Dünyada şimdi onunla yan yana bulunmamamız kadar mantıksız ve lüzumsuz ne vardır acaba? Hayat bir tesadüfler silsilesi imiş, âlâ! Fakat tesadüfün de kendine göre bir mantığı olmalı değil mi ya?
Bir çocuk dünyaya geliyor, kaderi daha o dünyaya gelmeden yazılıyor. Ben nerede hamile kadın görsem, kendimi tutamaz, ağlarım. İnsanın nasıl bir eve, hangi annenin kucağına geleceği ne kadar önemli.
"Onlar da bu oda gibi, bütün evleri gibi henüz nereye ait olduklarını bulamamışlardı. Onların içinde de besmele levhasıyla Sonya plağı yan yana duruyordu."
Afganistan'da kadın ve kız çocuğu olmak en iyi bu şekilde anlatılabilirdi. Yine sürükleyici, yeri geldiğinde ağlatan, nefesleri sıkıştıran bir roman (hatta çoğunluğunda sinirden yumruğunuzu ağzınıza gömdüğünüz). Anlatımı Khaled Hosseını'nin "Uçurtma Avcısı" kitabıyla benzer olması beni rahatsız eden tarafı oldu. Sürükleyici, güzel ama benzer karakterleri, benzer paragrafı okuyormuş hissi vermesi beni bu kitaptan alıp "Uçurtma Avcısı"na götürüyordu. Yine de Afganistan'da kadın olmayı gerçekçiliğiyle anlatan bir kitaptı.