8/10
·736 syf.··
2026 165. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 15:25
Spoi var! Açıkçası ne demeliyim nerden başlamalıyım bilmiyorum. Çıktığından beri bu seriyle beraberiz seriye başlayalı yıllar oldu sahiden. Çok bağlandığım bi evrendi, özledikçe açıp baktığım, altını çizdiğim yerleri tekrar tekrar okuduğum kitaplardan biriydi. Bende yeri çok ayrı. Kitapla ilgili çok şey yazmak istiyorum ama ne yazacağımı da bilmiyorum tuhaf bi inceleme olacak gibi duruyor dksmsjems Galiba seriye duyduğum derin bağlılık yüzünden çok objektif olamayacağım yine de eleştirilmesi gereken yerlere değinmek istiyorum. Beni ilk rahatsız eden şey karakterlerdi. Mesela Daren, bu kitapta öyle boş hissettirdi ki sanki tek vasfı Nova yı sevmek gibiydi kalanında bomboş bi karakterdi. Çok bi şeyini okuyamadık yani. Nova ile aralarındaki ilişkiyi çok sevsem de karakter sadece bundan ibaretmiş gibi hissettirdi. Yine de şu novanın öldüğünü sandığı sahne çok güzeldi. Ve Ayzer. Yahu biz 3 koca kitaptır bu hanımın düşmanlığını okuyoruz neden Nova bir konuşma yaptığında hemen aa evet tamam ben sizin tarafınızdayım oldu? Evet ayzerin bizimkilere katılacağı belliydi ama pat diye olması bana çok saçma geldi. Bide şu tacı bölüşme sahnesi. Allah için bizim 3 kitaptır okuduğumuz ayzerin tacı gidip Arına vermesi mümkün mü? Karakter tacı ondan almak için savaştı zaten. Tamam bi karakter gelişimi bekliyorum yani elbette olacak ama herşey pat diye oldu bittiyse getirildi sanki. Arın hakkında da konuşmak istiyorum, yine bize bunca zamandır anlatılan vahşi ilahi lord tacı gidip Darene mi verdi? Bu taç sahnesi bence çok yanlış yazılmıştı. Konsey fikri mantıklıydı bende bekliyordum zaten ama benim fikrime göre sahne doğru yazılamamıştı. Yine de bir Türkün elinden böyle bir fantastik okumak gurur verici bir şey. Hataları olsa da eksikleri olsa da bu seriyi seven ve sevecek olan
Efsaneler ve LanetlerN. G. Kabal · Dex Kitap · 20241,753 okunma
Puan vermedi·140 syf.··
2026 5. kitabı
aslında akıcı ve merak uyandırıcı bir kitap ben biraz uzun sürede okuyabildim başladıktan sonra çok ara verdim ancak vaktim olduğu an iki günde bitirdim. valgus'un hikaye anlatıcılığının yazılış şeklini çok sevdim. kitabın başında 'sevmek' üzerine bir kitap okuduğumu sanıyorken birden bambaşka bir yere gitti hikaye. oldukça sevdim aslında ama bir yandan da sert olduğunu düşündüm, karısını öldürme sebebini hikayeyi anlattığı anda hâla meşru ve haklı görüyor olması ve keza kendi kuruntularını büyüterek kıskançlık duygusunda boğuluşu, tüm bunları kendi savından bağımsız düşünebilse belki savına daha faydalı olacağı fikri vesaire düşündürttü beni açıkcası. olay örgüsünden bağımsız kitabın ne anlattığına ilişkin tolstoy'un sonsözü beni daha çok şaşırttı galiba. yani bir başka hikaye gibi pozdnışev'in keskin bakış açısını okuyunca farklı oluyor ancak tolstoy'un anlatıcı gözünden değil daha ziyade pozdnışev'in düşüncesinden baktığı fikri enteresan geldi bana. ben anlatıcı sonda bir yorum yapar daha diyalog gibi ilerler ve pozdnışev'e yeni bir bakış kazandırır umuduyla okudum galiba sonuna kadar. beni şaşırttı biraz. kısacası severek okudum.
