizileceğini bilmektir." Diyor. Meselenin bir diğer yanı ise bunca ayıbı örtecek cinsten olmasa da sanırım daha anlaşılabilir. Ulaşım araçlarında, yürürken, bir mekanda otururken ‘onları’ gördüğümüzde yüzümüzde beliren anlama gayretinin, ürkekliğin ya da kötüsü, mesafeyi korumakta ısrar eden nefretin sebebini ise şöyle açıklıyor Bauman: “Mahallelerimizde, şehrin caddelerinde ya da iş yerlerinde birlikte yaşadığımız insanları sıradan bir şekilde dost ya da düşman olarak ayırırız. Hangi kategoriye koyarsak koyalım, onlara nasıl davranacağımızı ve ilişkilerimizi nasıl idare edeceğimizi iyi biliriz. Oysa yabancılara dair bilgimiz onların hareketlerini okuyamayacak ve uygun tepkiyi ortaya koyamayacak kadar azdır.”