Sevmek de bir sanattır.
Puan vermedi·200 syf.··
2026 6. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 17:02
Sevme eylemi, içinde sevgiyi; kişinin kendi sevmesini barındırıyor. Aynı kökten gelen sevilme ise karşı taraftan beklenen bir duygunun eyleme geçmesi. Bizler başkalarını kontrol edemeyiz, öyleyse yalnızca yapabileceğimiz sevme işine, eyleyebileceğimiz sevme eylemine odaklanalım. Birini sevmek, bir şeyi sevmek esasında hem fizyolojik ihtiyaçlarımız kadar gerekli hem de sevilme ihtiyacımız yüzünden unutulmaya yüz tutmuş bir duygu. Ama yine de bir ihtiyaç… Erich Fromm bu ihtiyacımıza; güç, zenginlik ve başarı gibi doğrudan getirileri olan şeyler kadar önem verilmediğini söylüyor. Oysa yaşamın esası olarak değerlendirdiği sevme, tüm bunlara sahip olunsa bile gerçekleştirilemediğinde kişinin yaşamında boşluklara, bu boşlukları da kötü alışkanlıklarla doldurmasına yol açıyor. Anne sevgisinden, kardeş sevgisinden, tanrı sevgisinden ve evlada duyulan sevgiden bahseden Fromm, bu sevme ihtiyacını en temel örnekler olarak değerlendiriyor. Anne ile bir bütün olarak dünyaya gelen çocuğun, esas sevginin annesinin onun ayrı bir birey olduğunu kabul etmesi olduğunu değerlendiriyor. İşte en etkilendiğim nokta da burası. Bir anne için en zoru; Her gün uçmayı öğretmek için çabaladığımız kuşun bir gün uçmasından içten içe korkmak. Uçacağını bilmek, bunun için çabalamak ama yine de bunun zor gelmesi… İşte gerçek bir sevginin tohumları. Yakın zamanda bir serzeniş okudum: “Hiç sevilmemişiz arkadaşlar. Bir çiçek bile yabani otlardan arındırılmalı, su verilmeli, güneş görmeli. Bir çiçek kadar bile sevilmemişiz, yabani otlar gibi büyümüşüz.” Belki de sevmeyi bilmeyen ailelerimiz tarafından sevilmedik. Ama her mirası taşımak zorunda mıyız? Her ne olursa olsun sevmeye teşne olmalı, insanı sevmeli; herkesi sevmesek de her şeyde sevecek bir şey aramalıyız.
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 20207,9bin okunma
《 SEVME SANATI 》
Puan vermedi·200 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 21:50
Erich Fromm'un "Sevme Sanatı" isimli kitabı, sevme duygusunu çeşitli yönlerden irdeleyen bir yapıttır. Sevmenin sanat olduğunu ifade eden yazar, bu sanatı teorik ve pratik yönleriyle psikolojik, sosyolojik ve felsefi açılardan derinlemesine irdeler. Sanat nedir? Yapılan eylemi önemsemek, o işe dikkatle, özenle çalışmaktır. Sevmek sanat mıdır peki; kesinlikle sanattır. İçimizde doğal olarak bulunan bu duygu, özenle, sabırla duyguya yoğunlaşarak büyütülmeli, geliştirilmeli ve şekillenmelidir. Sevmek aslında tüm insanlığın kendinde geliştirmesi gereken bir duygudur. Huzurlu ve sağlıklı bir toplum için bu gereklidir. Çoğu insanın sevilmek istediğini anlatan yazar, aslolanın sevmek olması gerektiğini vurgular. Sevmek bir eylemdir diyen yazar, insanoğlunun, bu eylemi başkasından beklemek yerine, bireysel olarak gerçekleştirmesi gerektiğini anlatır. Sevgi eylemini bir sanat hâline getiren yolları ise şöyle sıralar: özen, sorumluluk, saygı, bilgi. İlk üç yol gayet açıkça anlaşılıyor. Bilgiyi ise yazar sevdiğimiz kişiyi tanımak olarak terennüm ediyor. Sevginin oluşması için kişinin karşısındaki insanı merak etmesi ve tanıması gerekir. Tanımanın, bilmenin olmadığı ilişkide sevgiden söz edilemez. Özellikle romantik ilişkilerde, bir insanı tanımadan devam ettirilen iletişimler yalancılıktan ve zaman hırsızlığından başka bir şey değildir. İnsan bilmediği kişiye sevgisini eylem olarak gösteremez. Sevgi dilde var ama eylemde yoksa, orada sevgi yoktur. Turgut Uyar’ın da dediği gibi “Gizlenen, gösterilmeyen, hissettirilmeyen sevginin zerre değeri, kıymeti yok gözümde. Bu duvar da beni çok seviyor olabilir, bilemem.” Daha sonra sevgi türlerine değinen yazar bunları; kardeş sevgisi, anne sevgisi, baba sevgisi, cinsel sevgi, kendini sevmek ve Allah (c.c.) sevgisi olarak açıklar.