Kreutzer SonatLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201913,7bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Günlüğün Şiire Dönüştüğü Nokta
8/10
·220 syf.··
2026 53. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 11:39
Cahit Zarifoğlu’nun Yaşamak adlı eseri, günlük türüne edebi bir derinlik kazandıran, şiir, deneme, mektup, iç konuşma ve yer yer bilinç akışı tekniğini aynı metinde buluşturan özgün bir yapıttır. Bana göre yalnızca Türk edebiyatında değil, Dünya edebiyatında da benzeri az görüleceğini düşündüğüm bu eser, yalnızca bir günlük değil; bir şairin zihnine, ruhuna ve hakikat arayışına açılan kapıdır. Kitaba ilk başladığınızda yer ve tarih başlıkları sebebiyle klasik bir günlük okuyacağınızı düşünebilirsiniz. Ancak sayfalar ilerledikçe bunun alışılmış anlamda bir günlük olmadığını fark edersiniz. Zarifoğlu, yaşadıklarını kronolojik bir düzen içinde aktarmaktan ziyade, hafızasının çağrışımlarını takip eder. Böylece eser, bir hayat hikâyesinden çok bir ruh haritasına dönüşür. Okur; çocukluğuna, askerlik yıllarına, İstanbul’daki edebiyat çevrelerine, Anadolu gözlemlerine, Avrupa seyahatlerine, babasıyla ilişkisine, evliliğine, çocuklarına, sanat anlayışına ve inanç dünyasına dağınık görünen fakat bilinçli bir kurgu içinde tanıklık eder. Bu parçalı yapı, metnin en belirgin özelliklerinden biridir. Zarifoğlu’nun şiirlerine aşina olanlar onun dilindeki kapalılığı, yoğunluğu ve çağrışım gücünü bilir. Aynı yaklaşım Yaşamak’ta da kendisini gösterir. Onun metinlerinde karmaşıklık bir eksiklik değil, bilinçli bir tercihtir. Hayatı düz bir çizgi olarak değil; anılar, acılar, sevinçler, ayrılıklar ve manevî arayışların iç içe geçtiği büyük bir bütün olarak görür. Bu nedenle Yaşamak, olay örgüsüyle değil, ruhsal derinliğiyle okunması gereken bir eserdir. Bu tabii ki de zorlu okuma sürecini olumsuz yönde de etkilemektedir. Kitap boyunca anlattığı şehir yalnızca coğrafi mekânlar değildir. Her biri yazarın iç dünyasında başka bir kapıyı aralar. Bunu kitapta hissedebilirsiniz. İstanbul
Edebiyat
YaşamakCahit Zarifoğlu · Beyan Yayınları · 202011,2bin okunma
Bir Ömürlük Sessizliğin İtirafı
Puan vermedi·68 syf.··
2026 4. kitabı
​Kitabı elime aldığımda, bir kadının ömrünün son demlerinde, hiçbir karşılık beklemeden, sadece "anlaşılmak" adına yazdığı o satırlarla karşılaştım. Stefan Zweig, bu kısa eserinde aşkın en saf, en takıntılı ve en trajik halini; bir insanın, diğerinin hayatına ne kadar yakın ama aslında ne kadar uzak kalabileceğini tokat gibi yüzümüze çarpıyor. ​Okurken kendimi o kadının yerinde düşündüm. Birine tutkuyla bağlanmak, onun hayatının her ayrıntısını ezberlemek ama o kişinin sizin varlığınızı sadece bir "anlık heves" olarak görmesi... Bu, bir insanın başına gelebilecek en ağır hüzünlerden biri. O kadının, yazar R.'ye olan aşkı, bir gurur meselesi değil, aksine gururunu tamamen terk ettiği, kendini onun gölgesinde var ettiği bir ibadetti sanki. ​Zweig’ın kaleminden dökülen o cümlelerdeki sızı, insanın iliklerine kadar işliyor. Kadın, mektubunda aşkını anlatırken aslında kendi yalnızlığını inşa ediyor. Okurken, "Bazen birini sevmek, onu hiç tanıyamamak mıdır?" sorusu zihnimi sürekli meşgul etti. Karşımızdaki insanı gerçekte ne kadar tanıyoruz? Yoksa sadece biz ona kendi zihnimizde bir kişilik mi biçiyoruz? ​Kitabın sonunda, o mektup okunduğunda hissedilen o "geç kalmışlık" duygusu, boğazımda bir düğüm bıraktı. Her şey bitmiş, hayat sona ermiş ve geriye sadece kağıda dökülmüş sessiz bir feryat kalmış. Bu, sadece bir aşk hikâyesi değil; görülmemenin, duyulmamanın ve varlığının bir başkasının hayatında hiçbir iz bırakmadan yok olmasının yarattığı o derin boşluğun hikâyesi. ​Bitirdiğimde şunu anladım: Bazı aşklar kavuşmak için değil, sadece bir insanın ruhunda ömür boyu taşınacak bir "mühür" olmak için yaşanır. Zweig, bu kısa metinle aşkın büyüklüğünü değil, aşkın bir insanı nasıl hiç edebileceğini ve o hiçlikten nasıl bir sanat doğurabileceğini gösterdi bana.
