Sevmek Bir Sanat Mıdır?
Puan vermedi·200 syf.·
2026 4. kitabı
"Sevgi de yaşamak gibi bir sanattır. Sevmek, özgürlük gibi cesaret ister." diye ekliyor Erich Fromm bu kitabında. Uzun zamandır okumak istediğim ve okurken her cümlesini doyumsamaya çalıştığım bu eser, beklentilerimi fazlasıyla karşıladı. Hatta bu platformda ilk incelememi yazmam için de beni teşvik eden kitap oldu. Kitabın yazarı olan Erich Fromm, yirminci yüzyılın en önemli psikanalistlerindendi. İnsan davranışı üzerinde sosyal ve ekonomik etmenlerin büyük bir etkisi olduğuna inanıyordu. "Sevgi öncelikle belirli bir insanla yaşanan bir ilişki değildir," der Fromm. "O, bir insanın, tek bir sevgi nesnesiyle değil, tüm dünyayla bağlantıda oluşunu belirleyen bir tutum, bir karakter yönelimidir." Bu kitabı okuma amacım; bize hep soyut bir olgu olarak öğretilen sevginin, somut durumlarda nasıl var olduğunu anlamaktı. Kitabı özetlememi sağlayan ve okurken notlar aldığım bazı kısımları sizlerin de beğenisine sunmak istiyorum: "Sevmek bir eylemdir; edilgen bir duygu değil. Bir şeyin içinde olmaktır. Bir şeye kapılmak değil." Anne, baba ve kardeş sevgisi koşulsuz sevgidir. Fakat ikili ilişkiler koşullu sevgidir ve sevgi türlerinin en farklı olanıdır. Kişi, bir insanı gerçekten sevdiğinde aslında tüm insanlığı sever; dünyayı ve yaşamayı sever. Eğer sadece sevdiği kişiyle kalıp kendini dünyadan soyutluyorsa, o insanı da gerçekten sevmiyordur. (Günümüzde bile hâlâ çok tartışılan bu konuya harika bir ışık tutmuş yazar. Birini sevdiğinde ona elinde bir mumla gidersin ve o kişi bu mum ışığını söndürmemeli. Aksine onu öyle bir yakmalı ki dünyayı, yaşamayı bir güneş parlaklığı kadar sevmelisin. Sevdiğin insan ışığını elinden alıyorsa, karanlıkta kalmaya mahkumsun demektir.) Sevgi emek ister. Emek verilen şeyler de sevilir. Sevdiğin insanla tüm duygularını paylaşabilmelisin diyor
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 20207,8bin okunma
sunset 28
6/10
·200 syf.·
2026 18. kitabı
birçokların aradığı ve anlamlandıramadığı sevgi kuramına sanatsal bir bakış. sevgi varoluşsal bir yaşam ihtiyacı mıdır yoksa bir çocukluk dürtüsü müdür? sevgi için neden herkes bu kadar çaba harcamakta? erich fromm'un sevgi sanatı olarak sunduğu bu disiplin bizim düşüncelerimizden bir o kadar uzakta... herkes sevmek için her zaman bir nesne olması gerektiğini savunur bir kişi, bir ilahi güç ya da kendimiz erich fromm'dan ayrı olarak bana göre her zaman temel bir nesne yoktur, bazı durumlarda nesne sadece bir anlam oluşturmak için karşımıza çıkan illüzyondur bu yüzden oluşan bu sevgi yanılgısı, içimizde romantize ettiğimizde oluşan duygular ve nefretle harmanlanan benliğimize bulut misali kabarır örneğin dışarıda yürüdüğümüzde insanlara ne gözle bakıyoruz? cehalet, iğrenme, acıma, nefret ve birçok karışık bilinçakışı ve bu anda hissettiklerimizin tutsağı olduğumuzu unutuyoruz etrafa duyulan nefret kişinin içine bulaşır sevgi bu kalıpları anlamlandıran görünmezliktir fakat insanın sevgiye tepkisi ve içten narsistik korku düşleri asıl perde arkasını görmesini engeller çünkü sevgi, aşk ya da tutku gibi bir durum değil bir bireysel süreç ve deneyimdir bu yüzden sevgi sadece çocukluk koşullanmalarıyla açıklanabilecek bir durum değildir o disiplinli eylemdir, kendinin yansımasıdır insanın kendine duyduğu sevgi freud'un tanımına göre bir libido dönüşümü değil karakter sürecidir erich fromm da freud'un bu çaplı görüşlerini başarılı bulsa insan biyolojisinin içsel derinliğini kavrayamadığı gerçeğini konusunda eleştiride bulunmuştur bu da arkaplanda bir o kadar haklılık barındırır bu noktada her zaman dürtüsel bir tanım eksik bir yaklaşım durumu olmaktadır peki, sevgi sanatı bir varoluş sebebi olabilir midir? sevgi, bir varoluş sebebi değil seçilip seçilmemesi gereken bir
