...,bütün acılar korkaktır. Kendisinden daha güçlü olan yaşama isteği karşısında geri çekilir. Çünkü bedenimizin her hücresinde yerleşmiş yaşama isteği, ruhumuzdaki ölüm tutkusundan çok daha güçlüdür.
Ne kadar mustarip olursanız olun, güneş bu ıstırabın arasında er geç bir çatlak buluyor, oradan altın bir ejder gibi kayıyor. Sizi mahzeninizden çıkarıyor, bir yığın imkânı bir masal gibi anlatıyor. Sanki 'Bana inan, ben bir mucizenin kaynağıyım, her şey elimden gelir; toprağı altın yaparım. Ölüleri saçlarından tutup silker, uykularından uyandırırım. Düşünceleri bal gibi eritir, kendi cevherime benzetirim. Ben hayatın efendisiyim. Bulunduğum yerde yeis ve hüzün olamaz. Ben şarabın neşesi ve balın tadıyım.' diyordu.