Puan vermedi·80 syf.··
2026 87. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 23:19
Serendipçe (bu kelimeyi seviyorum) bulduğum bir kitap daha. Bulduğum diyorum çünkü ne yazar ne kitap hakkında hiçbir fikrimin olmadığı rastlantılar benim için bir buluş niteliğinde. Bu bir avazlık kitap, bir yolculuk hikâyesi…. Hem gerçek hem metaforik olarak. Neredeyse tamamının erkek olduğu bir gruptaki baş karakter kadının bu yolculukta uğradığı cinsel saldırıdan sonra yaşadığı içsel yolculuğu okuyoruz. Bu noktada yazacağım her kelime kitabın güzergâhını açık eden spoiler olur ki okuyucunun hakkına girmek istemem. Lâkin şunları söyleyebilirim. Karşılaşmalar, önyargılar, kibir, anlayışsızlıklar, paylaşılanlar, an’lar, anılar, benlik, hakikat çerçevesinde anlatısı cılız, üslubu şiirsel bir buluş ve kayboluş hikâyesi. Tahammülfersa sıcaklığa karışan envai türlü baharat, tütsü ve yasemin kokusuyla buhurdanlıklar, cembiyeler, rengahenk kumaşlara sarılmış masalsı bir doku… Düşün içinde bir düş… Anafikri : “İşittiğimiz her şey bir görüştür, gerçek değil. Gördüğümüz her şey bir perspektiftir, hakikat değil.” / Marcus Aurelius Ana fikrin baba fikri : Hiç kimse tesadüfen hayatımıza girmez. Kimi ders olmak için gelir, öğretir ve sessizce gider. Kimi ayna olur en derin yaraları, görülmeyen güzellikleri gösterir. Kimi ezâ kimi şifâdır. Kimi tebessüm olur kimi gözyaşı Kimi de kırar ki kırıldığın yerden çiçek de açabil diye Adenli Adam Clara Janés
Adenli AdamClara Janés · Everest Yayınları · 202324 okunma
Mevlânâ'da Ulûhiyyet Anlayışı
10/10
·236 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
Bazı kitaplar yeni bilgiler öğretir. Bazıları ise bildiğimizi sandığımız şeylere yeniden bakmayı sağlar. "Mevlânâ'da Ulûhiyyet Anlayışı" ikinci gruba giren eserlerden biri. Atilla Baran Can Çelebi bu çalışmasında Mevlânâ'nın Allah tasavvurunu, kelâm ilmi açısından incelemeyi amaçlıyor. Kitabın temel sorusu oldukça nettir: Mevlânâ'nın Allah'ın varlığı, birliği, isimleri ve sıfatları hakkındaki görüşleri İslâm düşünce geleneği içerisinde nereye yerleştirilebilir? Eser boyunca yazar, Mevlânâ'yı sadece bir şair ya da mutasavvıf olarak değil; aynı zamanda döneminin ilmî tartışmalarını bilen, kelâm, fıkıh, mantık ve felsefe alanlarına hâkim bir düşünür olarak ele alıyor. Bu yönüyle kitap, Mevlânâ'nın sadece Mesnevî'den ibaret olmadığını da hatırlatıyor. Kitabın dikkat çekici taraflarından biri, Mevlânâ'nın akıl ve vahiy arasında kurduğu dengeyi göstermesidir. Yazarın ortaya koyduğu tabloya göre Mevlânâ, ne aklı tamamen dışlayan bir anlayışa sahiptir ne de hakikati yalnızca aklın sınırları içerisine hapsetmektedir. Akıl onun için gerekli bir araçtır; ancak hakikatin son durağı değildir. Bu nedenle Mevlânâ, Allah'ın varlığına dair aklî delilleri kullanırken aynı zamanda keşf, tecrübe ve kalbî idrake de önemli bir yer verir. Eserde üzerinde durulan bir diğer konu ise Mevlânâ'nın Ehl-i Sünnet düşüncesiyle olan ilişkisidir. İnceleme sonucunda Mevlânâ'nın itikadî açıdan bütünüyle yeni veya farklı bir sistem ortaya koymadığı, genel hatlarıyla Ehl-i Sünnet çizgisi içerisinde değerlendirilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır. Bununla birlikte yazar, Mevlânâ'yı belirli bir mezhep ya da düşünce kalıbına sıkıştırmanın doğru olmayacağını da vurgular. Çünkü Mevlânâ'nın asıl kimliği bir kelâmcıdan çok bir mutasavvıftır. Kitabın sonuç bölümünde yer alan önemli tespitlerden biri şudur:
