Bayan Guinea’ya minnettar olmam gerektiğini biliyordum ama hiçbir şey hissedemiyordum. Bayan Guinea bana bir Avrupa ya da dünya turu bileti vermiş olsaydı da fark etmeyecekti. Çünkü nerede olursam olayım -bir gemi güvertesinde, Paris’te bir sokak kafesinde ya da Bangkok’ta- hep aynı sırça fanusun içinde kendi ekşimiş havamda bunalıyor olacaktım.
“Ağılın yanından geçtiğimde arkadaşları yalvaran gözlerle bana bakardı. İnekler, viyaklar, burunlarını yere bastırırlardı. 𝑂̈𝑧𝑢̈𝑟 𝑑𝑖𝑙𝑒𝑟𝑖𝑧, 𝑜̈𝑧𝑢̈𝑟 𝑑𝑖𝑙𝑒𝑟𝑖𝑧, 𝑢̈𝑧𝑔𝑢̈𝑛𝑢̈𝑧
Yakalandığınız için üzgünsünüz, derdim. Güçsüz olduğumu düşündüğünüz ama yanıldığınız için üzgünsünüz.”
... Benimki gibi, en umursamaz, en ilgisiz babalar bile ötekilerden farklı değildir. Çocuklarıyla hiç ilgilenmedikleri için vicdan azabı çekerler ve çocuklarının bu acıyı anlamasını, kendilerine acımasını beklerler!