Psikoloji
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 20207,9bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·200 syf.··
2025 3. kitabı
İletişim, modern çağın en çok konuşulan ama en az anlaşılan kavramlarından biridir. Teknolojinin sesimizi yükselttiği, fakat kalplerimizi susturduğu bir dönemde, “duymak” eylemi unutulmuş bir meziyet hâline gelmiştir. Psikolog Leyla Navaro, Gerçekten Beni Duyuyor musun? adlı eserinde bu kaybı yeniden gündeme getirir. Onun için iletişim, konuşmak değil; duymak, anlamak ve bazen yalnızca sessiz bir varlıkla “yanındayım” diyebilmektir. Navaro’nun çağrısı, insan ilişkilerinin merkezine empatiyi değil, varoluşsal bir anlayışı yerleştirmeye yöneliktir. Leyla Navaro, yaşamını insan ruhunun kıvrımlarını çözmeye adamış bir uzmandır. Boğaziçi Üniversitesi’nde tamamladığı yüksek lisansın ardından 1989’da kurduğu Nirengi Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nde yıllarca bireysel, çift ve grup terapileri yürütmüştür. Fakat onu diğer psikologlardan ayıran şey, insanı bir “vaka” değil, bir hikâye olarak görmesidir. Bu yaklaşım, Martin Buber’in Ben–Sen ilişkisindeki varoluşsal temele denk düşer: Buber’e göre, insan ancak bir “Sen”e hitap ettiğinde gerçekten insandır; çünkü “Ben” ancak “Sen”le birlikte anlam kazanır. Navaro’nun anlayışında da iletişim, bir bilgi aktarımı değil, bir varlık alışverişidir. Yazar, iletişimi “sen dili” yerine “ben dili” üzerinden yeniden tanımlar. Bu dil, suçlamak yerine anlamayı, hükmetmek yerine paylaşmayı esas alır. Erich Fromm’un “sevgi bir etkinliktir” tespitini hatırlatırcasına, Navaro için empati pasif bir duygu değil, aktif bir eylemdir. Dinlemek, bir başkasının dünyasına geçici olarak yerleşmektir. Bu anlamda, iletişimin kökleri sadece psikolojiye değil, etik ve ontolojiye kadar uzanır. Navaro, çocuklarla kurulan iletişimi merkeze alırken aslında tüm insan ilişkilerini sorgular. Bir çocuğu dinlemek, onu düzeltmeye kalkmadan, varlığını anlamaya
Gerçekten Beni Duyuyor musun?Leyla Navaro · Remzi Kitabevi · 20191,504 okunma
Puan vermedi·280 syf.··
Beğendi
·
2025 88. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2025 07:20
Pınar İlkkaracan’ın derlediği “Müslüman Toplumlarda Kadın ve Cinsellik” kitabı, Türkiye merkezli olmakla birlikte farklı Müslüman toplumlarda kadın bedeni, cinsellik, din, patriyarka ve modernleşme ilişkisini inceleyen çalışmadır. Kitap genel olarak , İslam toplumlarında kadının cinselliğinin sadece bireysel bir mesele değil, siyasal, kültürel ve toplumsal bir kontrol alanı olarak nasıl kurulduğunu, Müslüman toplumlarda kadın bedeni ve cinselliği hangi dini, kültürel ve toplumsal mekanizmalarla denetlendiğini anlama çabasındadır. Kitap, Müslüman Toplumlarda kadın cinselliğinin nasıl yaşandığını, bastırılan ya da yönlendirilen cinselliğin kadın kimliği ve toplumsal cinsiyetle ilişkisini göstermeyi hedeflemektedir. Bu bağlamda, kadınların cinselliği üzerindeki kontrolün dini değil, patriyarkal bir iktidar meselesi olduğunu vurgular. Yani din çoğu zaman bir gerekçe olarak kullanılır; ancak asıl belirleyici olan toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve erkek egemen kültürün yeniden üretimidir. Kitap bir derleme olduğu için farklı yazarlar tarafından kaleme alınmış bölümler içerir. Bu bölümler, farklı Müslüman toplumlarda (Türkiye, Mısır, Pakistan, İran, Filistin, Cezayir, vb.) kadının cinselliğini belli konular üzerinden tartışır: Evlilik ve namus kavramı, Bakirelik, bekâret kontrolü ve “iffet” söylemi, Aile içi şiddet ve cinsel kontrol, Cinsel eğitim ve tabu kültürü, Kadın bedeni ve kamusal alan, Feminist hareketlerin dinle ilişkisi. Her bölüm, kadının bedeni üzerindeki denetimin nasıl siyasal bir araç haline geldiğini gösterir. Araştırmacılara göre bahsi geçen toplumlarda, toplumsal cinsiyet birkaç temel boyutta ele alınabilir. a) Dinsel Söylem ve Patriyarka b) Kültürel ve Hukuksal Yapılar c) Namus, Ahlak ve Denetim Mekanizmaları d) Kadın Bedeni Üzerinden Kimlik İnşası e)