Mevlâna’da Ulûhiyyet AnlayışıAtilla Baran Can Çelebi · Kabalcı Yayınevi · 20252 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·136 syf.·
Beğendi
·
2026 59. kitabı
#neokudum Ne yazsa okurum dediğim yazarlardan biri olan Murathan Mungan, kelimeleriyle beni masallar diyarına götürdü, yine büyüledi. Lal Masallar, adından da anlaşılacağı gibi suskunlukların, dile gelmekte zorlanan duyguların ve içimizde sakladığımız hikâyelerin peşine düşen üç masaldan oluşuyor: Âzer ile Yadigâr, Muradhan ile Selvihan ve Ulak ile Sadrazam. Buradaki “lal” yalnızca konuşamamak değil; bazen bir aşkı, bir özlemi, bir yarayı ya da insanın içinde taşıdığı sesi farklı yollarla anlatmak demek. Mungan, masal geleneğinin büyüsünü korurken her hikâyenin içine insanın kendi yüreğine açılan bir kapı bırakıyor. Karakterler bazen söyledikleriyle değil; hissettikleri, sakladıkları ve kendilerini var ettikleri yollarla iz bırakıyor. İçlerinden beni en çok etkileyen Âzer ile Yadigâr oldu. Âzer’in sazında, Yadigâr’ın dokuduğu kilimlerde aynı duygu yankılanıyor: Yüreğin kendine ait dili. Muradhan ile Selvihan, sevdanın dile geldiği hâlde kader karşısında nasıl sınandığını anlatırken; Ulak ile Sadrazam, sadakatin, iktidarın ve insanın kendi içinde verdiği sessiz mücadelenin başka bir yüzünü gösteriyor. İlk iki masalda beni en çok etkileyen şey; aşkın yalnızca kavuşmakla değil, hissetmekle, hatırlamakla ve insanın kendini ifade etme biçimiyle de var olabileceğini görmekti. Belki de Lal Masalların en güzel yanı; bazen suskun kaldığımız yerlerde bile içimizde anlatılmayı bekleyen hikâyeler olduğunu hatırlatması.
Lal MasallarMurathan Mungan · Metis Yayınları · 20231,759 okunma
Canan Tan - Piraye
Puan vermedi·393 syf.··
2026 19. kitabı
Eser kahraman bakış açısıyla yazılmıştır, Piraye hikayeyi bizzat anlatır. Akıcı ve kolay okunan bir eserdi. Bu açıdan kitapçıların "çıtır roman" dedikleri kategoriye girer diye düşünüyorum. Piraye konservatuvarda tiyatro bölümü istese de diş hekimi babası buna izin vermez ve üniversitede o da diş hekimliği okur. Babası çok okuyan, entelektüel bir aydındır. Nazım Hikmet'in sevgilisi Hatice Piraye'den esinlenerek ablasının adını Hatice, onun adını da Piraye koymuştur. Piraye'ye göre onun içindeki edebiyat tohumlarının temelini bu olay atmıştır. Babası sol temayüllü bir adamdır ve Piraye de doğal olarak bu temayülle büyür. Diş hekimliği fakültesine başlar, Esin isimli kolej arkadaşı da aynı fakültede okumaktadır. O biraz daha hoppa ama eğlenceli bir kızdır. Arif isimli oldukça yakışıklı bir sınıf arkadaşları vardır. Bir gün derse geç kalan Arif'e not verme vesilesiyle Piraye ve Arif tanışırlar. Vakit geçirdikçe ortak noktalarının fazla olduğunu, ikisinin de şiir sevdiğini görürler. Birbirlerine şiir kitapları hediye ederler. Arif devrimci şiirlerin yanına sevgi şiirleri de sıkıştırmaya başlar. Birbirleriyle şiirleşmeye başlarlar. Yaz tatili gelip çatar ve ismini koymadıkları sıcak bir ilişkileri vardır. Piraye yazı bu sebepten biraz huysuz geçirir. Annesinin onun şiirleri sakladığı kutuyu bulmasıyla da aralarında komünist olduğu gerekçesiyle bir gerilim yaşanır. Çünkü bu en başta eğitim hayatı için problemdir. Ayrıca Arif'in memur çocuğu olması ve maddi durumunun iyi olmaması da başka bir sorundur. Her ne kadar Piraye o ana kadar bu ilişkiye kendini çok yakın hissetmese de çocuğu ve durumunu sahiplenir. Annesi durumu babasına da şikayet eder ancak babası ılımlı ve sevecen yaklaşır. Arif ailesine kızdan bahseder ve tanıştırmak ister ancak Piraye resmiyete Arif
