Bugün de gelmedin Bugün de gelmedin İçimde bir şeyler kırıldı yine, duymadın. Kaçıncı sigara bu tütün kokan odada, kaçıncı gece? Duvarlar üzerime yıkılıyor, tavan daralıyor, Sen yoksun ve bu şehir nefesimi kesiyor. Yutkunamıyorum, boğazımda düğüm düğüm adın. Her ayak sesinde fırlıyorum kapıya, Her gölgede seni sarıyorum yarı uykulu kollarımla, Sonra yine o soğuk, o kapkara boşluk... Ama biliyorum, döneceksin. Başka çaren yok, kalbin sığmaz oralara, bilirim. Bu inanç olmasa, bu körü körüne adanmışlık olmasa, Ben bu yangının ortasında bir gün bile nefes alamam. Gebersem de bekleyeceğim seni, Çünkü sen benim sonumsun, biliyorum, döneceksin..
Aşk
Hiç bir cümleye sığmaz bazı kırgınlıklar. Sanırım susmak bunun için var…
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
ufak bir şiirim
GÜNEŞE SEVDALI SERÇELER Kırık bir kanat ucuyla dokunmak o yakıcı nûra, Zemheri ayazında, kendi yangınıyla ısınmaktır aşk. Toprağın sinesinden yükselip o en yüksek sûra, Bir damla çiğ tanesiyle, ummana kafa tutmaktır aşk. Güneş, bir altın mühür gibi asılıyken en tepede, Serçelerin kalbinde büyür o devasa ve dilsiz çığlık. Sıfatlar dökülür bir bir, lisan yorulur her hecede, Kendi küçüklüğünde, mutlak sonsuzluğu bulmaktır aşk. Biz ki; gökyüzünü bir hırka gibi sırtına geçirenler, Hiçliğin o ipekten ipinde, ölümsüzlüğü seçenler... Kendi meçhul destanını, kendi kanıyla emzirenler; Yandıkça küle değil, ebedî ışığa doymaktır aşk. Bakma cismimizin o narin, o ürkek duruşuna, Ruhumuzun vaveylası sığmaz bu dünya vuruşuna. Ezelden ebede giden o "tek" hecenin vuslatına, Sessizce diz çöküp, o meçhul destanla susmaktır aşk.
Şiir
Cihan padisahı Yavuz Sultan Selim, Şam yakınına otagını kurdurarak burada üç ay kadar kalmıs. Bir Türkmen kızı da, zaman zaman padisahın çadırına gelerek, otagın temizlik islerini yapar, hünkâr çadırını tertibe ve düzene sokarak sıradan gündelik islerle mesgul olurmus… Yine bir sabah temizlik için geldiginde, Sultan Selimi görmüs. Türkmen güzelinin gönlü sultana, su gibi anîden akıvermis gönlünü kaptırmıs ona.- Hani kalbin, her an bir halden baska bir hale geçmek, gibi anlamları da vardır ya- Zamanla kalbinin içini, ince bir sızı sarmıs genç kızın ve baslamıs kalbi için için göynümeye. Bir gün, gözü, hünkâr çadırının diregine ilismis. Diregin üst kısmına askın gücü ona, söyle bir satır yazma cesareti vermis: “Seven insan neylesin” Yavuz Sultan Selim, otagına yatmaya gelince, birden direkteki yazıyı fark etmis,” Bu da ne ola ki” diyerek uzun bir muhakemeden sonra, bir vehim ve bin endise derken… Almıs eline kalemi söyle bir satır da o düsmüs aynı direkteki dizenin altına. “Hemen derdin söylesin” Türkmen kızı, ertesi gün gelip baktıgında otagın diregine, sevincinden aglamıs, o küçücük kalbi heyecandan gögsüne sıgmaz olmus, yer de onun olmus âdeta gök de… Fakat koskoca cihan sultanına ilân-ı askta bulunmanın, atesle oynamak, ates girdabına bilerek atlamak gibi ölümcül bir tehlikesi de varmıs. “Varsın olsun bu ask, buna deger diye düsünmüs.” Aldıgı mesajı heyecanla hemen cevaplandırmaktan kendini alamamıs ama yine de içinde bir korku kurdu varmıs ki genç güzelin, yüregini her gün dis dis, burgu burgu kemiren… Askın gücü, zoru ve korkuyu nefes nefes yasayan o gencecik yüregin imdadına yetismis derhâl. Bir satır daha yazmıs aynı direge “Ya korkarsa neylesin” Yavuz sultan selim, aksam, çadıra döndügünde, not düstügü direkteki satır gelmis aklına. Bakmıs ve okumus ki
Şiir
Hangi yıldayız, hangi yolda, Karşımızda temmuz bakıyor, Mayıs ardımızda kaldı, Güneşlidir bugünümüz, Yüce tepelerde selam durur, Yere göğe sığmaz aşkımız..
"Istırabım sonsuzdur, tarife sığmaz hüznüm, Ben ki yazık mezara yaşarken gömülmüşüm..." Bir Delinin Anıları
Alıntı