Seni nereden tanıdım, nereden buldum bilmem.
İyi ki tanıdım, iyi ki okudum, iyi ki sevdim.
Bugüne dek eksikmişim fark etmemiştim. Şair gönlüm şiirlerinle tamamlandı.
En çok da süslü kelimeler kullanmadan aşkını haykırışını sevdim.
Asıl aşkı ben şiirlerinde buldum. Buldum da kaybettim...
Tanımakta, okumakta geç kaldığım; şimdi kitapların elimde bin parça...
" Sus, kimseler duymasın
Duymasın, ölürüm ha
Aymışam yarı gece,
Seni bulmuşam sonra.
Seni, kaburgamın altın parçası
Bir daha hangi ana doğurur bizi? "
Belki saatlerce, günlerce, aylarca düşündüm durdum bu satırları.
Sahi bir daha hangi ana doğurur bizi?
Hepimiz bulup da kaybetmedik mi kaburgamızın altın parçasını?
Bu yüzden kırık dökük değil miyiz ya zaten?
Kalp ağrılarımız bundan değil mi?
" Gelgelelim,
Beter, bize kısmetmiş,
Ölüm, böyle altı okka koymaz adama,
Susmak ve beklemek, müthiş
...
Kaç yol ağlamaklı olmuşum geceleri
Asıl, bizim aramızda güzeldir hasret
Ve asıl biz biliriz kederi. "
Hasretin, umudun, uzun uzadıya bekleyişlerin adamıydı Ahmed Arif. Ömrünü Leylasına adamıştı; hüznünü, kederini şiirlerine belki de gözlerine yansıtmıştı. Geceleri ağlamaklı, suskun, yalnız ama bir o kadar da umut dolu...