Mümkün olduğunca spoiler vermeden çok kısa içeriğinden bahsetmek istiyorum:
Hüseyin Rahmi Gürpınar bu romanında bize eski bir köşkte geçen, batıl inanç ile akılcılığın çatışmasını anlatıyor. Köşkte yaşanan esrarengiz olaylar yüzünden herkes bir “cadı”nın varlığına inanmaya başlar; ancak yazar, olayları işlerken aslında hurafeleri, korkuları ve toplumun kolayca etkilenmesini eleştiriyor.
Ben okurken çok keyif aldım, gerek yazarın üslubu, gerek kurguladığı tema olsun her anlamda beni tatmin etti.
Yazarın temel amacı, geleneksel inanışlar karşısında pozitivist bir dikkati ön plana çıkarmak. Batıl inanışları eleştirel ve alaycı bir dille aktardığını görüyoruz. Bu yönü dışında bazı okumalarımda Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın gerek Cadı gerekse Gulyabani ile Türk Edebiyatında Gotik tarza korku temasını başlattığını ifade ettiklerini gördüm ve ben de bu görüşe katılıyorum. Geleneksel batıl inanışları olağanüstü ve korku ögeleriyle birleştirip ortaya çok keyifli bir gotik roman örneği çıkarmış.
Benim yorumlamalarım hem gotik edebiyatı hem de yazarı çok sevmemden ötürü biraz taraflı kaçabilir fakat kesinlikle şans vermeniz gereken bir Türk Edebiyatı klasiği.
İyi okumalar!