Saçlarım o gece ağarmaya başladı, her şeye karşı güvenimi kaybettim, insanlardan sonsuza dek kuşkulanmaya başladım. Dünyevi ümitlerimi, sevinçlerimi ve beklentilerimi sonsuza dek yitirdim. Gerçekten hayatımda belirleyici bir olaydı. Alnımın şahından vurulmuştum, o yaram bir daha hangi insana yaklaşırsam yaklaşayım bana acı verdi.
"Öyle yalnızım ki," dedi. Samimiydi. Hasta bir yer vardı içinde, burkulmuş, o sözcüklerle dışa vurmuştu, ona bu denli katı davrandığım için utanç duydum.
Kötü bir insandım. Ürkek bir yırtıcı, zavallı bir katildim. İyi yürekli insanların kırılgan hayatlarına kabus gibi çöken bir gölgeydim. İnşası yıllar alan tapınakları yakıp yıkan çirkin bir doğal afettim. Babamın bana olduğumu söylediği her şey ve daha kötüleriydim.
Herkesin beni sevmesini istiyordum. Bana annemin ve babamın vermediği sevgiyi vermelerini, bağırlarına basıp takdir etmelerini istiyordum. Görülmek, şefkat gösterilmek için yanıp tutuşuyordum. Neden kendi kendime hiç yetememiştim?