En güzel deniz;henüz gidilmemiş olanıdır,
En güzel çocuk;henüz büyümedi.
En güzel günlerimiz henüz yaşamadıklarımız, ve sana söylemek istediğim
en güzel söz; henüz söylememiş olduğum sözdür.
...
Ah bu türküler köy türküleri
Olgun bir karpuz gibi yarılır içim
Kan damlar ucundan mürekkep degil
İşte söz, işte ses, işle biçim.
Uzun kavak gıcım gıcım gıcılar
İliklerine kadar işlemiş sızı
Artık iflah olmaz kavak agacı
Bu türkünün yüreginde sancı var.
Ah bu türküler köy türküleri
Ne düzeni belli ne yazanı
Altlarında imza yok ama
İçlerinde yürek var
Cennet misali sevişen
Cehennemler gibi dögüşen
Bir çocuk gibi gülüp
Magaralar gibi inleyen
Nasıl unutur nasıl
Ömründe bir defa Kfızım'ın türküsünü dinleyen.
Şair kendi hassaslığını, kendi vatanperverliğini kendi üstünlüğünü haykıran bir egoisttir. “Siz duyamıyorsunuz. Ben ince hisler ve şairanelikle duyuyorum. Siz söz söylemesini beceremiyorsunuz, ben ölçülü biçimli ve ahenkli laflar uyduruyorum. Velhasıl ben söylüyorum. Sizler de benim söylediğim sözleri muska yapıp boynunuza asın, şarkı yapıp mırıldanın ve ayatı kerime gibi okuyun!” demek ister.