PirayeCanan Tan · Doğan Kitap · 201650,4bin okunma
Şiir
10/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2026 61. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 09:14
Yazar Fatma Eser Ömeroğlu tarafından kaleme alınan “Zamanın İçinden Bir Eser” adlı şiir kitabı on bir yaşından elli dört yaşına kadar uzanan geniş bir zaman diliminde yazdığı 128 şiir yer alıyor. Eser, bir insanın yıllar boyunca değişen ruh hâlinin, olgunlaşan bakış açısının ve dönüşen dilinin izlerini taşıyan edebî bir yolculuk niteliğinde. Şair, çocukluk yıllarının saf ve içgüdüsel sesinden başlayarak hayatın biriktirdiği deneyimleri, aşkı, hüznü, yalnızlığı ve insan ilişkilerinin karmaşık yapısını samimi bir dille dizelere aktarıyor. Şiirlerde zaman zaman sade, zaman zaman yoğun bir anlatım tercih edilse de, eserin genelinde okuru düşünmeye sevk eden içten bir duyarlılık hissediliyor. Kronolojik sıralama sayesinde yalnızca şiirleri değil, şiirin ardındaki insanın yıllar içindeki değişimini de takip etmek mümkün oluyor. Zamanın insan ruhunda bıraktığı izleri, şiirin estetik diliyle görünür kılan samimi ve duygusal bir çalışma.
1000Kitap
Zamanın İçinden Bir EserFatma Eser Ömeroğlu · Cinius Yayınları · 20261 okunma
“Ne yazsa okurum" dediğim yazarın son kitabını okuyamadım
Puan vermedi·%40 (120/296 syf.)·
Evet, tam elli gündür elimde sürünen Neyi Bilebiliriz? romanını yarım bırakmaya karar verdim. Kitap, 2119 yılında geçiyor. İklim krizleri ve nükleer felaketlerle tamamen değişmiş bir dünyada, bir akademisyen 1990-2030 yılları edebiyatına ilgi duymaktadır. Tom Metcalfe isimli bu akademisyen, 2014 yılında yazılan ve dünyada tek bir nüshası kaldığı düşünülen gizemli bir şiirin peşine düşer. Kitabı bir türlü ilerletemeyişim içime dert olduğundan sebeplerinden bahsetmek istiyorum. Aslında bilimkurgu okumayı çok seviyorum. Fakat bu kitapta hem 2119 yılının distopik dünyasını hayal etmek hem de 2014 yılında hiç yaşamamış bir şairin, hiç var olmamış bir şiirinin peşinden koşmak zihnimi inanılmaz yordu. Muhtemelen bu benim zihnimin çalışma prensibiyle, kurguyu algılama biçimimle ilgili bir durum. Gerçeğe bu kadar benzeyen ama aslında tamamen kurmaca olan bu katmanlar arasında gidip gelmek beni çok yıprattı. Üstelik kitabın ritmi de çok dengesizdi; bazı bölümler ne kadar güzel ve akıcıysa, bazı bölümler de bir o kadar sıkıcıydı. Ne zaman o sıkıcı bölümlere gelsem kitabı elimden bıraktım. Sonrasında ya araya başka kitaplar girdi ya da "Bunu bitirmeden diğerine geçmeyeyim." diyerek kendimi kapattım. "Bugün okurum, yarın ilerlerim." derken kitap tam elli gündür sürüncemede kaldı. Sonuç olarak bu inatlaşmaya bir son veriyorum. Kitabı hakkıyla okuyup bitirebilenleri de gönülden tebrik ediyorum.
1000Kitap
Neyi Bilebiliriz?Ian McEwan · Yapı Kredi Yayınları · 202621 okunma