Burası benim güvenli alanım beni tanıyan çok kişi yok burada . Duygularımızı düşüncelerimizi tanımadığımım ortamda daha rahat anlatabilmem de ilginç geliyor. Bunun nedeni üzerinde çalışmalıyım. Bugün 6 Şubat depremin üzerinden iki yıl geçti. Hayatım sanki bitmeyen bir yokuştan aşağı yuvarlanıyor. Şehrimde enkazlar toplandı neredeyse . Kocaman bir şantiye alanı oldu. Ben bunları yazarken dahi çalışma seslerini duyabiliyorum. Evimiz bizim için son görevini tamamladı ve içinden yürüyerek sokağa çıkmamızı sağladı. Ben yaşadığım şehrin en şanslı insanlarından biriyim. Güvenli alanım olan arkadaşlarımdan birini aldı bu deprem benden.Çok özlüyor muyum evet. Bir sığınağım yok oldu.Kendimde hala anlayamadığım bir kopuş oldu. Hiçbir yerde eskisi kadar iyi mutlu huzurlu değilim. Duygularımı tam olarak hissedemiyorum. Buz gibiyim her şeyde. Bazen yalancı kahkahamın altına sığınıyorum. Evet yaşadığım yerde yaşam gerçekten zor. Ama buna karşı ne hissettiğimi bilmiyorum. Artık ben kimim ve neler yapmalıyım?
Çok iyi belirlenmiş bir amaç; danışanın kendi ifadesiyle olumlu bir anlam içerir, bir süreçtir ya da eyleme yöneliktir, burada ve şimdi şeklinde yapılandırılmıştır, ulaşılabilir, somut ve özeldir, danışan tarafından kontrol edilebilir.
Walter ve Peller Çözüm odaklı kısa terapi sürecini dört adımda karakterize edildiğini belirtmektedir:
Danışanların ne istemediklerini araştırmak yerine, ne istediklerini belirlemek.
Olayı patolojik olarak görmemek; danışanlara teşhis koymaya teşebbüs etmemek. Bunun yerine, danışanların zaten yaptıkları şeyler arasından işe yarar olanları araştırmak ve onları bu yönde ilerlemeler için teşvik etmek.
Eğer danışanların yaptığı şeyler işe yarar değilse onları daha farklı bir şeyler yapmaya teşvik etmek.
Son ya da tek bir oturum olsa bile her tarafı oturumunu kısa tutmak.