İnsan yüzü görmüyor, insan sesi işitmiyordum; gözler, kulaklar, tüm duyular sabahtan geceye, geceden sabaha kadar en ufak bir gıdayla beslenmiyor; insan kendisiyle, bedeniyle, masa, yatak, pencere, leğen gibi beş altı nesneyle çaresizce yalnız kalıyor, bu suskunluğun kapkara okyanusunda cam fanusunun altındaki dalgıç gibi, hatta dış dünyaya uzanan halatın koptuğunu, o sessiz derinliklerden bir daha asla çıkarılmayacağını sezen bir dalgıç gibi yaşıyordu.