Müslüman Toplumlarda Kadın ve CinsellikPınar İlkkaracan · İletişim Yayınları · 2015181 okunma
9/10
·200 syf.·
Beğendi
·
2025 16. kitabı
Erich Fromm'un "Sevme Sanatı" kitabı, aşkın bir duygu olmaktan öte, öğrenilebilen ve geliştirilebilen bir sanat olduğunu vurgulayan, psikoloji ve felsefe alanında çığır açmış bir eserdir. Fromm, modern insanın aşkı genellikle yanlış anladığını ve onu genellikle bir "düşme" ya da "bulma" eylemi olarak gördüğünü savunur. Oysa Fromm'a göre gerçek aşk, aktif bir çaba, emek ve bilgi gerektirir. Fromm, sevginin sadece romantik ilişkilerle sınırlı olmadığını, aksine insan varoluşunun temel bir parçası olduğunu vurgular. Kitap boyunca saygı, sorumluluk, özen ve bilgi kavramlarını sevginin dört temel ayağı olarak işler. Birini sevmek, o kişinin benzersizliğini takdir etmek (saygı), ihtiyaçlarına karşı duyarlı olmak (sorumluluk), iyiliğini içtenlikle istemek (özen) ve onu gerçekten anlamaya çalışmak (bilgi) demektir. Fromm'a göre, birçok insan aşkı, kendilerine "uygun" bir partner bulma, yani karşılıklı çıkara dayalı bir alışveriş olarak görmektedir. Ancak gerçek aşk, bencilliğin ötesine geçerek, vermeye ve büyümeye odaklanır. Fromm, bireyin önce kendi benliğini tanıması ve sevmesi gerektiğini, ancak bu şekilde başkalarını da gerçekten sevebileceğini savunur. Sevme Sanatı, hem bireysel ilişkileri hem de toplumsal yapıları sorgulayan, düşündürücü ve zaman ötesi bir eserdir. Aşkı daha derinlemesine anlamak ve hayatlarında daha anlamlı bağlantılar kurmak isteyen herkes için okunması gereken bir başyapıttır. Meraklılarına şimdiden keyifli okumalar. Sevme Sanatı
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 20227,9bin okunma
Sevmek sadece başımıza gelen bir şey mi?
Puan vermedi·128 syf.··
2025 4. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2025 13:13
Yoksa öğrenilmesi gereken bir beceri mi?” Erich Fromm’un Sevme Sanatı kitabını okuduktan sonra bu soru, zihnimde yankılanıp durdu. Sevginin bu kadar konuşulduğu, idealize edildiği ama bir o kadar da yanlış anlaşıldığı bir çağda yaşıyoruz. (Bkz. 2024 yılında 186 bin kişi boşanmış) Fromm, tam da bu noktaya parmak basıyor: Sevmek, içgüdüsel değil; bilinçli bir eylem. Bu, düşününce hem umut verici hem de biraz ürkütücü. Çünkü eğer sevgi gerçekten bir sanatsa, yalnızca hissetmekle olmuyor. bir çaba bir emek gerektiriyor. Ama evet bu kadar mutsuz ve umutsuz ilişkilerin olduğu bir çağda bir şeyleri yanlış yapıyor olmalıyız bu doğal ve olağan olamaz, olmamalı. Fromm’un yaklaşımında beni en çok etkileyen şey şu oldu: “Sevgi, vermektir.” Modern dünyada sevgi, genellikle bir alışveriş gibi yaşanıyor. Sevdiğimizi sandığımız şeyin çoğu zaman, karşılık beklediğimiz bir sahiplenme, bir doyum, bir kimlik tamamlama çabası olduğunu ifade ediyor. Yani aslında, sevilmeye çalışıyoruz, sevmeye değil. Fromm, sevgiyi beş temel başlık altında inceliyor: kardeşçe sevgi, anaç sevgi, erotik sevgi, kendini sevme ve tanrısal sevgi. Bu sınıflandırma oldukça sade ama bir o kadar da çarpıcı. Ama en çarpıcı kısmı kendini sevme meselesiydi çünkü bizim toplumumuzda kendini sevme ayıplı bir hal, kusurlu bir düşünce gibi gösterildiğinden midir ? yanlış anlaşıldığından mıdır ? ya da anlatılmadığından mıdır bilmem becerebilenimiz çok az. Kibirle, kendini sevmek arasındaki farkı o kadar açık ve anlaşılır bir şekilde ifade etmiş ki ''kendini sevme''nin önemini net bir şekilde idrak ediyorsunuz. Tabii ki uyarıyor! kendini sevmeden başkasını sevmenin mümkün olmadığını söylerken, bunu kibirle karıştırmamamız gerektiği konusunda. Toplumsal eleştirileri de gayet güzel. Kapitalist düzenin insanın nasıl birer
Sevme SanatıErich Fromm · Altın Post Yayıncılık · 20127,9bin okunma