Her bilgili kimseden bir şey öğrensen bile, yine hiçbir zaman öğrenmekten geri kalma.
Bölüm 4
Temeldeki esas sorunu hastalık algısı ve hastalık korkusu olduğunu fark ettim. İnsanlar fareyi yılan zannettikleri için etkileniyor. Bu durumda yapılacak en doğru şey, farenin yılan olmadığını ikna etmekti. 25 sene boyunca 30000 saatten fazla vaka dinlemiş, her 1.01 şeyler öğrenmiş deneyimli bir devlet hastanesi psikologu olarak zaman içinde fark ettim ki sorunların gerçek sebebi, kodlanmalarımız ve hatalı öğrenme yaşantılarımızdır. Sorun, algılarımız ve inançlarımız. Ve en derinde yatan hastalık inancımız. Bahsettiğim bu yol ve yöntemlerle, en insani süreçlerle hastalık inancı arasında kurduğumuz çağrışımsal bağlarımız. Benim modelime göre psikoloji aslında hastalık inancına verilen bir tepkidir.
Sayfa 83·Kitabı okuyor
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
3. Kadınlara eşit haklar tanıyan Medeni Yasa’nın kabulüne itiraz etmiyoruz, hatta bunu dayatan Batılı “düşmanlarımıza” teşekkür ediyoruz. Medeni Kanun’u adamlar Lozan’da dayattılar, çatır çatır kabul ettirdiler. Atatürk değil Hacı Abdülgaffar olsa yapacağı bir şey yoktu, kabul etmeye mecburdu. Lozan’dan daha yüz sene önce dayattıkları, berikilerin de pek itiraz etmeden kabul ettiği şuydu: Gayrımüslim tebaaya İslam hukukunu uygulayamazsın. Eğer İslam hukukunu sürdüreceksen gayrımüslimler için ayrı mahkemeler kurmak zorundasın. Bunların adil olacağına güvenmediğimiz için de gayrımüslim tebaan için kapitülasyon adı verilen ek güvenceleri kabul edeceksin. Lozan’ın kilit müzakere konularından biri buydu. Eski hukukunu sürdüreceksen, azınlıklar için eskisinden de beter kapitülasyonları kabul edeceksin, çünkü bu saatten sonra sana artık hiç güvenmeyiz dediler. Ankara da bunun üzerine, ehveni şer deyip, müslim ve gayrımüslime eşit olarak teşmil edilecek “laik” bir medeni hukuku getirmeye razı oldu. Olay budur. Kaldı ki İstanbul Darülfünunu’nun Hukuk Fakültesinde 1880’lerden beri Batı usulü medeni hukuk mecburi dersti. 1910’larda da memleketin en kalburüstü hukuk talebesinden 10-15 kadarı devlet bursuyla Lozan Üniversitesine gidip medeni hukuk tahsil etmişti. Yani memleket ortaçağ karanlığında kıvranıyordu da Atam geldi Medeni Kanun getirdi, yok öyle şey.
Sayfa 69 - Liber Plus Yayınları / Vatan kurtardı, halifeyi kovdu, daha ne?/ 29 Mart 2009
Düşünce
Ah, altın Gençlik! Ah, bu yorucu hayattaki tek kıymetli şey, sahip olduğumuzda ne kadar az değer veriyoruz sana ve seni kaybettiğimizde nasıl da yas tutuyoruz.
Sayfa 54·Kitabı okuyor
Nedensiz yere mutsuz olduğu günler vardı, sevinmeye de üzülmeye de değmezdi sanki hiçbir şey için, yaşamak ya da ölmek farketmezdi. Hayat tuhaf ve korkunç bir kargaşa, insanlarsa kaçınılmaz yok oluşa doğru körlemesine ilerlemeye uğraşan kurtçuklar gibi görünürdü gözüne.
Dindinha bir seferinde mutluluğun “yüreğimizde parlayan bir güneş”olduğunu söylemişti.Güneş her şeyi mutlulukla aydınlatıyordu. Eğer bu doğruysa, her şeyi güzelleştiren şey göğsümde pırpır eden yüreğimdi.