📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Objektif gerçeklik veya 'gerçek dünya 'diye bir şey yok. Hiçbir şey mutlak değil. En büyük düşmanının yüzü en iyi arkadaşının yüzü olabilir. Birine trajedi olarak görünen bir hadise bir başkasına sınırsız olanaklar sunabilir. Hep neşeli ve iyimser olan insanları sürekli bedbaht olanlardan ayıran şey, yaşam koşullarının nasıl yorumlandığı ve değerlendirildiğidir."
Julian, "Bilgeler bana,ortalama bir insanın zihninden bir günde ortalama altmış bin düşünce geçtiğini söylemişti" diye ekledi. "Beni gerçekten şaşırtan şey,bu düşüncelerden yüzde doksan beşinin bir önceki gün düşündüklerimizle aynı oluşuydu."
"Ciddi misin?" diye sordum.
"Hem de nasıl. Kısır düşünme şeklinin yarattığı baskı bu. Her gün,çoğu olumsuz olmak üzere aynı şeyleri düşünen insanlar kötü zihinsel alışkanlıklara kapılırlar. Yaşamlarındaki onca iyi şeye odaklanmak ve bunları daha da iyileştirmeye çalışmak yerine,geçmişlerinin tutsağı olmuşlardır. Kimileri başarısız ilişkileri ve maddi problemleri nedeniyle kaygılıdır. Diğerleri mükemmel olmayan çocukluklarına öfkelidir. Bir kısmı daha da önemsiz konular yüzünden mutsuzdur; bu bir tezgâhtarın onlara davranışı veya iş arkadaşlarının kötü niyetle yaptığı bir yorum da olabilir. Zihinlerini bu biçimde çalıştıranlar kaygının yaşam güçlerini alıp götürmesine izin verirler. Zihinlerinde muciziler gerçekleştirme ve tüm duygusal,fiziksel ve evet,hatta spiritüel beklentilerini karşılamaya yönelik muazzam potansiyelini bloke ederler. Bu insanlar zihin kontrolünün yaşamın kontrolü olduğunu asla anlayamazlar.
...Ama yarından çekinmenin nedeni şimdiki zamanı inşa etmeyi bilmemektir ve şimdiki zamanı inşa etmek bilinmeyince, bunun yarın yapılabileceği söylenir, ama bu da berbat bir şeydir,çünkü yarının daima bugün olduğunu görmüyor musunuz?
......
Önemli olanın şimdiki zaman olduğunu kendimize söylemeliyiz: Şimdi, bir şeyi,ne pahasına olursa olsun,bütün gücümüzle inşa etmek.
Oysa şimdi biricik teknoloji üretim merkezi diye bilinen Batı âleminden teknoloji transferine girişen ülkeler, bu yoldan, aynı zamanda Batı kültürünü de transfer ettiklerinin farkında değilmiş gibi görünmektedirler. Oysa bu teknoloji aynı zamanda kendi hayat tarzını ve davranış kalıplarını da yedeğinde sürüklüyor. Kafalar bir örnekleştikçe, farklı kültürlerin insanları, eşyayı kendi kültürlerine özgü çerçeveler içinde algılamaktan iyice uzaklaşıyorlar. Batı kültürü, bölgesel kültürlerin maskelenmesine yol açarak onların yaşanılırlığını da önlüyor.