Arkadaşları ve bolca zamandan başka hiçbir şeyi yok onun. Ne parası ne güzel kıyafetleri ne oyuncakları ne evi ne de bir ailesi. Her gün onu merak edip yaşadığı eski antik tiyatro harabesine uğrayıp ona yemekler getiren ve onla konuşmaktan, oyunlar oynamaktan zevk alan insanlar onun ailesi olmuş. O insanların da hiçbir şeyleri yok. En azından birbirlerinden başka. Modern ve ciddi dünyadan uzak, sevgi, bağlılık kavramını henüz yitirmemiş, hayalleri çoook büyük insanlar onlar. Momoyu, Çöpcü Beppo’yu, Gigi’yi ve diğer karakterleri o kadar seviyoruz ki bu hikayeyi okurken keşke bizim hayatlarımızda da olsalar diyoruz. Yaşadığımız dünyada sevdiklerimize ve kendimize ne kadar az zaman ayırdığımızı, dünyadaki bu acımasız ama hepimizin uyması gereken sistemin gerçekliğini bir masal edasıyla anlattı bu kitap bize. Belki kitap mutlu sonla bitti ama dünyamız bu mutlu sondan çok uzak. Herkesin okuması gereken bir kitap. Çok az kitabı tekrar okurum ve bu kitap tekrar okuyacaklarım arasında olacak.
Bütün dinler insan ürünüdür.Bütün din alimleri,bilginler,uzmanlar,devlet adamları bu gerçeğin farkındalar,ama açıklayamıyorlar, çünkü din tüm toplumlar için genel bir çatı görevi görüyor.Bu çatı çökerse tüm toplumlar altında kalır!!!
Oktay İncesu