Şevval

Şevval

, bir kitap okudu
Puan vermedi·152 syf.·
2025 46. kitabı
Serkan Karaismailoğlu
8.6/10 · 6,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖

Şevval

, bir kitap okudu
Puan vermedi·236 syf.·
2025 45. kitabı
Beyhan Budak
8.6/10 · 7,5bin okunma
Bir iğne batsa, bir çakı ucu değse, bir kıvılcım düşse canı acıyan vücut, şimdi bu kadar kesip biçmeden niçin bir şey duymuyordu? Maktülün ruhlar alemine karışan ruhu, vücudun işkencesiyle hiç alakadar olmaksızın bu işlemi gökten seyir mi ediyordu? Ölüm kimyasal bir hadise miydi? Bir nefes kesilmesiyle iş ne kadar değişiyordu? Ölünün yüzünde daima hayatın sonunu yorumlayan anlam okur ve bütün dirilerin sonlarını görerek titrerdim. Fakat Raif Bey'in cesedini paraladıkça gözümüzde ölüm eki manasını kaybetmeye başladı. Bu vücudu lime lime parçalıyor, onun kadim sakini olan ruhun meskenini bulmamıyorduk. Ölümü ölüm yapan şeyin papazların duaları, dinlerin ayinleri ve kavimlerin defnetme hususundaki türlü türlü adetleri, inançları olduğunu anlıyorduk. İnsanlar öteki dünya için mezarlıklar inşa etmeseler, bu ölü şehirlerini kurmasalardı bir insan cesedi de çalı arasında kalıbı dinlendiren bir tilkininkiyle aynı olup ortadan kalkardı. İnsanlar sevgili ölülerini ne kadar büyük özenlerle mermer kutulara saklasalar, zamanın dişlerine kemirtmekten kurtaramazlar. Çünkü onun inkılapçı dişlerinin giremeyeceği korunaklıkta bir yer yoktur. Çünkü firavun cesediyle bir fare ölüsünün sonlarındaki eşitliğe zaman kefildir. Çünkü tabiat, bir vücuda verdiğini son zerresine kadar geri alan en müthiş bir alacaklıdır.
Sayfa 201 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu
Biz İstanbul'a gelmezden evvel kendimizi her şey biliyorduk. Fakat o diyara girince hiçbir şey olmadığımızı anladık. Bize derlerdi ki Doğu'da en cahil bir Avrupalı dehri geçinir. Başta şapka, bir deha ve hüner belirtisidir. Bu medeniyet başlığı altında Batı'nın pek çok beyinsiz kafaları, sürü sürü şarlatanları, ilim ve sanatın her şubesinde birer harika kesilmişlerdir. Avrupa'nın çavuşu orda kumandan gibi yaşar, sülükçüsü usta hekimlerden geçinir, yol amelesi birinci derece mühendis olur. Türk, etrafındakilere medeniyeti takdir edenlerden biri olduğunu ispat etmek için hanesini şapkalı mimara inşa ettirir. Nabzını şapkalıya uzatır. Parasını ecnebi bankalara yatırır. Alışverişini hep din ve milliyeti dışındaki ticarethaneler ile yapar. Türk, asırlardan beri kanını, etrafını saran hasımlarına emdirdi. Gafletle sülük tutundu. Nihayet bünyesi zayıf, vücudu hasta düşerek ölüm döşeğine uzandı. Onu tedaviye uğraşır görünenlerin sonunda birer cellat olduklarını anladığı gün reçeteleri yırtmaya, ilaçları dökmeye kalktı ama iş işten geçmişti. Bizim İstanbul'a seyahatimiz Türk'ün işte böyle şapkadan hile sezinlemeye, nefret etmeye başladığı bir zamana tesadüf etti.
Sayfa 180 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu
Birdenbire ışık muslukları kapandı. Ortalık simsiyah kesildi. Makinenin hırıltısıyla beraber perdede şekiller oynamaya başladı. Birkaç metre dikdörtgen bir yüzeye engin denizler, tepeleri bulutlara karışmış en heybetli dağ silsileleri, hudutlarına göz ulaşamayan nihayetsiz yeşil ormanlar, dünyanın en meşhur, en büyük şehirlerinin, en büyü parçalar, kıtalar içeren aynı saha, bazen içinde dört kişi sığamayacak kadar bunaltıcı bir odacık oluveriyordu. Hep bunlar fotoğrafya ile perspektif fenninin birleşmesinde cilvelenen mucizelerdi.
Sayfa 162 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu