sevda

9/10
·56 syf.··
2019 1. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2019 16:24
Jack London'ın ilk 10-15 sayfada neler anlattığını tam olarak anlayamadığım, ama 10-15 sayfadan sonra sürükleyici bir şekilde kitabın içerisine girip bir solukta bitirdiğim, toplamda 50 sayfalık olmasına karşın içerisinde birçok kıssadan hisse bulunan derinlikli öyküsü. Öykünün konusu basit gibi görünse de Jack London'ın konuyu işleyiş biçimi ve kısacık bir öykü içerisinde birden çok mesaj vermesi takdire şayan. Basit olarak adlandırdığım konu ise şu şekilde: Akatan isimli yerde kabile reisi olan Naass, babadan oğula geçen bir "kan davası mirası"na sahiptir. Bu kan davası ise artık öyle bir hal almıştır ki, öldürenin neden öldürdüğünü dahi bilmediği,tamamen adetlere uymak amacıyla karşısındaki aileden birini öldürdüğü bir hale gelmiştir. Naass ise, artık bu anlamsız kan davasının bir son bulması gerektiğini, atalarının yaptığı hataların çocuklar tarafından çekilmemesi gerektiğini düşünür. Naass'ın bu düşüncesi o kadar güzel ve doğru bir düşüncedir ki, üzerine oturup konuşmak ve tartışmak gerekir. Hangi filmdeydi hatırlamıyorum ama hapishanedeki bir mahkum kendisine hangi suçtan dolayı mahkum olduğu sorulduğunda, "20 yaşındaki bir gencin işlediği bir suçtan dolayı mahkumum," diye cevap veriyordu. Bahsettiği 20 yaşındaki genç de tabii ki kendisinin gençliği... Peki 20 yaşındaki bir gencin işlediği bir suçu 40 yaşındaki bir adamın çekmesi ne kadar doğrudur? Sanırım üzerinde biraz düşünmemiz gerekiyor. Geçenlerde bir Ağır Ceza Mahkemesi'nde duruşma takip ediyordum. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın, yeni adıyla T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın müşteki(şikayetçi veya katılan) sıfatıyla takip ettiği bir davaydı. Davanın konusu ise, cinsel istismardı. Duruşma salonunda benimle birlikte duruşmayı takip eden iki kadın daha vardı. SEGBİS denen,
Bir Kuzey MacerasıJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202425,4bin okunma
sevda
Cinsel istismara anlık bir hata denmiş :)))))))
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
2/5
bu kitaba nasıl bu kadar yüksek puan verilmiş anlamadım. kitabın başından beri resmen mağara adamının ilkel dürtülerini ve sahipleniliciğini okudum. benim olacan, sahip olacam tavırlarındaki errrkeklere aşık edince fiziksel olarak güçlü yaratılan kadın karakterlerin hiçbir önemi kalmıyor. zaten böyle birinin davranışlarını bir şekilde iyimserleştiren cat'in sürekli savaş meydanlarına çıkarılması ve griffin'e göre daha güçlü gösterilmeye çalışılması bayağı zorlamaydı. insan gibi bir iletişim kurulmadan bir anda erkeksi geniş omuzlara aşık oldu, köle gibi bağlandı oradan oraya kargo paketi gibi taşındı mahremiyet desen 0. birazcık insan gibi davranılmaya başlanınca da stockholm sendromu yaşadı kız resmen. ayrıca cat özgürlüğü kısıtlanmış işkenceler görmüş güven eksikliği olan bir karakter değilmiş gibi geniş omuzlu ( burası önemli ) yakışıklı beta sintanın çok iyi biri olduğunu kabullendi ve gizliliği falan kenara attı hemen. burada rüyamda gördüm kehanet oldu tanrı seni bana göndermiş tatavası da samimi gelmedi. madem rüyanda gördün kızın senin kaderin olduğunu anladın etkilendin azıcık sohbet et cümle kur ikna etmeye çalış. ama yok. ben yapılması gerekeni yaparım, 3 yaşında bir kardeşim var seni ondan bile kıskanıyorum tripleri aşırı boğdu beni. daha sonra kawga döwüşle sağlanan bu iletişim-sizlik- cinsellikle giderilmeye çalıştı ve orada saldım artık. betimlemeler falan da o kadar wattpad tarzıydı ki gözlerimi devirip omuzlarımı silktim okurken. ( savaş sahneleri fena değildi gerçi o kadar abartmayalım ) sadece ana karakterler üzerinden dünyayı ilerletmemek için sevilesi 3 erkek yakışıklı kaslı fenasal sadık dostlar da konmuş ama bunda bile ilişki gelişimi yoktu. vav sivri dil mi diyip bir anda bağlandılar kıza. normalde olay örgüsü güzel gittiği sürece sinir
Ateşin VaadiAmanda Bouchet · Yabancı Yayınları · 20221,325 okunma
sevda
yuhh çok iyi inceleme öpim mi bi kere
Yazar İsimlerini Doğru Telaffuz Etme
30 yıldır edebiyat eleştirmenliği, yazarlığı, çevirmenliği ve eleştirmenliği yapan Oğuz Aktürk, telaffuzları sürekli yanlış edilen Albert Camus, Friedrich Nietzsche, Gabriel Garcia Marquez, Franz Kafka, Virginia Woolf, Zülfü Livaneli gibi yazarların isimlerinin doğru, akademik, entelektüel ve profesyonel bir şekilde nasıl telaffuz edilmesi gerektiğini sizlere sundu: youtu.be/1-X1fBpyzCI
Edebiyat
Poppyl⠀ོ isimli okura yanıt verildi
sevda
wnckeşxüeicksş
Puan vermedi·128 syf.··
2018 44. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Kasım 2018 18:01
Erkekler de ağlar... Dikkat toplum içinde okumayınız!! Hassas içerik Duygu selinde boğulabilir akıntıya kapılıp kaybolabilirsiniz Umut, dostluk, tahammül, vefa, samimiyet kavramları, içten pazarlık olmadan dolandırılmadan ustalıkla işlenmiş 128 sayfalık bir Şaheser. Zannediyorum ki bu kitaptaki uzun boylu iri akılsız adam ve küçük boylu zeki iki yakın arkadaş profili kendisinden sonraki birçok esere malzeme olmuştur. Dikkat ettiğimizde günümüzde bile bu ikili profili birçok filmde dizide karşımıza çıkmaktadır. Lakin taklitler aslını yaşatır... tabi aslından haberimiz varsa... ama olsun haberimiz olsun.. mahrum kalınacak bir kitap değil.. bu kitabı ruhunuzdan mahrum etmeyiniz... Son bir tavsiye; kitabınızın gözyaşlarınızla tahrif olmasını istemiyorsanız eğer, gözünüzle kitap arasındaki mesafeyi iyi ayarlayınız... İyi okumalar...
Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 2023211,6bin okunma
sevda
İçinde ağlamak geçen herhangi bir inceleme gördüğümde bile duygulanıyorum. Bu kitabın yeri çok ayrı ya benim için.