"Öyle yalnızım ki," dedi. Samimiydi. Hasta bir yer vardı içinde, burkulmuş, o sözcüklerle dışa vurmuştu, ona bu denli katı davrandığım için utanç duydum.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kötü bir insandım. Ürkek bir yırtıcı, zavallı bir katildim. İyi yürekli insanların kırılgan hayatlarına kabus gibi çöken bir gölgeydim. İnşası yıllar alan tapınakları yakıp yıkan çirkin bir doğal afettim. Babamın bana olduğumu söylediği her şey ve daha kötüleriydim.
Herkesin beni sevmesini istiyordum. Bana annemin ve babamın vermediği sevgiyi vermelerini, bağırlarına basıp takdir etmelerini istiyordum. Görülmek, şefkat gösterilmek için yanıp tutuşuyordum. Neden kendi kendime hiç yetememiştim?
Garip bir mekandı. Gerçeklik dünyası ile ölüler diyarı arasındaki geçici bir yer gibi, pusluydu. Havanın açık ya da kapalı olduğu günlerde, gündüz ya da gece, aynı puslu hava varlığını koruyordu. Aomame oraya her gidişinde, kendisinin yolunu şaşırmış bir varlık, düşüncesiz bir misafir olduğu hissine kapılıyordu. Burası özel izin gerektiren bir kulüp gibiydi. Burada yaşayan kadınların yalnızlığıyla, Aomame'nin yalnızlığı tür açısından farklıydı.