Şermin Yaşar / Söyleme Bilmesinler
Şermin Yaşar, Söyleme Bilmesinler’de, kalabalık bir ailenin ilk bakışta sıkı örülmüş gibi görünen nakışlarını ilmek ilmek çözüyor. Hem de roman kahramanlarına ayrı ayrı söz hakkı vererek yapıyor bunu. “Herkesin hikâyesini dinledin. Haydi, şimdi sen anlat: Aslında ne oldu, nasıl oldu?” diyor adeta. Karakterleri konuştukça çözülen bir sırlar yumağı, Söyleme Bilmesinler. Yumak çözüldükçe iplerin uçları nerelerden çıkmıyor ki.
Aile bağları nasıl düğümler atar insanların yazgısına? Anne babaların, çocukların omuzlarına yükledikleri onlara neler yapar? Hayatlarımıza vicdan azabı gibi oturanlar bir gün yerinden kalkar mı? Yanı başınızdaki o sıradan evlerde aslında neler yaşanır? Romanda bunların cevaplarını okurken acı bir gülümseme, hatta katran karası bir gülümseme belirecek yüzünüzde. Yazar, avuç içlerinden yazgılarını okumuyor insanlarının; kalplerinin kıvrımlarındaki sırları cesaretle döküyor kâğıda. Gülümsemenin acı yanını bilenler, göründüğü gibi olmayanla ve bir şeyin iç yüzüyle hesaplaşmaya cesareti olanlar için.
@şerminyaşar 'ı uzun yıllardır severek takip ediyorum, fakat kitaplarını almayı hep erteledim. Belki de doğru zamanın gelmesi gerekiyordu kim bilebilir.
#söylemebilmesinler hayatıma öğrencimin hediyesi olarak girdi ve #şerminyaşar ın okuduğum ilk kitabı oldu.
Anne, baba ,üç erkek çocuk, üç gelin. Emin, Ethem, Ekrem, eşleri, Hülya, Nurten, Sevgi ve torunlardan oluşan geniş bir aile düşünelim. Dışarıdan bakıldığında herkes sevgi, saygı içinde, mutlu mesut bir şekilde yaşıyorlar. Güçlü, sağlam bir aile bağları var, her şey yolunda Allah nazarlardan saklasın .
Peki bir aileyi içine girmeden ne kadar tanıyabiliriz? Ya da içinde olduğumuz ailemizi ne kadar tanıyoruz ? Şahsen kitabı okurken bu sorunun cevabını düşünmeden