O amansız pençesiyle yakama yapışıp, beni bir bez bebek gibi ileri geri salladı. Evet, o anda kırıverirdi istese boynumu, anlıyor musun Kenan Paşa? 'Ben hiç kimseyim ,' diye bağırdı sonra. Dudakları titriyor, güçlükle soluk alıyordu, 'Ben bir hiçim, ben bu milletin bir ferdi bile değilim. Onların iradesiyle hüküm giymiş bir mahkumum ben. Yüreğimden, vicdanıma zincirlenmişim...
Sayfa 151 - Timaş Yayınları, Hasan Can·Kitabı okudu
Etle tırnağı ayırırcasına acı veren o gidiş olmasaydı, bu aşk, aşk olmayacaktı aslında. Aziz Bey mecnuna döndü, daha çok gençti. Bundan daha büyük bir acı olamayacağını, sokaklarda Maryam'ın adını sayıklarken ölüp gideceğini sanıyordu. Ama bilmiyordu ki vücudun ruha ihanet etmediği anlar pek azdır. Ne çok ister insan büyük kederlerin ardından ölüp gitmeyi de, başaramaz. Ruh, başına kara bir hale takarak göğe yükselmek için çırpınır ama vücut dünyalıdır; yer, içer, yaşar.