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,8bin okunma
8/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
80 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 11:57
__İKİ MAVİ ARASINDA__ İki mavi arasında başkadır her şey Bir başka güzeldir, Anlayana kıymet bilene... İki mavi arasında yeşerir umutlar. Gözlerini iki mavi arasında açarsın. Kollarını açarsın olmadığı kadar. Bir başkadır sevmek iki mavi arasında. Yudumladığın çay, Bandığın ekmek, Dökülen yaş. Bakma sen sırtını dönen kıymet bilmezlere. Hele bir, gün doğumunda uyan da gör, Gör ki neler var, İKİ MAVİ ARASINDA... Bir daha seversin, Bir daha tutulur sevdaya yüreğin. Deli taylar gibi olursun, Bir daha doğarsın yeniden! Bir daha; Bir daha... İki Mavi Arasında, Aydın Köse’nin kalbinden ve kaleminden samimi ve naif bir dille okuyucusuyla buluşturduğu masmavi bir kitap. Deniz ve gökyüzü metaforu üzerinden sakin ve derin şiirlerle arka fonda çalan gitarla okuduğum bir kitap oldu benim için İki Mavi Arasında ilk okuma sebebim kitabın bütün gelirinin kız çocuklarının eğitimine bağışlanması oldu diye bilirim sırf bu sebep bile kitabı okumak yeterliyken içindeki bizden samimi sıcak şiirlerde manevi mutluluğumu ikiye katladı okumak isteyenlere keyifli okumalar diliyorum…
1000Kitap
İki Mavi ArasındaAydın Köse · Cinius Yayınları · 202517 okunma
Üç Yıl — Anton Çehov
8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 22:55
Üç Yıl — Anton Çehov Üç Yıl, ilk kez 1895 yılında yayımlanmış bir novelladır. Konusu: Bir tüccarın oğlu olan Laptev, yerel bir doktorun kızına aşık olur. Yulia, Laptev’i sevmek bir yana başta adeta ondan iğrenir. Ama gariptir ki yine de evlenirler. Kitabın genel hikayesi evliliğe bakış, kadın - erkek ilişkileri üzerine ilerliyor. Sevgisiz evlilikler, aşkın ömrü, zamanla değişen duygular, hayat, ölüm, ihanet, mutsuzluk gibi temaları var. Laptev karakterini başta sevmesem de sonradan kendini sevdirdi. Çünkü hikaye ilerledikçe Laptev’in daha bir olgun, idraki daha yüksek birine dönüştüğünü gördüm. Çehov’un bu novellası bana çok ince bir ruhla işlenmiş gibi geldi. İnsan duygularını, fikirlerini abartısız, ham şekilde ve büyütmeden gösteriyor. Düşündürüyor, bazen öfkelendirip bazen güldürüyor. Ayrıca eser Çehov’un en iyi novellarından biri olarak adlandırılıyor. Okurken tek şikayetim isimler nedeniyle kişileri bir ara karıştırmış olmamdır ama o da benim kendi kabahatim. :slight_smile: Kitabı okumak dönemin Rusyasına kısa bir yolculuk yapmak gibi hissettirdi. Klasikleri seviyorsanız, özellikle de Rus Klasiklerini seviyorsanız, okumanızı tavsiye ederim.
Üç YılAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20186bin okunma