Yoksulluğun pençesinde ki sevgi, bağlılık ve çaresizlik. Paranın o zamanlar bile ne kadar değerli ve insan hayatını ne kadar etkileyen bir şey olduğunu açıkça ortaya koymuş Dostoyevski. İlk romanıyla mükemmel üslübunu gözler önüne seriyor İnsancıklar’da.
Geriye bakmak da korkutucu. Orada hep acı var, bir hatırayla bile kalbim iki parçaya ayrılıyor. Beni mahveden kötü insanlar yüzünden sonsuza dek ağlayacağım!
Genel anlamda Budizm hakkında ufak tefek bilgiler veren ve aynı zaman da sizi dünya görüşünüzü açık bir şekilde sorgulatabilen bir yapıt. Okurken düşünmenizi, anlamak isteme açlığını uyandırır kendisi. Budizm ekolünü romanlaştırarak bizlere sunar.
Her hikayesin de sizi istemediğiniz veya tahmin edemediğiniz bir şekilde şaşırtabilen bir niteliktedir Ay Işığı Sokağı. İnsanların hayatlarına bir pencereden onlara dokunmadan, fakat dahil olabileceğinizi bildiğiniz bir pencereden baktırır sizi. Ve nihayet her hikayenin sonunda aslında hiç birinin kendi hayatlarınızdan uzak olmadığını, her daim bilmemiz gereken bir son olduğunu gösterir bize farklı dillerde de olsa... Sevilmeyecek bir kitap değil, alıp kahvenizi bir köşede oturup sessizce, bıkmadan okuyabileceğiniz bir kitap. Okunulmalı...