1000Kitap
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 20207,8bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
《 SEVME SANATI 》
Puan vermedi·200 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 21:50
Erich Fromm'un "Sevme Sanatı" isimli kitabı, sevme duygusunu çeşitli yönlerden irdeleyen bir yapıttır. Sevmenin sanat olduğunu ifade eden yazar, bu sanatı teorik ve pratik yönleriyle psikolojik, sosyolojik ve felsefi açılardan derinlemesine irdeler. Sanat nedir? Yapılan eylemi önemsemek, o işe dikkatle, özenle çalışmaktır. Sevmek sanat mıdır peki; kesinlikle sanattır. İçimizde doğal olarak bulunan bu duygu, özenle, sabırla duyguya yoğunlaşarak büyütülmeli, geliştirilmeli ve şekillenmelidir. Sevmek aslında tüm insanlığın kendinde geliştirmesi gereken bir duygudur. Huzurlu ve sağlıklı bir toplum için bu gereklidir. Çoğu insanın sevilmek istediğini anlatan yazar, aslolanın sevmek olması gerektiğini vurgular. Sevmek bir eylemdir diyen yazar, insanoğlunun, bu eylemi başkasından beklemek yerine, bireysel olarak gerçekleştirmesi gerektiğini anlatır. Sevgi eylemini bir sanat hâline getiren yolları ise şöyle sıralar: özen, sorumluluk, saygı, bilgi. İlk üç yol gayet açıkça anlaşılıyor. Bilgiyi ise yazar sevdiğimiz kişiyi tanımak olarak terennüm ediyor. Sevginin oluşması için kişinin karşısındaki insanı merak etmesi ve tanıması gerekir. Tanımanın, bilmenin olmadığı ilişkide sevgiden söz edilemez. Özellikle romantik ilişkilerde, bir insanı tanımadan devam ettirilen iletişimler yalancılıktan ve zaman hırsızlığından başka bir şey değildir. İnsan bilmediği kişiye sevgisini eylem olarak gösteremez. Sevgi dilde var ama eylemde yoksa, orada sevgi yoktur. Turgut Uyar’ın da dediği gibi “Gizlenen, gösterilmeyen, hissettirilmeyen sevginin zerre değeri, kıymeti yok gözümde. Bu duvar da beni çok seviyor olabilir, bilemem.” Daha sonra sevgi türlerine değinen yazar bunları; kardeş sevgisi, anne sevgisi, baba sevgisi, cinsel sevgi, kendini sevmek ve Allah (c.c.) sevgisi olarak açıklar.
Psikoloji
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 20207,8bin okunma
8/10
·200 syf.··
2026 26. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 16:36
"Kişi, uğrunda emek harcadığı şeyleri sever ve kişi sevdiği şeyler için emek harcar." Sevmek bir eylemdir; edilgen bir duygu değil. Bir şeyin "içinde olmaktır", bir şeye "kapılmak" değil. En genel biçimiyle sevmenin etken yapısı, sevmenin almak değil öncelikle vermek olduğu biçiminde tanımlanabilir. Sevmenin bir şans değil herkesin öğrenebileceği bir sanat olduğunu savunuyor Erich Fromm. Sevmek aynı zamanda bir eylemdir diyor. Sevmek için ilgi göstermenin, saygı duymanın, bilgi edinmenin, öze inmenin, sorumluluk duymanın gerekliliklerine, bunların şart olduğuna dikkat çekiyor. Sevme sanatını iki adımda ele alıyor birincisi kuramda ustalaşmak, ikincisi ise pratiğe dökmek. Kitapta ise daha çok kuram üzerinde duruyor ve pratik kısmı size kalmış diyor. Bu sanatta ustalaşmak için sabır, disiplin, yoğunlaşma ve eksiksiz ilginin var olması gerektiğini vurguluyor. Varoluşumuzun en büyük nedenlerinden birisi sevmektir. Erich Fromm "Sevgi olmadan insanlık bir gün bile var olamaz." diyor. Sevmek için ilgi, bilgi, sorumluluk ve saygıyı ön şart olarak kabul ediyor. Sevgi nesneleri olarak Kardeşlik sevgisini, anne sevgisini, cinsel sevgiyi, kendini sevmeyi ve Tanrı sevgisini ele alarak açıklıyor. Özellikle anne baba sevgisi ayrımını ve Tanrı sevgisi konusunu uzunca açıklamaya çalışıyor. Sevginin yozlaşmasını kapitalist sistemin insanları etkilemesine bağlayarak, her şeyin metalaşmasıyla yanlış ve sahte sevme türlerinin ortaya çıkarmasından bahsediyor. "Sevmek, kendini karşılıksız olarak adamak, sevgimizin sevilen kişide de sevgi oluşturacağı ümidini taşımak demektir. Sevgi bir inanç eylemidir, inancı az olanın sevgisi de azdır." İnanç ve cesaretin, kendini adamanın ve sabrın sevme sanatında ustalaşmak için gerekli olduğunu iddia ediyor Fromm. Sevginin gelişimine yer vermeyen
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 20207,8bin okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 106. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 00:00
"SEVGİ VE CİNSELLİK" Sevgi ve cinsellik… İnsanlık bu iki kelimeyi yüzyıllardır bir elinde gül, diğer elinde bıçakla taşıyor. Çoğu düşünür bu iki gücü ya putlaştırdı (Platon’un kanatlı aşkı) ya da lanetledi (Kilise Babalarının günahkâr teni). Ama bir adam geldi, bu iki şeyin aynı madalyonun iki yüzü değil, filmin kendisi olduğunu söyledi: Sigmund Freud. Freud’un bu konudaki üç makale’sini okumak, bir şiiri okumak gibi değildir; bir fotoğraf stüdyosunda karanlık odaya kapanıp, banyo edilen bir fotoğrafı izlemek gibidir. O fotoğraflar netleştikçe kendi yüzünü görmeye başlarsın. Ve çoğu zaman hoşlanmazsın gördüğün şeyden. Freud’dan önce sevgi, âhlak felsefesinin konusuydu; cinsellik ise tıbbın. Freud her ikisini birden bilinçaltının odasına kapattı. Ona göre insan kendini ne kadar “medeni” sanırsa sansın, bilinçdışının duvarlarına kazınmış binlerce yıllık cinsel izler vardır. İşte bu yüzden Freud’u anlamak, bir arkeolog gibi kazmak değil, bir fotoğrafçı gibi geliştirmek gerekir. Çünkü o bize şunu anlatır: Sevdiğin her insan, aslında çocukluğunda karanlık odada bir anlığına ışık yaktığın bir yüzün yansımasıdır. O yüz, annenin yanağı olabilir; babasının gölgesi olabilir; ya da hiç verilmemiş bir tokadın havadaki izi. Freud’un en rahatsız edici tezi belki de şudur: Aşk dediğin o yüce, ilahi, kendini feda eden bağlanma hali, aslında libidonun (cinsel enerji) bir başkasının üzerine projekte edilmesidir. Romantik bir akşam yemeğinde gözlerinin içine bakan sevgilinin arkasında, aslında senin hiç çözemediğin bir çocukluk sahnesi vardır. Freud bu noktada merhametsizdir. Seni sen yapan seçimlerin, “özgür irade” dediğin o kutsal şey, aslında beşikten itibaren yüzüne tutulmuş bir projektörün ışığında şekillenmiştir. Ve o ışığın adı, cinsel meraktır. Tüm bu perdenin arkasında,
Edebiyat
Sevgi ve CinsellikSigmund Freud · Cem Yayınevi · 036 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 4. kitabı
Fromm’a göre sevgi, bir insana yönelen bir duygu değil; insanın hayata, kendine ve diğer insanlara yönelme biçimidir. Sevgi yalnızca bir duygu değildir. Bir düşünce, bir karar ve bir sorumluluktur. Çünkü duygular gelip geçicidir; ama sevgi, sürdürülmesi gereken bir eylemdir. İnsanların en büyük yanılgılarından biri, “nasıl sevebilirim?” yerine sürekli “nasıl sevilebilirim?” sorusunu sormalarıdır. Oysa sevmek, doğuştan gelen bir özellik değil; öğrenilmesi gereken bir sanattır. Ve bu sanat, tıpkı diğer tüm beceriler gibi emek, farkındalık ve pratik ister. Bu kitabı okuyunca anlıyorsun ki “ruh eşi”, “ruh ikizi” gibi kavramların tek başına bir anlamı yoktur. Çünkü bir insanda sevme yetisi yoksa, sevme sanatını bilmiyorsa, karşısına çıkan hiçbir “doğru insan” eksikliği tamamlayamaz. Mesele doğru kişiyi bulmak değil, doğru şekilde sevebilmektir.
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 20207,8bin okunma